KAŞAĞI İLE TIMAR

Yunus Emre GÜLLÜ Yunus Emre GÜLLÜ
Yunusça

Yazımda iyi ile kötü niyetin farkını işleyeceğim. Tamamı okunduğunda yazıyı yargılamak daha doğru olur.   Üç farklı işlevi üç değişik varlık türü insan, beygir ve köpekle anlatacağım.  İnsanın insanla ve insanın hayvanla olan münasebete değineceğim. İyi ya da kötü niyet ilişkilerine üç örnek vereceğim. Birkaç gün önce ulusal TV’lerden birinde Hoca’ya yöneltilen bir soruda: -Hocam, erkeklerin kadınlara ve kadınların erkeklere benzemesindeki sakınca nedir? Hoca: -Dinen haramdır, dedi.

 

Müslüman, Allah ve peygamberinin emirlerine itiraz edemez! Aksi, malum! Ayrıntıya girmek istemiyorum. 

Allah, insana akıl vermiş. Aklı, yaşam koşullarından mesul tutmuş. İslam’da erkeğin kadına, kadının erkeğe benzemesindeki yasak; zararları nedeniyledir. İslam’ın yasakları, insanı zarardan korumak içindir. İslam’ın gayesi insanın can ve mal varlığını…  Beden ve akıl sağlığını… İnanç ve iffetini korumaktır. İslam fitne, fesat, tefrika, istismar ve sömürüye yönelik davranışlara yasak koymuştur. Hile, aldatma, kandırma, yanıltma gibi kötü hâlleri haram kılmıştır. Yalan ve iftira, masumu mağdur düşürmekten yasaklamıştır. Bir şeyin aslını sahtesiyle değiştirmekten aklı men etmiştir.

 

Erkeğin kadın, kadının erkek kisvesindeki iyilik eğlenceden öteye gidemez. Ama erkeğin kadın, kadının erkek görünümü pek çok masumun mağduriyetine neden olabilir.  Nice ocakların sönmesine ve nice ailelerin parçalanmasına yol açabilir. Görüntünün sıkıntıya mahal verme tehlikesi göz ardı edilemez. Erkeğin kadın, kadının erkek kisveli aldatması toplumsal huzur, güven ve uyumu bozan art niyetlere gebedir.  Hukuki sakıncalar da ayrı bir problem. Tanığı tespit zorluğu doğru şahitliğe mani olabilir. Böyle bir müşkül, adli kararın tam tezahürüne engel olabilir. Hâkim, tanığa: “Gördün mü?” sorusuna, tanığın cevabında: “Gördüm.” diyebilmesi, tam görmesine bağlıdır. 

 

Gelelim, kaşağı ile tımar meselesine:  Tımar, diğer anlamıyla hayvan bakım ve temizliğidir. Kaşağı, tımarda kullanılan metal saçtan yapılmış dişli alettir. İlkokul beşte okuduğum yıldı. Üç beygirimizden yaşlı kır kısrağın bakım ve iş sorumluluğu bana verilmişti. Yazları büyük baş hayvanların otlaklara getirilip götürülmesi ve harmanda onunla döven sürülmesi gibi…  Beygiri tımara ahıra gitmiştim. Kaşağıyı yerinden alırken “kır kısrak” bacağıma hafiften bir tekme vurdu. Vurdu yerine dokundu diyeyim. Vurmak sertlik, dokunmasak ikaz ifadesidir.

 

Kaşağı, kır kısrağın yakınında idi. Her zaman onu sesli uyarıyla alır, tımara başlardım. Belli ki, o an güvence vermemişim. Tekmesi, sert olsaydı bacağımı kırabilirdi. Hayvan olmasına rağmen niyet ve kimlik tanıma adına uyarı dokunuşu yapmış. Hayvan olmasına rağmen emin olmadan saldırıya geçmiyor. O dokunuşla, beygirle göz göze geldim. Birkaç saniye öyle kaldık. Aniden beygirin gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Ne oluyor, dedim. Beygir dedi: “Sana, acı verdiğim için çok üzgünüm.” Onun, o üzüntülü vaziyeti hâl lisanı ile anlayana çok şey söylüyordu. Onu teselli için boynuna sarıldım. Kafasını okşadım. Morallendi ve şakalaştık.

 

Hayvan deyip geçmeyelim. Duyguları var. Ahde vefada duyarlılar. Ama öncelikle karşı tarafın niyetini öğrenmeye çalışırlar. Muhataplarının niyetine göre davranış sergilerler. O yıllarda benzer bir olayda kara köpeğimle yaşadım.  Köyde, hayvanlarımız vardı. Köpeksiz hayvancılık olur mu? İyi köpekleriniz olmazsa hayvanlarınız “kurda-kuşa” yem olur. Sadık bekçisi kara köpek… Avluyu yabancı insan ve hayvanlardan layık-ı veçhe korurdu. Kuş dahi kondurmazdı. Tam bir sorumluluk sahibiydi. Görevinin liyakatlisi idi. Kendisinden beklentileri ziyadesiyle yerine getirirdi.

 

Bir kış günü komşu köyden Deli Şevket olarak tanınan biri bize gelmişti. Köpekle, epeyce arbededen sonra Deli Şevket’i eve aldım.  Bir malzeme için o ara malzeme odasına girip rafa tırmandım. Ökçemi hafifçe bir şeyin tuttuğunu anladım. Baktığımda, kara köpek ökçemden tutuyordu. Çenesini sıksa ayağımı yaralayabilirdi. Onunla göz göze geldik. Ses verdim. Ökçemi bıraktı. Hemen olduğu yere çöktü. Boynunu büktü ve: “Bağışla beni” dedi.  “Üzülme, sen vazifeni yaptın. Sahibin olarak senden memnunum.” dediğimde, pür neşe başladı yuvarlanmaya. O an, görevini yapmanın ve sahibine vefa borcu ödemenin mutluluğunu yaşadığını, gördüm. Hayvanlarda müşahedem şu: Art niyete karşı güvende olmaya pür dikkat olmaları.

Ömrünüz uzun, kazancınız bereketli olsun! Hoşça kalın! Dostça kalın!

EN SON EKLENEN HABERLER

  Seyir halindeki bir otomobilin bagajından yola sarkan demir bloklar karayolunda trafiği tehlikeye soktu.  

  Eskişehir’de düzenlenen operasyonda kaçak tütün, sigara ve cinsel içerikli hap ele geçirildi.  ...

  Kahveciler Odası Başkanı Zeki Çoban, Ankara Kahveciler Büfeciler Federasyonu’nda alınan kararla 2’nci doz Korona vir&u...

Eskişehir’de bir kaporta ustasının satmak için anlaştığı motosikletini, aynı gün dükkanının önünden dakikalar i&ccedi...

  Eskişehir’de 100 bin nüfusa oranla vaka sayısı bir haftada yüzde yüze yakın artarak ikiye katladı. Sağlık Bakanı Fahretti...

  Afet dönemlerinde bölgedeki yerel yönetimler ile koordinasyonlu bir şekilde çalışan ve personel ile araç desteğin...

Yukarı Çık