ASRIN KADIN ANLAYIŞI VE İSLAM

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Özellikle sekülerist anlayışın öne çıkarttığı kadın-erkek eşitliği sloganı, bilimsel bir dünya görüşüne dayanma iddiasına rağmen, gerçeğin ışığında kaybolup gitmektedir. Zira bu anlayış pek çok noktadan Allah’ın bahşettiği fıtratla da çelişmektedir.

            Dünyevi heves ve dürtülerle yönlendirilen günümüz erkek-kadın dinamiği düşüncesi, insan fıtratının gerçeğini ve erkekle kadın arasındaki ilişkinin psikolojik ve fiziksel boyutlarına hükmeden fıtratın yasalarını hiçbir gerekçe olmaksızın yok saymaktadır. Dolayısıyla düşüncemizi ve davranışımızı, erkek ve kadının temelde benzer olduğu varsayımına dayandırmak yerine, onların bazı yönleriyle benzer ama birbirini tamamlayacak şekilde birbirinden ayrı oldukları kabulünden hareket etmeli değil miyiz? 

İslami dünya görüşüne göre de kadın erkek arasındaki ilişki eşitlik değil, tamamlayıcı özellik taşımaktadır. Cinsiyetlerin tamamlayıcı birliği, insanın var oluşuna ve hem erkeğin hem de kadının fiziksel, psikolojik ve sosyal yapısına uyum getirir. Bunun sonucunda Kuran ayetlerinde bize hatırlatıldığı gibi her ikisi de bütün ve sekronize (eşgüdümlü) bir varlık oluşturur.

            “Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulmanız için eşini de ondan var edendir.” (Araf, 189)

            Kendileri ile huzur bulmanız için size türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi O’nun varlığının delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır. Rum, 21

            Kadın ve aile hakkındaki kafa karışıklığı bu medeniyetin dayandığı dünya görüşünün kaba ve sapkın doğasının öne çıkan tipik örneklerinden birisidir. Günümüz toplum yapısına egemen olan kadın-erkek ilişkilerindeki çarpık görünüm, kadında annelik içgüdüsünün tatminine yönelik duyguları yok etmekte veya bu içgüdüyü tatmin etmeyi seçen kadın, bu seçimin maddi ve psikolojik yükünü omuzlamakta tek başına bırakılmaktadır.

            Erkekler sorumluluktan muaf tutulup bencil eğilimlerini tatminde sınır tanımayan sorumsuz varlıklara dönüştürülürler iken çocuklar babanın terbiye ve korumasından mahrum edilmişlerdir. Aile içindeki manevi yükün ağırlığı kadını tamamen yormuş ve annelikten uzaklaştırmaya başlamıştır.  

            İslam kardeşliğini oluşturan iyilik, doğruluk, adalet, dürüstlük, şefkat ve merhamet vs. gibi değerler, insan aidiyetinin en üst derecesi ve en güçlü ifadesi iken gerek aile içi gerek aile dışında İslam toplumuna pek etkisini gösterememiştir ki, tüm İslam âleminde kadına şiddet devamlı gündemde kalmıştır.

            Kişinin kendisi için istediğini kardeşi için de istemesi; komşusunun aç olduğunu bilen müslümanın tok olarak yatamayacağı; kardeşinin yardımında bulunana Allah’ın da yardım edeceği gibi tamamen gönül bağına dayalı İslam’ın sevgi ve kardeşlik anlayışı İslami literatürde pek muhteşem ve tüm orijinalitesiyle dururken ne hikmet ise uygulama alanına girememenin ezikliğini sinesinde taşıyarak Müslümanlardan bir el beklemektedir.

Müslümanlar bir toplum olarak İslam’ın temel ilkelerine ve onun öğretilerinin içerdiği değişmez doğrulara inanan insanlardır. Ancak Müslümanların tüm davranışlarını kendi dinlerine ve inançlarına dayandırarak tüm olumsuzlukların dinlerine fatura edilmesi büyük bir yanılgı ve haksızlık olur.

            Kadınla erkek arasında üstünlük adına yapılacak her cins genelleme yanlış olur. Çünkü hâkimiyet başka, üstünlük ve fazilet daha başkadır. Çünkü kadın olsun erkek olsun, her insan Allah’ın kuludur. Kuran’a baktığımızda, üstünlük ölçüsü olarak, karşımıza cinsiyetin değil takvanın yani bir anlamda da dürüstlüğün çıktığını görüyoruz. Allah indinde üstünlüğün ölçüsünün sadece takva olduğuna işaret edilir.

            Takva Allah’tan korkup günahlardan sakınmayı ifade eder. Onun razı olmadığı hareket, tavır, hal ve sözlerden uzak durmayı, Onun rızasını elde etmeyi tek amaç bilip, bunu kaybetmekten son derece korkmayı hedefler. İşte, kim böyle yaparsa üstün insan, faziletli insan odur. Bu noktada asla cinsiyete itibar edilemez.

           

            Psikolojik yönden düşünülürse, erkeklerin toplantılarında daha çok, iş hayatı yahut politika konuşulurken, kadınlarda ön sırayı ev eşyaları ve örgüler alır. Kabiliyet yönünden de iki cins arasında bariz farklılıkların olduğu görünür. Erkek, terkip ve tahlilde, kadın ise taklit ve ezberde daha dikkat çekici bir aktivite gösterir.

            Erkek dış dünyaya daha açık iken kadın ise daha içe dönüktür. Bunun sonucu kadının çocuklarına ve yuvasına göstereceği ihtimamdır. Erkekte, tahakküm ve baskı daha etkin iken, kadında ise, gösteriş ve desinler anlayışı daha baskındır.  Kadının erkeğe göre en bariz bir özelliği de hassasiyeti, olaylara karşı duyarlı ve daha etki altında olmasıdır.

            İyi bir aile de anne ve baba bulunur ki  ideal olan budur; her şeyden önce kadın erkeğe nispetle daha mülayim, daha sevecen ve şefkat yüklüdür. Kadın daha anlayışlıdır. O ailenin harcıdır. Kadın anaç ve koruyucu yaratılmıştır. Erkeksiz birçok yuvalar anne sayesinde ayakta durabilmişken, annesiz yuvalar aynı metaneti gösteremeyip genelde dağılıp toparlanamamaktadırlar. Aile birliğine sadakat erkeğe nispetle kadınlarda daha sağlamdır.

EN SON EKLENEN HABERLER

KTO Karatay Üniversitesi 2 öğretim üyesi alımı yapacak.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 45 öğretim üyesi alımı yapacak.

Kırklareli Üniversitesi 26 öğretim üyesi alımı yapacak

Eskişehir Sanayi Odası, “Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal)” konusunda önemli bir adım attı. “ESO Sürdürülebil...

Ruhsatsız iş yerlerinde korona virüs tedbirlerini hiçe sayarak kumar oynayan 144 kişiye idari para cezası uygulandı.

Tarım arazilerinde gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde 910 dekarlık alanda tarım faaliyetlerine başlayan Odunpazarı Belediyesi, sını...

Yukarı Çık