10.05.2017, 10:33

Lozan Barış Antlaşması

Türkiye Cumhuriyeti; büyük badireler ve savaşlar sonrasında adeta yoktan var olmuş ve bu sürecin sonucunda da Lozan Barış Antlaşması ile bağımsızlığını tüm dünyaya kabul ettirmiş bir devlettir. Tarihimizin en önemli antlaşmalarından birisi olan ve geçerliliğini de halen koruyan bu antlaşmanın ayrıntıları oldukça önemlidir. Mustafa Kemal Atatürk, barış görüşmelerinin İzmir’de yapılmasından yanadır. Çünkü, Yunanistan’ın İzmir’de yaptığı yıkımı tüm dünyaya göstermek istemektedir. Fakat bu teklif reddedilir ve İsviçre’nin Lozan kentinde görüşmelerin yapılmasına karar verilir. Görüşmelere gidecek heyet konusunda da sıkıntı çıkmıştır. Deneyimli bir diplomat olan Rauf Orbay’ın Türkiye’yi Lozan’da temsil edeceğine kesin gözüyle bakılmaktadır. Fakat Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalaması sebebi ile kendisine görevlendirme yapılmaz. Hem Kurtuluş Savaşında hem de Mudanya’da göstermiş olduğu üstün performans nedeni ile heyet başı olarak İsmet İnönü seçilir. Ayrıca kendisi bu görev için dışişleri bakanlığına getirilir. Kalabalık bir heyet ile Lozan’a giden Türk temsilcileri, görüşmelerin yapıldığı Beau Rivage Palace’ta kötü bir sürpriz beklemektedir. İsmet İnönü, görüşme için girdiği odada kendisine ayrılan sandalyenin, karşı taraftakinden daha küçük ve alçak olduğunu fark eder. Durumu yetkililere bildirir. Aynı büyüklükte ve aynı seviyede bir sandalye ister. Fakat görevliler, o büyüklükte sadece bir tane sandalye olduğunu söyler. Bunun üzerine İsmet Paşa; aynı sandalyeden bulununca görüşmelere başlayabiliriz der. Yetkililer hemen aynı sandalyeden bulurlar ve görüşmeler başlar. İlk tur görüşmeler anlaşmazlık ile sona erer. Çünkü başta İngiltere olmak üzere itilaf devletleri, Türkiye’yi halen bir sömürge devleti olarak görmektedir. Bu yüzden de özellikle kapitülasyonlar konusunda geri adım atmamaktadırlar. Bunun sonucunda da görüşmeler kesilir. Türk heyeti görüşmeleri terk ederek, yurda dönüş yapar. Fakat Avrupalılar, Türk heyetini belirli bir süre sonra tekrar masaya davet eder ve nihayetinde bir antlaşmaya varılır. Antlaşmanın orijinalinde 143 madde ve 17 adet protokol vardır. Antlaşmaya göre herhangi bir sonuca bağlanmayan ve çözülemeyen tek konu Irak sınırı olmuştur. Çünkü ne Türkiye, ne de İngiltere; Musul’dan vazgeçmemiş ve bölge üzerinde hak iddia etmiştir. Onun dışında kalan sınırlar ise eski antlaşmalar teyit edilerek, çizilmiştir. Değişikliğe uğrayan tek sınır ise Yunanistan sınırıdır. Yeni sınıra göre savaş tazminatı olarak Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy Türkiye’ye bırakılmıştır. Kapitülasyonlar tamamen kaldırılmış, tüm yabancı azınlıkların Türk vatandaşı olduğu kabul edilmiş, Patrikhane’nin dünyevi işler ile ilişkisi kesilmiş, Osmanlı borçları taksitlendirilmiş ve Osmanlı’dan ayrılan devletlerarasında da paylaştırılmış, yabancı okulların hepsi Türk Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmış, boğazlar ise uluslararası bir komisyona bırakılmıştır. Ayrıca 12 ada İtalya’ya, Gökçeada ve Bozcaada Türkiye’ye, kalan adalar ise Yunanistan’a bırakılmıştır. Fakat bu Yunan adalarının silahlanması yasaklanmıştır. Hem o dönemin hem de günümüzün şartları göz önüne alındığı zaman Lozan antlaşmasının bir zafer olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin adeta tapusu olarak görüldüğünü söylemek gerekmektedir.

 

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.