10.05.2017, 10:25

REZERVUAR KOVBOYLARI

Quentin Tarantino’nun her filmi şatafatlı bir şekilde girer vizyona. Son filmi olan “The Hateful Eight” ise biraz daha farklı bir şekilde adından söz ettirdi. Filmin senaryosu çalındı ve neredeyse herkese e-mail üzerinden ulaştı senaryo. Bana da geldi ama ben okumadım. “İşim gücüm yok onu mu okuyacağım? Çeksin izleriz…” şeklinde yaklaştım. Ancak bu senaryo sızıntısının ardından Tarantino filmi çekmekten vazgeçtiğini duyurdu bu hayranlarını derin üzüntüye boğdu. Ben ise sadece bir “tüh” çektim. Çünkü “İşim gücüm yok ona mı üzüleceğim?” dedim. Rahat bir adamım ben demek ki. Velhasıl sonu değiştirildi falan derken bir şekilde film çekildi ve artık gösterimde. Tarantino’nun sürekli çalıştığı oyuncular olan Samuel L. Jackson, Kurt Russel, Michael Madsen ve Tim Roth var. Bu isimlerin yanına Jennifer Jason Leigh, Walton Goggins, Channing Tatum eklenmiş ve o alışılageldik Tarantino ekibi havası yakalanmış. Filmin konusuna değinecek olursak: Kar fırtınası sebebi ile bir dükkana sığınan sekiz( acaba sadece sekiz mi?) anti-kahramanın muhabbetini izliyoruz. Anti-kahraman diyorum çünkü karakterlerin tamamı tekinsiz. Muhabbetini izliyoruz dedim çünkü film klasik Tarantino filmlerinden bile daha fazla diyalog içeriyor. Hatta Rezervuar köpekleri filminin o up uzun açılış diyaloğu The Hateful Eight filmi için sıradan bir diyalog. Ben böyle uzun muhabbetlere en çok da saçma sapan deli muhabbetlerine bayılan bir adam olduğum için filmden aşırı derecede keyif aldım. Dar alan gerilimlerini, kısıtlı mekanlarda çekilen ve seyirciye karakterleri çözme görevi verilen filmleri de çok sevdiğim için tekrar tekrar izleyeceğim bir film çıkmış ortaya. Filmde Tarantino’nun direk müdahaleleri mevcut. Yani sürekli bu film benim filmim hatırlatmasını yapıyor. Zaten Tarantino sineması hiç bir zaman gerçekçiliğin peşinde koşmadı ve bu haliyle kendine önemli bir yer edindi. Yine her filminde olduğu gibi bunda da alt metin oldukça güçlü. Tarantino hem kanunların yürütülme biçimini eleştiriyor hem kuzey güney savaşının ardından Amerika atmosferini anlatıyor hem de ırkçılığa değiniyor. Abraham Lincoln adı ise filmde birleştirici bir öğe olarak geziniyor. Filmin büyük bir bölümü diyaloglar üzerinden şekillenirken bir nokta sonra yerini kanlı sahnelere bırakıyor ve ne kadar gevezelik varsa bir o kadar da kan var. Oscar ödüllerinde major dallarda adaylık alamasa da gerçekten güzel bir film çıkmış ortaya. Tarantino artık tiyatro yazacağını ve film yapmayacağını açıklamıştı ve o zamandan beri böyle bir film bekliyordum. Gerçekten de film bir tiyatro izliyormuşsunuz havasını fazlasıyla veriyor. Özellikle kapının açılma ve kapanma sahnelerine bayıldım. Alışılageldik bir western beklemeden gidin ve bu rezervuar köpekleri ile kardeş olan Tarantino filmini görün diyorum. İyi haftalar iyi seyirler.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@