10.05.2017, 10:26

HER ŞEY DOĞUDAN GELİR!

Bir sal ile okyanus geçebilir misiniz? Asırlar öncesinin teknolojisini kullanarak yaptığınız bir sal ile hem de? Balsa ağacından yapılmış tahtaları, halatlar ile birbirine bağlayıp 8000 km yol kat edebilir misiniz? 2002 yılında aramızdan ayrılan Nobel ödüllü kaşif Thor Heyerdahl tam da bu sorduklarımı gerçekleştiren bir adam. Hakkında birçok kitap yazılan birçok belgesel çekilen Heyerdahl’ın macerası 2012 yılında Kon-Tiki adı ile kendi vatandaşları Joachim Rønning ve Espen Sandberg tarafından beyaz perdeye aktarıldı ve en iyi yabancı film dalında Oscar’a da aday oldu. Kuzey Avrupalılar için kahraman mertebesine erişen Thor Heyerdahl’ın Kon-tiki macerası hakkında biraz bilgi verelim. Polinezya gezisi sırasında bir yerlinin anlattıklarından etkilenen Thor, yerlilerin yöntemleri ile bir sal yapıp Pasifik okyanusu adalarında yaşayanların Güney Amerika’dan geldiklerini kanıtlamayı kafasına koyar. Yerli ona güneşin, akıntının ve hayatın yani her şeyin doğudan geldiğini söylemiştir. Yerli, tanrıları Tiki’nin de doğudan geldiğini söyleyince Thor’un kafasında bir ampul yanar ve Tiki’nin Güney Amerika’dan gelen bir göçmen olabileceğini düşünmeye başlar. Birçok kapı aşındıran ve bu sırada birçok kez alay edilen, ciddiye alınmayan ve hayalperest olmakla suçlanan Thor hedefinden vazgeçmez ve Peru Ekselanslarına milliyetçi damardan girerek aklını çelmeyi başarır. Gerekli desteği bulduktan sonra en az kendisi kadar çılgın ekibi ile okyanustaki macerasına başlar. 1947 yılında yaşanan bu olay tamamen gerçek zaten filmin bu kadar güzel olmasının sebeplerinden biri de bu. Filmin tamamen Norveçlilerin elinden çıkma olsa da dili ve genel anlatımı tam bir Hollywood filmi izlenimi yaratıyor. Özellikle bazı oyuncuların şu sıralar Amerikan eli değmiş dizilerde ön plana çıktığını da hesaba katarsak film hakkında pek bilgi edinmeyenler bir Hollywood filmi izlediklerini zannedebilirler. Ancak bu söylediklerim asla kötü olduğu anlamına gelmiyor. Böyle bir macerayı anlatan film ancak böyle bir dil kullanılarak anlatılabilirdi. Life of Pi(Pi’nin Yaşamı) filmini sevenler mutlaka bu filmi de çok beğeneceklerdir. Her iki filmde bir ressamın elinden çıkma gibi duran kareleri ayrıca yazmak gerekir. Eğer iki filmi de hala izlemediyseniz üst üste izlemenizi öneririm. Okyanusun o masmavi hali, okyanus canlılarının adeta dans eder gibi sürdürdükleri hayatları, bilinmez suların büyüleyiciliği ve mavinin her tonu beni adeta hipnotize etti. Bir motor alıp güneye sürmek ardından da küreklere asılmak ve yelkenler açmak istedim. Fakat fakir olduğumdan porsuğun kenarında çay içmekle yetindim. Olsun benim Eskişehir’im de güzel be. Köpek balıkları, dev balinalar, ışık saçan denizanaları. Biraz kafadan çatlak İskandinavlar, Hayallerinin peşinden giden insanlar. Mavi deniz, mavi gökyüzü ilginizi çekiyorsa mutlaka izlemeniz gereken bir film. Thor’un bu maceraya çıktığında yüzme bilmediğini de buraya iliştireyim ki bir şey yapmak yerine bahaneler bulanların (özellikle benim) kulağına küpe olsun. İyi Haftalar! İyi seyirler!

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.