BELEDİYE BAŞKANLIĞI DAHA DA ÖNEM KAZANDI

Hüsnü ARSLAN Hüsnü ARSLAN
Köprübaşı

Alın size “can alıcı” soru!..

Öyle ki şu sıralar, yani Büyükşehirlerin, bağlı ilçelerinin belediye başkan adaylarının henüz netleşmediği şu sıralarda hemen tüm partilerde, kamuoyunda  en çok konuşulan, yazılı-çizilen konu bu.   Daha doğrusu, mesela, İstanbul Büyükşehir ve ilçelerinde kimin aday olması gerektiği tartışılmıyor. Ya ne konuşuluyor?

-Eski-yeni hangi milletvekili Büyükşehir’i, kimler ilçe belediye başkanlıklarını istiyor?

İlginç, hatta “garip” gelmiyor mu size de!.. Bana geliyor ama, açıkçası şaşırmıyorum da. Zira son bir-iki dönemdir Milletvekili olan biri, partisinin ya da kendi tercihi ile belediye başkanlığına talip olabiliyor.

Milletvekili rozetini çıkarıp, partisinin rozetiyle yerel seçim kampanyasına dalan çok sayıda vekil gördük. Pek çok örneğini, bizim ilde de 2014 seçiminde yaşadık;

-CHP Milletvekili Kazım Kurt, Odunpazarı Belediye Başkanı…

Haksız rekabet, dersek…

Kazım Kurt gibi seçimi kazanıp, makam ve unvan değiştiren de var, kazanamayıp rozetini takarak Ankara’ya dönen de var..

Yukarıda sözünü ettiğim “ilginç durum” da buradan kaynaklanıyor. Özetle şöyle;

-Başkanlığı, vekilliğe tercih eden, kazanamasa da fark etmiyor, milletvekilliğini sürdürebiliyor.

Hatta aday olup, ya da gösterildiği andan, seçim sonucunun alınmasına kadar geçen süreçte vekillik kesintiye uğramıyor. Maaşını alabiliyor mesela…

Durup tersini düşünelim. Bir büyük ya da küçük şehrin belediye başkanı “Ben bu işten usandım, milletvekili olmak istiyorum” dese ne olacak?.. Hatta Partisi “ilk sıra senin” garantisi de verse…

-Önce başkanlıktan istifa edecek!..

Kuşkusuz maaşından da feragat edecek. Bunun adı seçim, rüzgar ters döndü, seçilemedi… Ne olur, demeyin;

-Başkanlık da gitti, siyaseten prestij de!..

Ola ki partisi iktidarda, genel başkanı da kendisini seviyor. Belki yüklü bir maaşla “prestijli” bir yönetim kurulu üyeliği!..

 Partileri anlarım da…

Neresinden bakılırsa bakılsın, milletvekilliği mi, belediye başkanlığı mı tercihinde “haksız rekabettir” söz konusu olan…

Değinmiştim, daha önce akla bile gelmeyen bu “yeni yöntem” iktidarı ve TBMM’de karar çoğunluğunu elinde bulunduran AKP’nin eseri/tercihi olan bir durum. Yerel seçimlerde bunu da sıklıkla kullandı. Örneklemek gerekirse;

-Hem AKP Genel Başkanı, hem Başbakan Binali Yıldırım’ın İzmir Büyükşehir Belediyesine Başkan adayı olarak geçime girmesi…

Örneğin bu seçimde de adı İstanbul için geçiyor. Üstelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı gibi son derece “onurlu bir makam” sahibi olmasına karşın…

Hem milletvekili, hem de belediye başkanlıkları için tek başlarına aday belirleme yetkisindeki parti genel başkanlarını, yönetimlerini anlayabiliyorum.

-Bu adayla belediyeyi alabiliriz!..

Alınır, alınmaz sorumluluk onların ama, mensup oldukları partilerin aklından isimleri bile geçmeyen…

-Milletvekilleri niye illa belediye başkanı olmak isterler?

Pek çok yanıtı olan bu soruyu öyle bir-iki yazıda “açıklığa kavuşturmak” yanıtlamak mümkün değil.

Hele bir adaylar “er meydanında” bir görünsünler de…

EN SON EKLENEN HABERLER

Pamukkale Üniversitesi 19 Öğretim Üyesi alımı gerçekleştirecek.

İstanbul Üniversitesi 11 öğretim elemanı alımı yapacak.

Gazi Üniversitesi 14 öğretim elemanı alımı gerçekleştirecek.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ülkemiz temmuz ayı ihracat rakamlarını açıkladı. İhracattaki artış Eskişehir’in de ih...

Eskişehir’de bir vatandaşa ait park halindeki motosikletin direksiyon kilidini kırarak çalan şahıslar güvenlik kameralarına yansıdı....

CHP İl Başkan Yardımcısı Battal Uyar, LGS ve YKS sınavının açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada eğitim sisteminin iflas ettiğini s...

Yukarı Çık