10.05.2017, 10:30

MÜSVEDDE AYDINLAR

Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak kendilerini tanımlayan 1128 bölücünün imzaladığı bildirge çözüm sürecinin bir ihanet projesi olduğunun son delilidir. 81 ile 81 üniversite denilerek çıkılan yolda, bölücülere verilen kopyalarla üniversitelerin işgaline göz yumulurken bunların olabileceği nedense hiç düşünülemedi. Yaşanan sınav rezaletleri, çalınan sorular, yeterli puana rağmen girilemeyen kurumlar bunların habercisiydi. Zaman zaman yapılan uyarılara verilen cevaplar incelendiğinde hükümetin bakan ve vekillerinin bu bildirgeyle örtüştüğü ortadadır. Bölünmenin eşiğine gelince devlet olunduğu hatırlanmış, MGK’da alınan kararlar uygulamaya geçilmiştir. Habur rezaleti, Megriler, nevruzda okutulan mektuplar, Kürdistan demeler, Kandil, İmralı görüşmeleri bu arada bölücübaşına dökülen methiyelerin bu bildirgeden bir farkı olmadığı açıktır. Dün dündür bugün bugündür denilerek dönülmüş görülen yanlıştan geldiğimiz noktada 45 güne varan sokağa çıkma yasaklarıyla şehirlerin nasıl cephaneliğe dönüştüğüdür. Adlarına akademisyen ve araştırmacılar denilen güruh, eğitim öğretim yerine bu işlerin araştırmasını yaptıklarını açıkça ortaya koymuşlardır. Vatansever Paşalar birer birer tutuklanırken savcı kesilenler, bu bildirge karşısında aynı hassasiyeti göstererek sonuna kadar arkanızdayız diyemediklerinden, yapılan gözaltılar kısa sürede serbes bırakılmalara dönmüştür. Dün Türkiye’nin Nato toprağı olduğunu söyleyip olaylara müdahale etme hakkından bahsedenler başkaları değil ülkenin en yetkili ağızlarıdır. Yetkili ağızlardan böyle demeçler verildiği sürece daha çok böyle bölücü , mandacı bildirilerle karşılaşacağımız unutulmamalıdır. Şam’da cuma namazı kılmayı planlarken oradan bir bomba bizim tarafa atılabilir, sonrada yürürüz senaryosunda bu gün her gün bombalar düşüyor ve can, mal kaybına yol açıyor. Hani nerede namaz, nerede senaryo? Bizden faydalanın diyerek ABD’ ne verilen mesajlar, şimdi izin verin müdahale edelime geldi. Bir devlet ancak böyle küçük düşürülebilirdi! Aydın adı altında nasıl maaşlı karanlık adamlar yetiştirmeyi başardık hayret doğrusu. Sen kalkıp “biz bir projenin eşbaşkanıyız, bu bağlamda Diyarbakır merkez olabilir” diyebiliyorsan bu tarz bildirgeler az bile! Sen Nato’yu davet edersen bir başkaları adına uluslararası gözlemci dediği Türk düşmanlarını davet eder. Bir fotoğraf var yıllar öncesinden; Afganistan’da Türk düşmanlığıyla bilinen Gudbettin Hikmetyar bir koltukta ve önünde diz çökmüş vaziyette onu dinleyenler. Nereden nereye işte bunu hazmedemiyorum ve hep soruyorum Afganistan’a süper vali nasıl olunuyor diye! Bakıyorumda her şey sahte!

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.