10.05.2017, 09:40

Pandoranın kutusu…

Ülke ve dünya gündemini takip edenler, başlığa bakıp lafı nereye getireceğimizi çoktan anladı. Tabii ki; referandum sonucuna göre Avrupa Birliği’nden çıkma arifesine gelen İngiltere’ye getireceğiz. Doğrusu şu ya; İngiltere, tam anlamıyla girmediği AB’den nasıl çıkacak, anlayan varsa beri gelsin. Sen para birimini değiştirmeyip, “Ben sterline devam ederim” diyeceksin. Vize serbestisini kabul etmeyip, “Schengen’e asla evet demem” diye tutturacaksın. Ardından da, “Ben sadece işime gelen AB yasalarını uygularım” dayatmasında bulunacaksın. Sonra da, “Halkım istemiyor” diyerek, gerçekte zaten “girmediğin yerden” çıkma kararı alacaksın. Soğuk İngiliz şakalarından biri de bu olsa gerek. İşin ilginç yanı; İngiltere’de yapılan referandum sırasında, yoğun biçimde anti Türkiye propagandasının yapılmış olması. Ülkenin pek çok bölgesinde, “AB’ye Türkler geliyor, kararınızı ona göre verin!” şeklinde atılan sloganlar, bir bakıma, aslında İngilizlerin bilinçaltlarından bir türlü çıkarıp atamadıkları korkuyu da net biçimde gözler önüne sermiş oldu. Hemen arkasından AB Liderlerinden İngiltere’ye gelen, “Referandum kararını bir an önce uygulayın” resti ise mağrur İngilizlerin burnu büyük dünyalarını alt üst etmeye yetti. Aynı liderlerin, AB üyeliğinin devamı için İngiltere ile yeniden müzakere sürecine girilmeyeceğini açıklamaları da, çekilen restin üzerine adeta tuz biber ekti. Bir anlamda; referandum kararı bumerang etkisi yaptı ve şimdi pirincin taşını ayıklama sırası İngiltere’ye geldi. Ülkenin Başbakanı Cameron’a ayrı bir paragraf açmak lazım. Her ne kadar, “Türkiye üç bin yılına kadar AB’ye giremez!” diyerek halkının gazını almak istemesiyle tepki toplasa da; kendisi gibi düşünmeyen halkın, referanduma yansıyan kararıyla birlikte “istifasını” açıklayarak, takdire şayan bir demokrasi dersi verdi. Gerçi; kendi kararlarını halkına dayatan, yönettiği toplumu kendi değer yargılarına göre biçimlendirmeye çalışan anti demokrat liderlerin, bundan kendirlerine pay çıkarmayacaklarından da adımız gibi eminiz. Gerçek demokrasiyle yönetilen ülkelerde bundan önce de ders niteliğinde istifa veya görevden çekilme kararları tabii ki oldu. Oldu da ne oldu? Fıtratında yönetme yerine, hükmetme olan baskıcı liderlerin bir kulağından girdi diğerinden çıktı. Dememiz o ki; Cameron’un aldığı karar ülkelerin siyasi tarihinde “demokrasiye saygı” kararı olarak nitelendirilecek. Ama hepsi o kadar. Öyle ya da böyle; İngiliz halkının kararıyla birlikte AB’de “pandoranın kutusu” açıldı bir kere. Bunu pek çok diğer kararın ve tartışmanın izleyeceği aşikar. Ne olur ne biter, bugünkü konjonktürde kestirmek kolay değil. Ancak AB ülkelerinin kendileri açısından, dışarıdan bakıldığında “sarsılmaz” gibi görünen Avrupa Birliği yapılanmasının “sorgulanma süreci”nin ciddi olarak başladığını söylemek mümkün. Bir de Türkiye penceresinden görünen durum var tabii. Bize göre tabloda bir değişiklik yok. Sonuç itibarıyla İngilizlerin kararı İngilizleri bağlayacak; birliğin aktif üyesi olmayan Türkiye kartlarını rahat biçimde oynamaya devam edecek.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.