10.05.2017, 10:30

PATLAYAN BOMBALAR

Altı aydır Emniyet Müdürü atanamayan Başkent’te Ankara Garı ve Genel Kurmay Kavşağı’ndaki patlamalara pazar günü Kızılay patlaması eklendi. Vatandaşın can güvenliğinden sorumlu olan hükümet bir kez daha sınıfta kaldı. 6 ayda 3 büyük patlamada büyük can ve mal kayıpları varken bu sorumluluğu hisseden, yüklenen ne yazık ki yok. ABD elçiliklerine uyarı yapıyor ve böyle bir patlamanın olacağını bildiriyor. Olay oluyor MİT, Genel Kurmay Başkanlığı’nın, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve Jandarma’nın uyarıldığını açıklıyor. Eylemin olacağı bilinirken tedbir alınamıyor. Can güvenliğini sağlayamayan hükümet ve yetkililer toplantı yapmaktan, haber alma özgürlüğünü kısıtlamaktan ve teröre lanet mesajları yayınlamaktan başka bir şey yapamıyor. Üstelik uzun süredir beklenen Emniyet Müdürleri ve Valilik atamaları ile ilgili kararnameleri bir türlü yayınlayamıyor ve koskoca Başkent ikinci sınıf sayılan Emniyet Müdürleri’ne teslim ediliyor. Bunlar da gösteriyor ki bazı ihtiraslar ve çekişmeler vatandaşın can güvenliğinden daha önemli bir hal almış. 103 can Ankara Garı’nda, 28 can Genel Kurmay Kavşağı’nda, sayıları şimdilik 37 can olarak açıklanan Kızılay patlamalarında yitirilenlere 300 ün üzerinde yaralının eklendiği düşünüldüğünde bu sorumluluğu taşıyor olanların hala görevde duruyor olması ise daha vahim bir olay olarak sırıtıyor. Saldırılar sonrası yapılan teröre lanet beyanlarıyla teröristlerin cayacağını beklemek gafletine millet de çekiliyor. Siyasetçisinden halka, TOBB’dan TÜSİAD’a, Barolar’dan Hakim’ine Yargıcı’na, Tüccardan Esnafa el ele vererek büyük mitingler yapmak yerine kınama mesajları tercih ediliyor ve tek yürek olmanın önüne geçiliyor. Başta böyle bir eylemin olacağını haber verdik diyen MİT’in görevi sadece haber vermekle mi sınırlı yoksa tespit etmek mi sorusu da kafaları kurcalıyor. Yasaklarla engellenen haber alma hakkı darbe dönemlerinde bile görülmeyen bir acziyeti ifade ediyor. Çözümdü açılımdı derken görülen Başkanlık ve yasasında Türk adı geçmeyecek sözde Yeni Anayasa rüyasına derhal son verilerek tek vücut halinde vatana ihanetin bedeli olan idam cezasının gündeme getirilmesi şart oluyor. Türk tipi kadın yerine Türkün anladığı kanunları uygulamaya sokmaktan başka çıkar yol görünmüyor. Allah Milletimize böyle acılar yaşatmasın diyeceğim ama 6 milyar avroya vatan sahibi yapılacakları düşündüğümde ALLAH beterinden saklasın demek düşüyor.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@