10.05.2017, 10:18

HZ. PEYGAMBER VE GÜVEN TOPLUMU (2)

Peygamber (sav) Efendimiz 35 yaşına geldiği zaman, Kâbe’nin tamirinde Hacer ül-Esved taşının yerine konulmasında yaptığı hakemlik görevi O’na olan güven ve itimadın en büyük delilidir. (İbn Hanbel, 11/ 425)

“Ey Muhammed! Artık sana buyrulanı açıkça ortaya koy, müşriklere aldırış etme.” (Hicr 94) Bu ayetin inzal buyurulmasından sonra Peygamber (sav) kavmini Safa tepesinde toplayıp onlara:

“Size şu dağın ardından düşman askerlerinin gelmekte olduğunu haber versem beni tasdik eder misiniz?” diye sorunca Kureyşliler: “Elbette inanırız, biz senin yalan söylediğini hiç bilmiyoruz” diyerek tasdik etmişlerdir. (Buhari, 3/171; Müslim, 1/131-135)

Müşriklerin ileri gelenlerinde olan Nadr b. Haris bile onun güvenilirliğini şöyle dile getiriyor:

“Muhammed aramızda kendisinden memnun olduğumuz, doğru sözlü, emanete riayet eden birisi iken, bize Peygamberliğini bildirince O’na sihirbaz dediniz. Hayır! Vallahi O, sihirbaz değildir.” (İbn Hişam, Sire, 1/ 320)

Cafer b. Ebi Talib’in, Necaşi’ye söyledikleri de hayli önemlidir: “Ey Melik! Bizler putlara tapan, ölü eti yiyen, her türlü kötülüğü yapan, akraba ile ilişkiyi kesen, komşularımıza karşı kötü davranan, zayıfları güçlüler tarafından ezilen bir topluluk idik. Biz böyle bir durumda iken Allah, içimizden ailesini, doğru sözlülüğünü ve güvenirliliğini bildiğimiz birini bize Peygamber olarak gönderdi. Peygamber bizleri bir olan Allah’a ibadete davet ediyor ve bizim taştan putlara tapmaktan ve atalarınızın taptığı şeylere ibadetten uzak durmayı, bize doğru sözlü olmayı, emanete riayet etmeyi, sılayı rahimde bulunmayı, komşulara iyilik etmeyi, haram işlerden sakınmayı emretti. Bizleri fuhuştan ve zorbalıktan, yetim malı yemekten ve kadınlara ithamdan sakındırdı….” (İbn Hişam, Sire,1/223)

“Dürüst ve güvenilir tüccar, ahirette Peygamberler, Sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.” (İbn Mace, Ticaret, 1)

“ Dinine ve dünyasına ait hususlarda kendisine güvenilmesi kişiye saadet olarak yeter.” (Camius-Sağir, 6238) hadisleriyle bizleri örnek toplum olmaya yönlendirdi.

Sahte para, sahte döviz derken her şeyin sahtesi çıktı. Diplomadan, mesleklerden belge ve senet gibi her şeyin sahtesi toplumda hâkim olmaya başladı. Nerdeyse güvenebileceğimiz hiçbir şey kalmadı. Hatta hiçbir şeyi gönül huzuruyla satın almak mümkün olmuyor. Ülkemizde derin bir güven krizi baş göstermiştir. İnsanlık toplumsal bir güven bunalımı yaşıyor. Şüphe, güvensizlik, tereddüt ve sahtelik, hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır. Güvensizlik hali, bütün dünya toplumlarının altını oyuyor. Kime güveneceğimizi şaşırmış durumdayız.

İnsanların hiçbir şeye güvenmemesi, güvenilecek hiçbir değerin kalmadığı inancını da beraberinde getiriyor. Sonuç olarak da din, ahlak, insan, adalet, emek, erdem gibi en temel değerler başka gayeler için kullanılan birer araç haline geliyor. Toplumsal güven duygumuz her gün biraz daha çözülüyor. Değerlerimiz yok edilmiş oluyor.

Güvenin olmadığı yerde, terör, anarşi ve her türlü hukuksuzluk baş gösterir. Bu durum toplumun topluca intiharı demektir. Bu durumdan kurtulmanın tek yolu, insanların birbirine güven emniyet ve barış telkin etmesiyle mümkündür.

“En iyimizi en kötümüzden ayırarak bize tanıt Ya Resulellah!” diye sorulunca Peygamber (sav): “En iyiniz yararı dokunan ve zarar gelmeyeceği hususunda kendisine güven duyulandır. En kötünüz ise faydası umulmayan ve zararından emin olunmayanınızdır.” (Tirmizi, Fiten, 76. Müsned,5/171) buyurdular.

Savaş ve zulümlerin tüm dünyayı kuşattığı, kan ve gözyaşının hâkim olduğu, en modern silahlarla zehirli gazlarla şehirlerde masum çoluk çocuk, yaşlı ve kadınların acımazsızca katledildiği çağımızda; barış, huzur, güven ve adaletin tesisi için insanlık, Hz. Muhammed (sav) in getirdiği iman ve İslamiyet’in nuruna ve Kur’an’ın hakikatlerine her zamankinden çok daha muhtaçtır. Güvensizlik dünyayı baştanbaşa sarıp sarmalamıştır. İşlenen böylesi insanlık suçları karşısında hiçbir ülkeden seslerin yükselmemesi daha vahim bir olaydır. Modernliğin ve medeniyetin içinin boşaltılıp tamamen sahtekârlıklarla yaldızlandığını gösteren boş laflarla geçiştirildiği cahiliye dönemini her şeyi ile tekrar tekrar yaşıyoruz.

Toplumda güvenin oluşması aileden başlar, sokakla devam eder, şehirlerarasında büyür ve ülke içinde asayiş, emniyet ve adalet olarak tecelli eder.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.