10.05.2017, 10:29

Kanserden Sonrası İçin Yumurta Dondurma

Belki onlarca, yüzlerce yıl sonra çaresi bulunacak fakat çağımızın en ölümcül hastalığı kanser. Güneş ışınları, genetik yatkınlık, trans yağ içeren gıdalar, radyasyon saçan elektronik eşyalar yani yediğimiz içtiğimiz şeylerden kullandığımız eşyalara hatta genetik dizilimimize kadar birçok şey kanser canavarını beslemekte. Aslına bakarsanız insan da insanın beslendiği gıdalarda doğadan uzaklaştıkça kanser tetikleniyor. Gıdalar işlem gördükçe kanserojen hale geliyor. Bozulmak bilmeyen yiyecekler, tarım ilaçları, çiftlik hayvanlarına verilen hormonlar vs. Örnekler oldukça fazla. İnsan ırkı olarak doğaya, doğal olana dönmediği sürece kanser hatta farklı bir çok yeni, eski hastalığa kapılarını açarken bir yandan doğanın dengesini de bozmakta. Kanserle savaşmak da tedavi süreci de oldukça zorlu. Her kazanılan zafer bu hastalıkla savaşan diğer insanlara da umut ışığı olmakta. Canan Deniz Hülya’nın yaşadıkları ise birçok umudu içermekte. Hürriyet’in haberine göre 23 yaşında lösemi yani kan kanseri tanısı konulmuş kendisine. İlik nakli Amerika’dan gelen ilikle gerçekleştirilmiş. Canan hanımın hikayesini özel kılan nokta sadece lösemiyi yenmiş olması değil. Kemoterapinin yumurtalıklara zarar vermesi ve kısırlığa neden olması tedavinin yan etkileri arasında maalesef bilinmekte. Canan hanımın yoğun kemoterapi içeren tedavi süreci öncesinde yumurtasının alıp dondurulmuş. Yumurta dondurma işlemin lösemili bir hastaya ülkemizde ilk defa yapılıyor olması onun hikayesini özel kılan bir diğer nokta. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Sönmezer tarafından gerçekleştirilen tedavi süreci erken yaşta kanser hastalığına yakalanan ve ileride çocuk sahibi olmayı düşünen hastalar için oldukça önemli bir adım. Canan hanımın yumurtalıkları tedavisi sonrası nakledildikten sonra çalışmaya başlamış. Yani yumurta dondurma işlemi sonrası tekrar naklide başarıyla gerçekleştirilmiş. Kansere, verdiği zararlara karşı atılan her adım milyonlarca insan için umut teşkil etmekte. Ama tabii bireysel olarak alınabilecek önlem kansere neden olan etmenlere en az maruz kalmak hatta ortadan kaldırmak olmalı. Tadı tuzu olmayan sebzeler, hormon deposu etler insanoğlunun doğayı hızlandırma kısa zamanda çok ürün elde etme hırsının ürünleri aslında. Bu konuda tüketici bilinçlendikçe işlem görmüş, hormonlanmış, katkı kimyasallarıyla rafta ölümsüzlüğünü ilan etmiş yiyecekleri tüketmeyi tercih etmemesi kişisel olarak atılabilecek bir diğer adımdır. Organik yani doğal üretimi tüketmeye yönelmek hem sağlık hem de üretimin yönünü değiştirmek için ufak ama etkili çözüm olabilecektir.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.