10.05.2017, 10:20

ORYANTALİZM VE MÜSLÜMANLAR

Emperyalizmin öncü kolu olan oryantalizmin çıkışında, Hıristiyanlığı yaymaya yönelik misyonerlik faaliyetlerinin ve Avrupa’nın sömürgeci arzularının kuşkusuz çok önemli etkileri olmuştur. Bütün bu uğraşlara ve uzun tarihsel geçmişine rağmen oryantalizm akademik bir disiplin olarak ancak XIX. yüzyılda kurumlaşabilmiştir. 12. Yüz Yıllara dayanan bu tehlikeli icraat, özellikle 18. Yüzyıl Aydınlanma çağı düşünürlerinin, Hristiyan Batı kültürü karşısında Doğu kültürlerinin, daha üstün olduğunu dile getirmeleriyle daha aktif şekil almıştır. Örneğin Voltaire Zerdüştlük inancının, Hristiyanlığa üstün olan rasyonel Deizm’i desteklediği gerekçesiyle, araştırılmasını teşvik etmiştir. Bazıları da İslam ülkelerinde (Hristiyan Batı’nın aksine) var olan dini hoşgörüyü ve Mandarin Çini’ndeki bilginliği övmüşlerdir. Zerdüştlüğün kutsal metinleri olan Avesta tercüme edilmiş, Hint-Avrupa dilleri üzerinde yapılan araştırmalarda Doğu ve Batı kültürlerinin birbirine karıştığı ilk dönem tarihi bağlantıları ortaya çıkmıştır. Oryantalizmin oluşumunda bilhassa Kitâb-ı Mukaddes incelemelerinin, Batılıların düşman olarak tanımladıkları Müslümanların güçlerinin nereden kaynaklandığını anlamak amacıyla İslâm’ın temel kaynaklarını tercüme faaliyetleri sonucunda, yeni rakip (Müslümanlar) karşısında kendi birliklerini korumak için Müslümanlar hakkında oluşturulan karalama kampanyalarının ve negatif imajların etkili olduğu muhakkaktır. Dünyayı sömürgeleştirme projesinde başarıya ulaşan Avrupa’nın egemenliği altında bulundurduğu toplumların dillerini, kültürlerini, geleneklerini, toplumsal yapılarını, inançlarını daha akademik bir düzlemde ve daha sistemli biçimde inceleyecek bir disiplin olarak akademik oryantalizmi teşekkül ettirme ve Avrupalı ulusların sömürgecilik faaliyetlerinde ki sürekliliğini sağlama amaçlarını gütmektedir. Dünyanın dört bir yanından yükselen oryantalizm eleştirilerine bakarak oryantalizmin sona erdiğini düşünmek yanıltıcı olacaktır. Tam aksine oryantalist çalışmalar hâlâ sıkı bir ilişki ağı içerisinde güçlü ve sistemli bir şekilde sürdürülmektedir. Günümüzde çeşitli oryantalist dernekler ve kongreler çağın ruhuna uygun biçimde isimlerini değiştirmiş de olsalar faaliyetlerini aynı hızla, fakat daha fazla uzmanlaşmış olarak sürdürmekte ve bu alandaki çalışmalarıyla tanınan pek çok enstitü Avrupa ve Amerikan üniversitelerinde varlığını korumaktadır. Özellikle son asırda dikkatlerini Hz. Muhammed’e çevirmişlerdir. Bu konuda ki söylentilerin doğru veya yanlış olması hiç önemli değildir. Bu yazarlara göre Muhammed bir sihirbazdı; sahtekâr, ikiyüzlü ve yalancı bir peygamberdi. Afrika’da ve Doğu’da sihir yoluyla kiliseyi yıkmıştı. Başarısı ise cinsel hürriyet ilân etmesinden kaynaklanıyordu. Müslümanlar putperestlikle suçlanmaktaydı. Araplar Muhammed’e tapınmaktaydı. Heykelleri kıymetli taşlardan yapılmıştı. İslâm’ı seks, şehvet düşkünlüğü ve hayvanî içgüdülerin taşkın vahşilikleriyle dolu, saldırgan ve yıkıcı bir din olarak sunuyorlardı. Bu dönemlerde, Belçikalı, Hollandalı, İspanyalı, Fransız, İngiliz ve Amerikalı misyonerlerin hepsi çalışmalar yaptı. S. Zvemer, H. Lamnens, D. B. Mac Donald, M. A. Palacious, C. De Faucault, M. Watt, Ignaz Goldziher, K. Cragg, Louis Massignon gibi isimler çalışmalarını yayınladı. İslam konusundaki şüpheler ortaya atıp, onu ikincil bir konuma düşürmeye çalıştılar. Oryantalistler Müslümanlar arasına girip hayatlarını onlarla geçirmeyi ve örnek bir karakter sergileyerek Müslümanların safiyetinden istifade ile Hristiyan adetlerini, Hristiyan kültürünü ve Hıristiyan ahlakını yerleştirerek İslam’ın ahlakını yok etmeye yönelik sinsi bir icraatın içinde olmuşlardır. Bu konuda başarılı oldukları da söylenebilir. Hiç bir oryantalist Kuranı asla vahiy olarak görmez. Onlar için Kuran’la Hadis arasında fark yoktur. Her ikisi de Muhammedin sözleridir. Zayıf hadislerle sahih hadis arasında da fark yoktur. Oryantalizm doğunun kültürel yapısına yukarıdan bir bakıştır. Onların neden hala Müslüman olmadığını düşünmek çok gereksiz ve saf dilliliktir. Oryantalistler Müslümanmış gibi zannedilse de her biri iyi bir Hristiyan veya Yahudi’dir. Oryantalist İslam’a nesnel bakanlardır. Medeniliğe ulaşmakta ayak bağı İslam’dır diyenlerin ve İslam terakkiye manidir sözünün çıkış kaynağı bunlardır.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.