11.08.2018, 06:43

KURAN PENCERESİNDEN AHİRETE BAKIŞ

 

Din, akıl sahiplerini peygamberin bildirdiği şeyleri kabule çağıran ilahi bir kanundur. Bu ilahi kanunun ana amacı insanı maddi ve manevi yönden geliştirmek ve onu ahiret mutluluğuna hazırlamaktır. Sağlam bir dini inancın olmazsa olmazlarından biri de yaptıklarının karşılığını göreceği ahirete imandır. Böylesi bir imana sahip olmak ve yaptıklarının hesabını vereceğini bilme şuuru insanın dünya hayatına bakışını da etkileyecek ve mutluluğuna vesile olacaktır.

Allah’a iman, iman esaslarının en başta gelenidir. Ahiret gününe iman, Allah'a iman esasından ayrı düşünülemez. Çünkü Allah'a iman etmek onun bildirdiği hakikatlere de iman etmeyi gerektirir. İnandığımız Allah bize ahiret gününün varlığını, orada müminlerin ulaşacağı nimetleri, kâfirlerin göreceği azabı haber vermiştir. Bu sebeple ahiret gününe inanmamız da kaçınılmaz olur. Müslüman, inancının bir gereği olarak daima ahiret gününe iman ettiğini, Kuran ve hadislerde bildirilen ahiret ahvaline inandığını ifade eder. Ahirete iman İslam inanç temellerinden biridir. Nitekim Kıyametle ilgili ayetlerin bir kısmı şöyledir:  ” Kıyamet mutlaka gelecektir.” (Tâ Hâ, 20/15).

 “Gök yarıldığı zaman, yıldızlar saçıldığı zaman, denizler kaynayıp fışkırdığı zaman, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman herke yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek.” (İnfitâr, 82/1-5)

“Yeryüzündeki her şey yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabb’inin zatı bâkî kalacaktır” (Rahmân, 55/26-27. Kasas, 28/ 88).

"O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah’ındır” (İnfitâr,82/19).

"Ey insanlar! Rabb’inize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir” (Hac,22 / 1-2).

 “O başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.” (Rûm, 30/ 27; Ahkâf, 46/33). 

İnsan bilgisinin ulaşamayacağı, yalnızca yüce Allah’ın bilgisi dâhilinde olan işler vardır. Yalnız Allah’ın bildiği bu bilgilere “gayb bilgileri”, denir. Kıyametin kopacağı vakit de işte böyle gayb bilgilerinden birini oluşturmaktadır. Mekkeli müşrikler, Hz. Peygamber (s.a.v.) in peygamber olduğunu ispat edebilmesi için, kıyametin ne zaman kopacağını bilmesi gerektiğine inanıyor ve bu soruyu ona yöneltiyorlardı. Oysa hikmeti gereği, Allah teala kıyametin kopacağı zamanın bilgisini kendisine saklamış, yani onu gayb bilgileri arasına koymuştur.

Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: ‘Onun bilgisi ancak Rabb’imin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır….” (A'râf, 7/187).

"Şüphesiz onlar (kâfirler), o azabı(n gerçekleşeceği kıyameti) uzak görüyorlar, biz ise onu yakın görüyoruz." (Meâric,70/ 6-7) Allah teala, kıyametin vaktini bildirmemekle beraber, onun yakın olduğunu haber vermektedir. 

Kıyamet, kopuşundan önce on alameti görmediğiniz sürece kopmayacaktır, buyurdu ve Duman’ı, Deccâl’i, Dâbbetü’l-Arz’ı, Güneşin Batı’dan doğmasını, İsa b. Meryem’in inişini, Ye’cüc ve Me’cüc’ü, üç güneş tutulmasını, Doğudakini, Batıdakini ve Arap Yarımadasındakini ve son olarak da Yemen’de çıkacak ateşi zikretti.”

            Bu saydıklarımız, kıyametin “büyük alametleri” diye nitelenen alametlerdir. “İlmin kaldırılması, cehaletin yerleşmesi, zinanın açıkça yapılması ve içkinin (çok) içilmesi kıyametin alametlerindendir.”

Dünya hayatının sona erdiği ölüm ile ebedi ahiret hayatının başladığı zaman arasında, Kur’ân’ın “Berzah” adını verdiği bir dönem bulunmaktadır. Berzah, "engel", "perde" anlamlarına gelir. Kuran’da şöyle buyuruluyor:

Nihayet onlardan birine ölüm gelince, ‘Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım’ der. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar diriltilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır”. (Mü'munûn,23/99-100).

Akıllı ve buluğa ermiş bir insan ölüp kabre konulunca "Münker-Nekîr" adlı iki melek gelip, onu sorguya çeker. Buna kabir âlemi diyoruz.

"İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmektedirler. Rablerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki onlar mutlaka onu alaya alarak (kalpleri de gaflette olarak) dinlemesinler. (Enbiya, 21/1-2)  

            “Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir” (Hac,22/7).

Yeniden dirilişin ardından, bütün mahlûkat, hesap vermek üzere bir araya toplanırlar. Bu toplantı yerine “mahşer” denir. Şu ayette bu gerçek ifade ediliyor:

“O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp ayrılır. Bu (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır.” (Kâf, 50/ 44).

Haşr hali, çok zor ve sıkıntılı bir hal olacaktır. İnsanlar, melekler, cinler ve bütün hayvanlar bir arada haşr olacaklardır. Herkes kendi derdine düşecek, kimsenin kimseye bakacak hali olmayacaktır. 

“İşlemiş oldukları günahtan dolayı, dillerinin, ellerinin ve ayaklarının, kendi aleyhlerine şahitlik edeceği günde onlara çok büyük bir azap vardır.” (Nûr,24//24)

            “Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiç bir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek, (yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.” (Enbiya,21/47)  

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.