08.08.2018, 06:27

Özürle başlayarak, Ahmet Öztuna öğretmenin anısına...

Son yazımızın konusu malum. Ağırlıklı olarak, dün Cumhuriyet Gazetesi’nin “Yunus Nadi Ödülü” ile onurlandırılan İlyas Küçükcan öğretmenimizle ilgiliydi.

Girişte ve sonunda bir bölüm de, o ödüllün açıklandığı gün aramızdan ayrılan Ahmet Öztuna’ya da değinilmişti. Şu ara başlıkla son buluyordu yazımız;

-Size Özel Osman Öztuna öğretmenim!..

Büyü hata, üzüldüğüm bir gaf!.. Nasıl olmuştu? Bir gerekçe buldum ama, şimdi yeri değil anlatmanın. O nedenle “özrümü” satır aralarına sıkıştırmak yerine başlığa taşıdım.

-Ahmet Hocamın aziz ruhundan ve yakınlarından tekraren özürlerimle…

Öyleyse kendi adıma, kendisinden eğitim olarak, insani değerler anlamıyla da “Feyz alan” hemşerilerim adına görevimizi yerine getirelim. Yine kendi adıma bir eklemeyle birlikte;

-Ahmet Öztuna adıyla tanıştığımda 16 yaşındaydım…

Köyüne borcu vardı ve…

Yunus Nadi ödülleri jürisinin değerlendirmeleri duyurulduğunda ve bizim yerel gazetelerden öğrendiğimde aradım İlyas öğretmenimizi. Sonuçtan duyduğum mutluluğu iletirken şu karşılığı aldım;

-Teşekkür ederim Hüsnü Bey. Ayni zamanda bir büyük üzüntü içindeyiz hepimiz. Biraz önce Ahmet Öztuna ağabeyimizi toprağa verdik İmişehir köyünde.

Yukarıda özürle birlikte  ifade ettiğim “isim hafızası” eksikliğime o son vurgusu engelledi. “Hangi Ahmet Öztuna” demedim.

“Çifteler Köy Enstitüsü mezunlarından, Köy Kalkınması ödüllü. Ahmet Öğretmen, değil mi?”

Üzüntülerimle birlikte tüm yakınlarına başsağlığı dileklerimi ilettim. Bülent Özyazıcı da Milli İrade sayfalarında yer verdi “son dakika” haberine…

İlyas Küçükcan “tamamlayıcı bilgiler” ekledi bu görüşmemiz anında:

“Kendisi, Çifteler Köy Enstitüsü’nün 1944 yılı mezunlarından bir ağabeyimiz. Dediğin gibi İmişehirli. Başarılı bir eğitim geçmişi vardı. O nedenle bazı mezunlarla birlikte kendisinden okulumuzda öğretmen olarak kalması istendi. Bir ya da iki dönem Yüksek öğretmende eğitim görecek, bizim öğretmenimiz olacaktı. “

Bu onurlu teklifin ne aşamada kaldığını yine Küçükcan anlatıyor;

“-Hayır, diyor Ahmet Ağabey, Benim köyüme, oranın insanına borcum var. Beni oraya atayınız.”

Köy Kalkınma Projesi birincisi.

Öyle oluyor, “borcunu ödemek” üzere atanıyor. Ben de kendisini bir 15 yıl sonra tanıyorum. Daha doğrusu Eskişehir ve ülke çapında  ismini duyuruyor. Milliyet gazetesindeki bir anons ve sonradan kendisiyle yapılan bir söyleşiyle birlikte;

“-Gazetemizin düzenlediği Köy Kalkınma Projeleri yarışmasında Eskişehir İmişehir Köyü öğretmeni Ahmet Öztuna birinci oldu.”

27 Mayıs 1960’ın ilk heyecanlı, “Kalkınma Hamleli” günleri. Nasıl sevinmiştim. Daha sonra yıllarda, söz konusu projenin köyümün (Kanlıpınar) Ankara yolu sırtlarındaki ağaçlandırma çalışması olduğunu öğrenecektim.

Şimdi orası ve devamındaki yol güzergahı daha sonra kentimizdeki okul öğrencilerinin ve Orman Bölge Müdürlüğünün ekleme çalışmalarıyla birlikte, küçük ölçekte “orman” görüntüsünde…

Bakar mısınız; bir “Köy öğretmeninin” gerçek anlamdaki öncülüğü ne sonuçlar doğurabiliyor…

Köyünün, Ankara yoluna bağlayan kırsalında aynı ağaçlandırma çalışmaları. Köy Okulunun onarımı, Okuma Odası, köy halkına yönelik kursları ve de;

-Köyünden mezun ettiği çocuklara Hava Kuvvetlerinden servis aracı sağlayarak onları kent merkezindeki ortaöğretim kurumlarına göndermesi…

***

Ahmet Öztuna öğretmenim!.. Seni ve döneminin Çifteler Köy Enstitüsü öğretmenlerini, İlim-bilim-öğrenim ve de “ülke severliğiniz” adına yaptıklarınızı bu köşeye sığdırmak ne mümkün?..

Oralarda da “huzurla-gururla” ruhunuzu dolaştırdığınızı biliyorum.

Işıklar içinde uyuyun. Allah’ın rahmeti üzerinizde olsun…

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@