10.05.2017, 09:46

Kerkük ve Erbil’den selam getirmişem…

Ne demişler? Gitmediğin yer senin değildir!.. Biz de aynen öyle yaptık. Gittik, gördük, gezdik ve “İşte burası da aslında bizim diyarlar” diyerek, hiç olmazsa manevi anlamda sahiplenip döndük… Kerkük’ten Erbil’den söz ediyoruz. Acının, kanın, göz yaşının, çilenin şehri Kerkük’ten Erbil’den… Açgözlü kapitalist dünyanın, doymak bilmez emperyalist ülkelerin bir şekilde istila ederek petrolünü, doğalgazını gasp ettiği, enerji vanalarının başına postu serdiği, bir türlü de kalkmak bilmediği hüzün kenti Kerkük’ten Erbil’den… Irak Türkmen Gazeteciler Cemiyeti’nin 1. Kongresi ile Irak Türkmen Basın Konseyi’nin 6. Kurultayı toplantısına katılmak üzere Erbil ve Kerkük’e gittiğimizde, ilk izlenimlerimizdi bu ifadeleri bizlere yazdıran… Devlet otoritesinin olmadığı, hükümet gücünün yerinde yeller estiği, can güvenliği sorununun her sokak başı yaşandığı, hiç mübalağasız her an her şeyin olabileceği, tehdit altında bir hayatın hüküm sürdüğü Irak’ta adeta silahların gölgesinde dört gün geçirdik. Tarihi dokusuyla, tüm olumsuzluklara karşın gelenek ve göreneklerini korumuş ve de gayet güzel anlaşılabilir Türkçelerini asla kaybetmemiş olmalarıyla dikkatimizi çeken Türkmen soydaşlarımızın, varlıklarını canları pahasına sürdürmeleriyle, hem Kerkük, hem Erbil adeta “Ben halen daha bir Osmanlı şehri ve bir Türk kentiyim” diye haykırıyor adeta… Kendisini Türkmen davasına adayan dostumuz Irak Türkmen Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Dünya İletişim Birliği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci’nin daveti ve Dışişleri Bakanlığı ile Başbakanlık TİKA Başkanlığı’nın desteği ile Türkiye Gazeteciler Federasyonu(TGF) ve Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı’nı temsilen gidip görme fırsatı bulduğumuz Irak’ta, Türkmen kardeşlerimize destek olup moral verebilmiş olmanın onurunu yaşadık. Gerek Kerkük’te, gerekse Erbil’de gördük ki; Türkmen kardeşlerimizle özümüz bir, sözümüz bir, gönlümüz bir, yüreğimiz bir… Edebiyata, şiire, sanata tahminimizden de fazla önem verdiklerine bire bir tanık olduğumuz Türkmenlerin kalbinin, Anavatan Türkiye ile birlikte attığının ve en büyük güvence olarak ülkemizi gördüklerinin, bu nedenle de daha fazla destek beklediklerinin altını önemle çizmek gerekiyor. Yakılıp yıkılmış binaları ve harap olmuş görüntüsüyle lanet olası petrol savaşının tüm izlerini tam anlamıyla taşıyan Kerkük’ten sadece 10 km ileride konuşlanmış IŞİD tehlikesine karşın, kendi oluşturdukları milis güçleriyle korunmaya çalışan, bu bağlamda kurulu bulunan Türkmen Cephesi’nin gerçekten cansiperane mücadelesiyle ayakta kalma gayreti gösteren Türkmenler, bu anlamda bulundukları topraklardaki varlıklarını sürdürebilmek için adeta her gün destan yazıyorlar. Varlığı ile yokluğu pek belli olmayan Irak Hükümeti ile ABD’nin açık desteği ile yörede etkin güç haline gelen Peşmergeler arasına bir anlamda sıkışmış bulunan Türkmen kardeşlerimiz, çok kısıtlı imkanlar ile kurabildikleri gazete, dergi, radyo ve televizyonları ile de var olma mücadelelerini giderek daha da artan kararlılıkla sürdürüyorlar. Bölgede çok sevilip güvenildiğine tanık olduğumuz Türkmen Cephesi Lideri Ershad Salihi ile yaptığımız görüşmelerde, Irak’ın geleceğinin belirsiz olduğunu görsek de, Türkmenlerin gönüllerindeki Türklük sevgisi ve kalplerindeki iman gücüyle davalarına sahip çıktıkların görmek bizleri gerçekten umutlandırdı. Acının, göz yaşının ağıtlara, şiirlere, türkülere, hoyratlara yansıdığı Türkmenlerin çilesi ne zaman bitecek derseniz şayet; Ne zaman ki, petrolün son damlası da aç gözlü dünya tarafından tüketilecek; İşte o zaman Türkmen Diyarı’na barış ve huzur gelecek diyebiliriz…

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.