HELAL KAZANÇ ÇOK MU ZOR?

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Hak; korunması, gözetilmesi veya sahibine karşı yerine getirilmesi gereken maddi veya manevi görev, sorumluluk ve her türlü borcu ifade eder. Allah resulünün de: “Her hak sahibine hakkını ver,” buyurduğu gibi Allah hakları yani Allah’ın kulları üzerindeki hakları yanında bir de kul hakları yani yaşama hakkı, mal, ırz ve namus dokunulmazlığı gibi temel insan hakları vardır. İnsanlar arasında karşılıklı korunup sınırlarına riayet edilmesi gereken her türlü hukuku içerir.

Kazanç; satılan bir malın, yapılan bir iş veya harcanan bir emeğin karşılığında elde edilen para cinsinden her türlü gelirin adıdır. İslam dininde asıl olan helal kazançtır. Nitekim kazanç farz bir ibadet olarak telakki edilmiştir. (Taberani, Mu'cemul-Kebir). Kişinin kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürebilmesi, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmesi, bunu da ancak meşru yoldan çalışarak yapması ibadet olarak değerlendirilmiştir.  

"Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez. Allah'ın size vermiş olduğu helal ve temiz rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun." (5 Maide, 87-88)

Hz. Peygamber: "Öyle bir zaman gelecektir ki, kişi malını helalden mi haramdan mı elde ettiğini önemsemeyecektir."  Buhari, Ticaret, 58)

Abdullah bin Ömer (ra): "Namaz kılmaktan yay gibi, oruç tutmaktan çivi gibi olsanız da haram ve şüpheli şeylerden kaçınmazsanız, Allah o ibadetleri kabul etmez" buyurmuştur.

Yine Hz. Peygamber: "Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yemiş değildir" (Buhârî, "Büyû`", 15) buyurmuştur.

 Kur'an'da, "Erkekler için de çalışıp elde ettiklerinden bir pay vardır, kadınlar için de çalışıp elde ettiklerinden bir pay vardır" (Nisâ 4/32) buyrularak adil ücret dağılımına yani eşit işe eşit ücret olmasına ayrıca kadın ve erkek arasında hiçbir ayırımın da olamayacağına işaret edilmiştir.

İslâm dininin iki aslî kaynağı olan Kur'an ve Sünnet'te ticarî hayat ve kazanç yollarıyla ilgili işaret edilen yasaklar ve sınırlamalar, belli bir sınırlılık taşısa bile, gözetmek istediği yarar ve ilke, sakındırmak istediği zarar ve haksızlık açısından her devir ve dönemin ticarî hayatını düzenlemeye imkân verir ölçüde geniş ve kapsamlıdır.  

İslâm'da aslî ve tabii kazanç yolu emektir. Nitekim miras, vasiyet, nafaka, zekât ve hibe gibi istisnaî yollarla elde edilen mallar da başlangıcı itibariyle emeğe dayalıdır. Bu tür kazanç usullerinin meşru kılınışının da yarar ve hikmetleri açık olup, bu hükümlerin teşri kılınışı, öz olarak, yakınlar arası bağı ve dayanışmayı koruma, toplumda sosyal adaleti sağlama, kişilerin ihtiyacının giderilmesi ve haklarının karşılanması gibi çeşitli amaçlar taşımaktadır.

 İslam iktisat anlayışında emeğin önemi öne çıkarılırken, sermayenin de kâr payına işaret edilmektedir. Ziraat ve zenaat gibi doğrudan emeğe dayalı kazanç yolları yanında ticaret, komisyonculuk, ortaklık, gibi dolaylı olarak emeğe dayalı kazanç yolları da vardır. İslâm bu konularda helâl ve meşrû olan şekil ve usulleri ayrı ayrı belirtmek yerine, sadece yasak ve gayri meşrû olan usul ve davranışlara işaret ederek iş ve ticaret hayatının kendi tabii seyrinde gelişimine imkân tanımıştır.

Sermayenin riske girmeksizin emeksiz kazancı olan faiz, yine haksız kazanç temin etme olan hırsızlık,gasp, rüşvet, hile ve kumar haram kılınmış, zina gibi doğrudan haram işlenerek veya içki satımı gibi haramın işlenmesine yardımcı olunarak gelir elde edilmesi yasaklanmış, bu yollardan elde edilen gelir de değersiz görülerek diyaneten ve hukuken geçersiz kabul edilmiştir.

Yine şehre dışarıdan mal getiren kimselerin bilgisizliğinden yararlanarak ellerinden malı ucuza kapatma ya da elde edilmesi kesin olmayan mahsul ve meyveyi önceden satma, el altında bulunmayan veya teslimi zayıf bir ihtimale dayanan malın satışı veyahut bir başkasının pazarlığı devam ederken fiyat verme, müşteri kızıştırma gibi bir taraf için risk ve aldanma unsuru taşıyan ticaret de, karşılıklı rızâ bulunsa bile, meşru görülmemiştir.

"Midelerine girenlerin helal mi, haram mı olduğuna dikkat edenler iman bakımından yükselirler. Zira “Kişinin dindarlığı, ekmeğinin helâlliği nisbetindedir.” (Süfyan-ı Sevri) Böylesine mükemmel ve tertemiz insanlar yetiştiren dinin doğruluğundan şüphe edilemez!”

“Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını, yalan yere yemin ve şahitlik gibi haram yollardan yemeniz için o malları hâkimlere, reislere, yetkili idarecilere, mahkeme hâkimlerine el altından vermeyin.”(Bakara, 188)

           Resûlullah (s.a.m): “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o devirde kişi ele geçirdiği malı helâldan mı, yoksa haramdan mı kazandığına hiç aldırmayacak”(Buhârî, Büyû:7)  buyurdu. Şeytan haram yiyenlerin dostudur. Şeytan onları gaflete, günaha sevk eder, ibadetlerden uzaklaştırır.

Hz.Mevlana'nın diliyle: “Bilgi de hikmet de helal lokmadan doğar; aşk da, merhamet de helal lokmadan meydana gelir. Bir lokmadan haset, hile doğarsa, bilgisizlik, gaflet meydana gelirse sen o lokmanın haram olduğunu bil. Hiç buğdayını ektin de arpa çıktığını gördün mü?” (Tahirul-Mevlevi, Şerhi Mesnevi,3/832-834)

Özellikle yaşadığımız şu asırda haram helal bilinci hemen hemen kaybolmuş gibidir. İnsaf ve merhamet adeta dumura uğramıştır. TV Haberleri insanın kanını donduruyor.  Hedefe ulaşmak için tüm yolları mubah görenler! Gaspçılar! dolandırıcılar! tetikçiler! Evet, bunlar bilinen adi suçlulardır. Kadının kolundaki bileziği çıkaramayınca kolunu kesmekten çekinmeyen, çantayı almak için kurbanını metrelerce araba arkasında sürükleyen, üç beş bin lira karşılığında başkası adına cinayet işleyenler!. 

Ancak işini kanunun boşluklarından yararlanarak, mevkiini kullanarak ya da kurnazlığı ve utanmazlığı ile bir sürü insanı yalan dolan beyanlarla mağdur edenler; masumane alınan bir imzayı mahkemeye taşıyıp hiç hak etmediği halde saf vatandaşı mağdur eden ahlaksız sahtekârlar! Aldığı kaparonun satış yapılmasa da üstüne yatanlar!

Evet, sizler ölmeyecek misiniz? Ahiret inancınız hiç mi yok? Size Allah'ı ve Ahireti anlatmadılar mı? Musalla taşına çıkmayacak mısınız? Unutmayın ilahi adalet ya size ya da sizden gelen çoluk çocuğunuza haddinizi bildirecektir. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.. sözü yüreği yanan bir mağdurun feryadıdır. Bu feryatlar sizi yakında boğacaktır. Size rahmet değil ancak lanet okunur..

EN SON EKLENEN HABERLER

KTO Karatay Üniversitesi 2 öğretim üyesi alımı yapacak.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 45 öğretim üyesi alımı yapacak.

Kırklareli Üniversitesi 26 öğretim üyesi alımı yapacak

Eskişehir Sanayi Odası, “Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal)” konusunda önemli bir adım attı. “ESO Sürdürülebil...

Ruhsatsız iş yerlerinde korona virüs tedbirlerini hiçe sayarak kumar oynayan 144 kişiye idari para cezası uygulandı.

Tarım arazilerinde gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde 910 dekarlık alanda tarım faaliyetlerine başlayan Odunpazarı Belediyesi, sını...

Yukarı Çık