KADIN HAKLARI

Eyüp İnce Eyüp İnce

Ayazın Üşüttüğü Bedenlerimizde

Yüreğimizi Isıtan Sensin Deniz Gözlüm

Kadın hakları ve kadınların erkeklerle eşitliği konusunda, geçen asırdan itibaren, Batı ülkelerinde yoğun mücadelelerin verildiği ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere' nin bu mücadelelerin en şiddetlilerini yaşadığı bilinmektedir.

Ülkemizde, gerek Osmanlı İmparatorluğu ve gerek Cumhuriyet döneminde kadınlarımızın kendi hakları konusunda, batı ülkelerindekine benzer şekilde mücadele ettiklerini söylemek zor. Biz kadınlara birçok Batı ülkesinden önce bu haklar Atatürk tarafından verilmiş, adeta altın tepsi içinde sunulmuştur.

Kadın-erkek eşitliğinin kabul edildiği modern Türkiye Cumhuriyeti' ne geçiş, birçok devrimle mümkün olabilmiştir.

Kadınların erkekler ile eşit toplumsal varlıklar olarak toplum içinde yerlerini almaları bir uygarlık aşamasıdır.  Atatürk Devrimlerinin de en önemlilerindendir. Artık kadın güçlenmeye, kişiliğini bulmaya başlamış ve erkeğinin yanında sosyal varlığını göstermeye hazırdır.

Medeni Kanun ile erkeklerle eşit haklara sahip olan Türk kadınına, 3 Nisan 1930' da kabul edilen bir yasa ile belediye seçimlerine katılma hakkı tanınmıştır.

1931 yılında da Türk kadını ilk kez tıp dünyasında varlığını gösterdi ve ilk kadın cerrahımız çalışmaya başladı.

 26 Ekim 1932' de kabul edilen bir yasa ile Türk kadınına muhtar, köy ihtiyar kurulu üyeliğine seçilme ve seçme hakkı tanındı.

8 Ekim 1934' de kabul edilen ve 5 Aralık 1934'de yürürlüğe giren bir başka yasa ile kadın-erkek eşitliği alanında bütün haklar, "Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı" nın tanınmasıyla verilmiş oluyordu.

Atatürk' ün” Kadın Hakları” konusundaki görüşleri ve gerçekleştirdikleri, bugün dünya aydınlarının ve Birleşmiş Milletlerin yaymaya çalıştığı kadın hakları ile ilgili görüşler, Atatürk tarafından çok önceleri dile getirilmiş ve çoğunlukla da uygulama alanına sokulmuştur.

Atatürk, Cumhuriyet' in ilanından dokuz ay önce Şubat 1923 'de şöyle demiştir:

"Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir."

Atatürk, çağdaş bir düşüncenin ürünü olan bu sözleriyle kadının toplumdaki yerini belirlemiştir. Atatürk' ün Türk kadınına beslediği sevgi ve saygı, Kurtuluş Savaşı' ndaki gözlemleri ile iyice perçinleşmiştir.

1923 yılında Konya' da yaptığı bir konuşmada, bu hissiyatını büyük bir içtenlikle dile getirir.

"Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim."

Atatürk 30 Mart 1923' de Vakit Gazetesi' nde yayınlanan bir beyanatında şöyle demektedir:

"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?"

Türkler, tarih boyunca” babaerkil “denilen aile yapısını gönüllerine yerleştirememişler ve benimseyememişlerdir. Atatürk, milletin geçmişindeki ve özünde var olan fakat özlem haline getirilmiş bir hakkı, bir duyguyu devlet varlığına geçiren devrimci olmuştur.

"Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın…" diyerek, yaptıklarının gerekçesini az, öz ve muhteşem bir ifadeyle dile getirmiştir.

EN SON EKLENEN HABERLER

U19 takımında oynayan bir futbolcu Covid-19'a yakalandı. Cuma günü oynanacak Adanaspor maçında top toplayıcı olarak görev alacak...

Eskişehir Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri tarafından Eskişehir’de faaliyet gösteren &...

Şehirlerarası Otobüs Termineli’nde yaşanan bir kavgayı ayırmak isterken hayatını kaybeden Vahit Ayrım’ın bıçaklanmasının ardın...

Türkiye Belediyeler Birliği öncülüğünde birçok yerel yönetimin destek verdiği 16-22 Eylül Avrupa Hareketlili...

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği tarafından bu yıl 11’incisi düzenlenen, 35 üye belediyenin 102 proje ile başvurduğu Sağlıklı Şeh...

Memleket Hareketi kapsamında ziyaretlerini sürdüren Muharrem İnce, Eskişehir’de esnaf ziyareti gerçekleştirdi. Adalar ve Doktor...

Eskişehir Web Tasarım