İNSAN HAKLARI ÜZERİNE…

Ali AKYÜZ Ali AKYÜZ
Süzgeç

Bugün, benim de üyesi olduğum İl İnsan Hakları Kurulu’nun Avrupa Birliği İnsan Hakları Birimi’nden gelen ziyaretçileri vardı. İnsan Hakları’ndan, yaptığımız ve yapılan çalışmalardan konuştuk.

İnsan Hakları söz konusu olunca, hele hele Türkiye’de insan hakları söz konusu olunca, söz doğal olarak toplumumuzun kanayan yarası kadın cinayetlerine geldi.

Ve ben yerel basın temsilcisi olarak hem basına (özellikle görsel basına) hem de basının izleyicilerine satırı vurdum, vurmasam vicdan azabı çekerdim.

Yıllar önce yaptığım bir televizyon programında dönemin önemli milletvekillerinden birine şöyle bir soru sormuştum: “Sayın vekilim, hırsız bir toplumda namuslu milletvekili çıkar mı?”

Sayın vekil de çok samimi bir şekilde tek kelimelik bir cevap vermişti: “Çıkmaz!”

Türkiye’de artık acayip bir medya var; bir de o medyanın ondan daha acayip izleyici kitlesi…

O medyanın büyük bir bölümü, bir kadın cinayeti işlendiği zaman, hiçbir etkisini dikkate almadan, cinayet mahalli fotoğraflarını, hatta ve çoğunlukla güvenlik kameralarına yakalanan görüntülerini pervasızca yayınlar. Öldürülen kadının küçük (ya da büyük) çocuğunu ya da çocuklarını, anasını babasını, kardeşlerini, varsa yeni eşini veya arkadaşını, sülalesini vb gibi hiçbir yakınının yaşayacakları hatta ömür boyu unutamayacakları görüntüleri defalarca yayınlar.

Sonra o medyanın o büyük bölümü, haber sonrası (prime-time) haber programlarında (sözde) konuyu masaya yatırır. Koca koca adamlara konuyu tartıştırır ve çözüm önerilerini araştırtır. O medyanın o büyük bölümü prime-time kuşağında başka ne yapar? Her türlü şiddetin yer aldığı (sözde) dizileri yayınlar. Bu yetmez gündüz kuşaklarında, kadın programlarında hafiyeliğe soyunur, katilleri aramaya, bulmaya, ekrana çıkartmaya; zaman zaman da masumları katil, katilleri masum sandalyelerine oturtmaya çalışırmış: Mış diyorum, çünkü ben asla bu programları izlemem, izleyenlere de şiddetle karşı çıkarım ama o dizileri izlemelerini, o medya kuruluşlarına reyting kazandırmalarını önleyemem.

Şimdi dönüyorum o milletvekiline sorduğum sorudan vardığım kanıya: Böyle bir toplumda kadın cinayetlerinin pratikte hiçbir şekilde önlenmesi mümkün değildir.

Sen kadın cinayetlerini defalarca  yayınla. Kadın programlarında irdele babam irdele. Akşam kuşaklarındaki dizilerde her türlü şiddeti özendir, ondan sonra da haber bültenlerine “Vahşi Cinayet”, “Hunharca Cinayet” vs vs spotlar at. Bu olsa olsa timsah gözyaşları olur. Bu bir…

Sen sevgili izleyici! Zaman zaman en yakınındaki insanların, hatta çok sevdiklerinin, belki de ailenden birinin bu cinayetlerden birinde hayatını kaybettiğini bil, acısını yaşa ama bu tür televizyon haberlerine, açık oturumlarına, dizilerine pirim ver, reyting yaptır, sonra da televizyonları eleştir: “Şiddet içeren diziler yayınlıyorlar, haberleri buzlama bile yapmadan, üstelik defalarca yayınlıyorlar” diye… Kim inanacak sana? Bu da iki…

Ve sen sevgili siyasetçi… Kadın cinayetleri için istediğin kadar “tedbir alacağım” de, istediğin kadar “gereken her şey yapılacak” de… Bizde böyle bir izleyici yapısı, böyle bir izletici düzeni, böyle bir seyrettiren düzeni olduktan sonra yaptığın, yapacağın her şey laf-ı güzaftan öteye geçemez. Ve ne yazık ki, kadınlarımız ölmeye, haber programlarımızın en dramatik konuları olmaya devam eder.

 

EN SON EKLENEN HABERLER

KTO Karatay Üniversitesi 2 öğretim üyesi alımı yapacak.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 45 öğretim üyesi alımı yapacak.

Kırklareli Üniversitesi 26 öğretim üyesi alımı yapacak

Eskişehir Sanayi Odası, “Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal)” konusunda önemli bir adım attı. “ESO Sürdürülebil...

Ruhsatsız iş yerlerinde korona virüs tedbirlerini hiçe sayarak kumar oynayan 144 kişiye idari para cezası uygulandı.

Tarım arazilerinde gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde 910 dekarlık alanda tarım faaliyetlerine başlayan Odunpazarı Belediyesi, sını...

Yukarı Çık