10.05.2017, 10:24

İLETİŞİMDE SÖZ AHLAKI

İletişim Nedir?

Toplumun içinde yaşayan insanın kendisini ve çevresini daha iyi tanımasına ve başkaları ile uyumlu ilişkiler gerçekleştirmek için etkileşim kurabilme becerisine iletişim diyoruz. İnsan duygu ve düşüncelerini en iyi, dil ile anlatır. Dil ile gerçekleştirilen iletişim; daha güçlü ve daha kullanışlıdır. İletişim, söyleyici ve dinleyici konumundaki iki insan ya da insan grubu arasında gerçekleşen duygu, düşünce, davranış ve bilgi alışverişidir. Kişi, sosyal çevrede sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmek için çevresindekilerle iletişime geçer. Ayrıca ruhsal – bedensel ihtiyaçları gidermek için iletişim oldukça gereklidir. Toplumsal kanun ve kuralları sağlıklı işletebilmek için iletişim şarttır. Bu da gösteriyor ki iletişim, bir insanı yakın ve uzak çevresine bağlayan en etkin bir halkadır. İletişim ve Ahlak: Sözde aranan en önemli özellik ahlaktır, nezahettir. Sözün bir ahlakı, bir âdâbı vardır. Mümin, konuşmasıyla zarafet ve nezaketini yansıtmalıdır. Onun kelâmı, güzel ve hoş olmalı, insanın gönlüne akmalıdır. Ancak, gönle akabilmesi için söz, samimiyetle, gönülden söylenmelidir. Efendimiz (s.a.s), insanları etkilemek için yapmacık sözler söyleyenleri, ağzını eğip bükerek gösteriş amacıyla söz sarf edenleri Allah’ın sevmediğini haber verir. Müminin insanlara lânet okuyan, kaba, çirkin, kötü sözlerle hakaret eden biri olamayacağını vurgular. Sadaka diye tanımladığı güzel sözün, kişiyi cehennem ateşine karşı koruyan bir kalkan olduğunu bildirir. Allah katında sözün değeri, hakkı ve hakikati ne kadar yansıttığı ile ölçülür. Çünkü söz, özün aynasıdır ve sadece insanın davranışını değil, aynı zamanda kişiliğini, hatta âkıbetini belirlemektedir. Bu gerçeği Yüce Rabbimiz, şu âyet-i kerime ile haber vermiştir: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Ahzap, 70) İslam medeniyeti ahlak, hikmet, irfan, hak ve hakikati izhar eden bir söz medeniyetidir. Sözde öncelikle doğruluğun, sadakatin bulunması gerekir. Söz, hak ve hakikate tercüman olmalıdır. Yalanla, iftirayla zihinler, gönüller, diller kirletilmemelidir. Doğru olmayan sözlerle fesat ve huzursuzluğa sebebiyet verilmemelidir. Emanet olan ömür sermayesi ve hızla akıp giden zaman, faydasız, beyhude sözlerle israf edilmemelidir. Bu hususta Efendimizin “Ya hayır söyleyin, ya susun!” uyarısı her daim şiarımız olmalıdır. Sözde İman ve Ahlak İlişkisi: İman ve ibadet esasları ile ahlaki emirleri kesin çizgilerle birbirinden ayırmak mümkün değildir. Sahaları ayrı gibi görünürse de birbirleriyle kaynaşmış durumdadırlar. İmanın olgunluğu ahlakın güzelliği ile ilgilidir. Hz Aişe (RA)’ın rivayetinde Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor: “İman yönünden müminlerin en olgunu ahlakı en güzel olanlarıdır. En hayırlınız da kadınları için en hayırlı olanınızdır.” Ahlakın imanla olan münasebetini şu hadis-i şerif çok güzel bir şekilde açıklıyor: “Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini kardeşi için de arzu etmedikçe iman etmiş olmaz.” Buradaki imandan maksat olgun imandır. Yani bir kimsenin olgun manada iman etmiş olması için kendisine reva gördüğü iyilik ve üstünlükleri din kardeşi için de istemesi; kendisine yapılmasını arzu etmediği işleri din kardeşi için de arzu etmemesi gerekir. Ebu Şürayh anlatıyor: Peygamberimiz (SAV) bir defada arka arkaya üç defa yemin ederek: “Vallahi iman etmiş olmaz, vallahi iman etmiş olmaz, vallahi iman etmiş olmaz.” buyurdu. “Ey Allah’ın Peygamberi! Bu iman etmiş olmayan kimdir?” diye soruldu. Peygamberimiz (SAV): “Kim olacak; şu komşusu haksızlığından, kötülüğünden güven içinde olmayan kimse.” diye cevap verdi. İbadet ve Ahlak İlişkisi: Bir hadisi şerifte “Kim ki yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına yani oruç tutmasına değer vermez” buyrulur. Ebu Hüreyre (RA) diyor ki: Bir adam Peygamberimiz (SAV)’e: Ey Allah’ın Rasülü! Falan kadın çok nafile namaz kılar, oruç tutar ve çok sadaka verir. Yalnız diliyle komşularını incitir.” dedi ve Peygamberimiz (SAV)’in bu kadınla ilgili değerlendirmesini sordu. Peygamberimiz (SAV): “O, cehennemdedir.” buyurdu. Adam: “Ey Allah’ın Rasülü! Falan kadın da az nafile namaz kılar ve orucuyla anılır ve kendi yaptığı keşten bir miktar sadaka verir. Ancak iyi ahlakı sebebiyle komşularına eziyet etmez.” dedi ve Peygamberimiz (SAV)’in bu kadınla ilgili değerlendirmesini sordu. Peygamberimiz (SAV): “İşte o kadın cennettedir.” buyurdu. Ahlaktan söz ederken, Peygamberimiz (SAV)’in, Kur’an-ı Kerim’de övülmüş yüksek ahlakından söz etmemek mümkün değildir. O, ahlakını Kur’an’dan almış, bütün iyilik ve güzellikleri kendisinde toplamıştı. Hz Aişe (RA) validemiz, Peygamberimiz (SAV)’in ahlakının nasıl olduğu sorulduğunda: “Onun ahlakı Kur’an idi.” demiştir. Yine Peygamberimiz (SAV) buyuruyor: “Dört şey sende olduktan sonra dünyadaki kaybından sana bir zarar gelmez. Emaneti korumak, doğru söylemek, güzel ahlak ve helal lokma.” İslam ahlakının temelini, söz, iş ve davranışla başkalarına zarar vermemek, başkalarını incitmemek ve üzmemek teşkil eder. Çünkü Peygamberimiz (SAV) Müslüman’ı tarif ederken: “Müslüman, dilinden, elinden Müslümanların selamette kaldığı, zarar görmediği kimsedir.” buyurur.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@