BATI HAYRANLIĞI VE KÜLTÜRÜMÜZ ÜZERİNE

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Tanzimat’tan beri şuurlu bir muhasebe yaparak ne kendimizi, ne de Batı’yı tanıyabildik.

Bilmiyoruz ki, bugün oluş halinde ve kendisinin bu olup biten tarafını tasfiyeye uğraşan yeni ve canlı bir Batı var. Ne kadar iyi niyetlerle olursa olsun, Türk harsını bu ölü Batı kalıbına göre dökmek isteyenler, ileri sandıkları inançların ne kadar geri olduğunu maalesef hiç bilmiyorlar.

            Bir kere yaptığımız asla Batılılaşma değildir. İkincisi Batı bizim sandığımız gibi hiç değildir, üçüncüsü Batı’nın ulaştığı yer özenilecek bir yer değildir.

            Unutmayalım ki medeniyetler bir günde çökmezler. Gurup uzun sürer ve hemen fark edilemez. Her medeniyet çöküş sebeplerini kendi içinde taşır. Avrupa medeniyeti XVII. Yüzyıldan beri inkıraz halindedir.

            Cemil Meriç'in dediği gibi: "Batı'nın bugünkü dev kentlerinde büyük kültür trajedisinin son perdesini hem oynuyor, hem seyrediyoruz. Dünyanın efendisi olan kuzey adamı makinenin kölesi oldu. Makine yalnız hayatı değil kendini de tahrip ediyor."

            Kültür din, ahlak, dil sanat gibi değer hükümleridir. Müslüman Türkler milliyetlerini koruyabildiler. Fakat ırkça ve kültürce Türk olan Bulgarlar Hıristiyan olunca milliyetlerini kaybettiler. Bu tarihin bir gerçeğidir.

            Terbiye icat edilecek bir fikir değil, mevcut olan bir hakikattir. Terbiye ancak yaşanılan bir hayatın içinde teşekkül edebilir. Yaşanılan bir hayatın eseridir. Aydın maalesef hastadır. Gerçek toplumdan kopan her insan gibi, o da hastadır. Artık onu kurtarmak gerekir. Aydını hasta eden halktan kopması, yabancı kültüre aşılanması, kendi kültürünü yetici ve üstün görmemesidir.

            Ne mazide ne de halde halktan kötülük gelmedi. İstikbalde de gelmeyecektir. Kötülük dejenere olmuş ve aşağılık duygusu taşıyan aydın kesimden gelebilir. Köylünün bön ve mürteci olduğu hakkındaki hüküm gerçeğe uygun bir hüküm değil, çürük bir inançtır.

            Diyoruz ki, Türk milleti Avrupalı’laşıyor; güzel, fakat Avrupalı’laşırken kendinden vazgeçiyormuş gibi geliyor bize;  Avrupalı’laşa  Avrupalı’laşa kendini büsbütün unutacak kendini tanımaz olacak mı? işte asıl olan budur. Biz babalarımıza, dedelerimize az çok benziyoruz. Bizim çocuklarımız bize benzemiyorlar; bizden sonra gelenler bize benzemezlerse?.

            Çocuğun eğitimi doğduğu andan itibaren başlar. Her şey küçük yaşlarda öğrenilir. En kadim huyların kökleri en masum çağlara dayanır. yeni neslimize iyiyi güzeli sevdirmeliyiz, vermeliyiz. Daima hareket ve faaliyet edeceği bir ortam meydana getirmeliyiz. Hürriyetini hakkını vermeliyiz. Doğruyu öğretmeliyiz…

            Çocuklar da ağaçlar gibidir. Çocuk terbiye edilmez, o terbiyesini kendi yapar. Mürebbi çocuğu terbiye edemez. Belki çocuğun kendi kendini terbiye etmesi, yetiştirmesi, güç, kudret ve son bir huy ve karakter sahibi olması için elinden gelen yardımı yapar.

            Her kes ailenin irsiyeti gibi zihniyetini de taşır. Temeli ailede ve okulda atılmamış bir terbiyenin hayatta telafisi çok güçtür.  Okul her şey değildir; sadece okuldur. Fikir ve tahsil yeridir. O kadar.. Her kusuru her vazifeyi ona yüklemek okulun asıl vazifesinin ne olduğunu anlamamaktır.

            Fikirsiz, gayesiz, vasıtasız bir mektep bir iskeletten bir hangardan başka bir şey değildir. Bizde öyle okul vardır ki, öğrencisini terbiye yerine tahrip, talim yerine cehalete mahkum ediyor.

            Eğitim ve öğretim teşkilatının okuma yazma öğretmekten, hafızası kuvvetli olanları şişirmekten, hafızası zayıf olanları kırmaktan sonunda da memlekette değer anarşisi yaratmaktan başka bir faydası olmamıştır, denilirse bu tespitte hiç isabet yok mudur?

            Din sosyal ve içtimai bir varlıktır. Din toplumla doğmuş, toplumla birlikte buhrana girmiştir. Dinsiz toplum, toplumsuz din yoktur. Din var idi, vardır, var olacaktır. Dinin varlığı ne fertlerin iradesinde, ne de mütefekkirlerin kararındadır. Onun menşei sırf hayattır. Din hayatın bir mefkuresidir. Bir mefkure ki maziden doğmuş, hali doldurmuş istikbale uzanmıştır. Din lüzumu inkar edilse bile din hissi yok edilemez. Dinsiz kalkınma da olmuyor.

EN SON EKLENEN HABERLER

KTO Karatay Üniversitesi 2 öğretim üyesi alımı yapacak.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 45 öğretim üyesi alımı yapacak.

Kırklareli Üniversitesi 26 öğretim üyesi alımı yapacak

Eskişehir Sanayi Odası, “Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal)” konusunda önemli bir adım attı. “ESO Sürdürülebil...

Ruhsatsız iş yerlerinde korona virüs tedbirlerini hiçe sayarak kumar oynayan 144 kişiye idari para cezası uygulandı.

Tarım arazilerinde gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde 910 dekarlık alanda tarım faaliyetlerine başlayan Odunpazarı Belediyesi, sını...

Yukarı Çık