SANAYİ ODASI GEREKSİNİMSE, ORGANİZE SANAYİ SONUÇTUR. (2)

Hüsnü ARSLAN Hüsnü ARSLAN
Köprübaşı

Özetle de olsa “Eskişehir Sanayi Odası’nın” kuruluşuna ilişkin meslek anılarımı paylaştım ilk yazıda. Ancak, sonraları benimsediğimiz kısaltmayla ESO, “ihtiyaca uygun” bir sivil toplum kuruluşu olmanın ötesinde bir diğer gereksinimden (ihtiyaçtan) kurulmuş olacaktır.

Neydi o gereksinim?..

-Eskişehir’e bir Organize Sanayi Bölgesi kazandırmak!..

Eskişehir, Cumhuriyet ile var olan bir eski yerleşim merkezi ise eğer, onun adımlarını atan yönetim şekliyle kurulan Hükümetlerin Eskişehir’i “Sanayileşmenin hedef merkezilerinden” biri olarak belirlemesinin önemi büyüktür. Uzatmadan örnekleyelim;

-Osmanlıdan intikal Demiryolu Cer Atölyelerinin modern anlamda fabrikalaştırılması, Tarımsal üretim kapasitesinin Şeker Fabrikasıyla değerlendirilmesi, halkın dilindeki Tayyare Fabrikası (Hava İkmal) 1950’lerde Basma Fabrikasının kurulması, geleneksel toprak sanayi kuruluşları, un fabrikaları  ve diğer bazı kamu yatırımları…

Gerçek sanayi Çarşı’da değil, Organizede…    

Bu örnekler, o “yoklar” dönemi için “kalifiye işgücü” yaratmakla kalmayacak,  “özel Sanayi” girişimcileri de o kaynaktan beslenecektir.

Bir başka sonuç da, yine bu “bilinçli ve teşvikli” gelişmeye bağlı olarak 1950’lerin 2. Yarısında halkımızın dilindeki “Sanayi Çarşısı”nın kurulmasıdır. Girişimcilerin kooperatif ortaklığı ile kurulan Sanayi Çarşısı, giderek “otomobil tamircileri çarşısı” haline gelmiş, öyle anılmaya başlanmışsa, diğer temel sektörleri bir arada toplama amacı esas gerçektir. Özetle örneklemek gerekirse…

-Sıcak demirciler, Soba imalatçıları, at arabası imalatçıları, tarım ekipmanları üreticileri gibi…

Sonraları kamyon, otobüs, traktör ve otomobilin yaygınlaşmasıyla bunların her kademesinin tamiri, bakımını ufaktan imalatını (akü gibi) yapan “yan sanayi” diyebileceğimiz kuruluşlar.

Hatırlayanlar olacaktır. Sanayi Çarşısı’ndaki bu öncü kuruluşlar, bugün oralardaki ustaların 2.nci, 3.ncü kuşak bireylerinin girişimleriyle;

-Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçek sanayi kuruluşları olarak çeşitli sektörlerde üretim halindedir…

OSB nedir, nasıl kurulur!..

İlk yazımda kısaca değinmiştim. ESO’nun kurulmasında işim gereği birinci derece tanıksam, Organize Sanayi Bölgesinde de aynı şekilde “asli muhatap” konumundayım.

Kuruluşunda bir-iki yıl sonra Sanayi Odası, esas amacını kamuoyu ile paylaşacaktır;

-Sanayi kuruluşlarının bir arada olacağı Organize Sanayi Bölgesi…

Üç sözcükten ibaret o tanımlama, yeni yeni literatürümüze girmekte, konulup-yazılmaktadır.

Maksat OSB kurmaksa, iki önemli koşuldur söz konusu olan;

-Büyük bir uygun alan, buranın Sanayi Odası’nın mülkiyetine geçmesini sağlayacak maddi güç…

ESO’nun o anlamda güçsüzlüğü nedeniyle “uygun alan” araştırmaları epey sürdü. Hatırladığım önce kentin batısı (Sögütönü tarafları) düşünüldü, sonuçta Doğusu benimsendi. Yani Sultandere ve Kanlıpınar köylüsünün mülkiyetinde olan tarım alanları..

İlk tartışma bu noktada çıktı;

-Tarım alanlarına fabrikalar kurulamaz!..

Görece haklı bu görüş, kentin fikir önderleri, özellikle de zamanın etkin kuruluşu Ziraat Odası tarafından dillendiriliyordu. Basın çalışanları olarak bizler de doğal olarak bunları haberleştirerek halka iletiyorduk.

Hatırlamıyorum, haberin ötesinde belki yorum yazısı yzmış olabilirim. Bir gün rahmetli Mümtaz Zeytinoğlu’ndan aradı;

-Hüsnü Oda’ya kadar bi gel bakalım!..

Komünistlikten nasıl sıyrılırım!..

Rahmetli babamın patronu aileden olduğu için, gazetecilik dışında da saygılı bir tanışıklığım var. İlk kez tanıştığım sütlü granül kahve eşliğinde ilk sözü karşısında şaşkındım;

“-Sen ne yapmak istiyorsun Hüsnü?.. “

Ağzımı açmama “ne yapıyorum” dememe fırsat vermeden devam etti Mümtaz  Bey;

“-Ya biz Eskişehir için hayırlı bir iş yapmak istiyorum, bakıyorum karşı çıkanlar arasında sen de varsın! “

Nihayet kendimi savunacak fırsat buluyorum!..

“Abi, ben işimi yapıyorum. Bu konuyla ilgili her görüşü haber yapıyorum ki..”

Demeye çalışırken tekrar sözümü kesti…

“-Sonra, sen biçim komünist gazetecisin?..

Der, demez benim halim, şaşkınlığın ötesine geçti, açıkça irkildim!.. “Allah muhafaza” o günlerde komünistlikle suçlanmak!.. Hem de, çok seviyor da olsam;

-Bir kapitalist Oda Başkanı tarafından!..

“Ne alaka?” demeye çalışırken O devam ediyordu;

“-Alakası olmaz olur mu!.. Biz oraya yüzlerce fabrika kuracağız, 10 binlerce kişi çalışacak oralarda ve…”

Bilinci yerleşmemi Komünist (!) olarak ağzım açık, şaşkın dinlerken, o cümlesini tamamladı;

“-Ve siz de o işçileri örgütleyip, emekçi devrimini gerçekleştirirsiniz!..”

***

Görüldüğü üzere, sevgili Mümtaz Zeytinoğlu ile diyaloğumu bile tamamlayamadan, OSB’ye gelemeden köşenin sınırlarını çoktan aştık!..

-Sıkmamışsam okurlarımı, mecburen devam edeceğim!..

EN SON EKLENEN HABERLER

  Seyir halindeki bir otomobilin bagajından yola sarkan demir bloklar karayolunda trafiği tehlikeye soktu.  

  Eskişehir’de düzenlenen operasyonda kaçak tütün, sigara ve cinsel içerikli hap ele geçirildi.  ...

  Kahveciler Odası Başkanı Zeki Çoban, Ankara Kahveciler Büfeciler Federasyonu’nda alınan kararla 2’nci doz Korona vir&u...

Eskişehir’de bir kaporta ustasının satmak için anlaştığı motosikletini, aynı gün dükkanının önünden dakikalar i&ccedi...

  Eskişehir’de 100 bin nüfusa oranla vaka sayısı bir haftada yüzde yüze yakın artarak ikiye katladı. Sağlık Bakanı Fahretti...

  Afet dönemlerinde bölgedeki yerel yönetimler ile koordinasyonlu bir şekilde çalışan ve personel ile araç desteğin...

Yukarı Çık