10.05.2017, 10:17

Evlilikler Nasıl Kuruluyor?

‘Önce evlenip sonra eşlerini sevebilen atalarımızın evlilikleri uzun soluklu olup devam ederdi. Bizler ise önce sevip sonra evleniyoruz fakat evliliklerimiz kısa soluklu oluyor ve devam etmiyor’, sözü beni hep düşündürmüştür. Nitekim 2015 yılında ülkemizde 602. 982 çift evlenirken, 132. 830 çiftin boşanması bunun en bariz örneğidir.

Çocukların evliliklerinde anne ve babaların baskısı geçmiş dönemlerde daha etkin iken artık evlenecek kişilerin daha da söz sahibi oldukları anlaşılmaktadır. Genel olarak anne ve babalar evlatlarının evliliklerinde onların daha mutlu olmasını düşünerek hareket etmek istemektedirler. Bu sebeple de kendilerine uygun buldukları ailelerle akrabalık kurmayı ve akrabalık kuracakları ailenin geçmişini sorgulayarak akrabalığın kalıcı olmasını bilhassa istemektedirler.
Buna rağmen evlenecek gençler genelde işin bu boyutunu düşünemeyip, bilhassa bu konuda ‘eskiler’ diye tabir ettikleri anne ve babalarının anlamadıklarından hareketle sadece sevgilerinin peşine takılıp hareket etmeyi yeğlemektedirler. Hatta aile içi bağların zafiyete uğradığı kesimlerde ailesinden habersiz evlilik yapan gençlerin sayısının dahi artmakta olduğu görülmektedir.
Bazen de bu konularda çıkar hesabı yapan ya da yakın akraba ve sosyal çevre baskısına itiraz edemeyen ailelerin olduğu ve evlatlarının evliliğini kendi arzu ve istekleri doğrultusunda şekillendirmeyi düşünen velilerin de mevcudiyeti bir vakıadır.
İşte bunların sonucu mutsuz bir evlilik hayatına mahkûm olan gençlerin ve aile büyüklerinin karşılaştığı aile dramı. Bir yanda kocasından kurtulmak isteyen, kendisinin veya kocasının ölümü için dua bile eden kadın, diğer yanda hanımını uslandırmak için gece gündüz şiddet uygulayan, gergin bir koca ve bu ailenin birer parçası durumunda olan zavallı çocuklardan ve onların mürüvvetlerini hayal eden aile büyüklerinden teşekkül eden dramatik bir aile modeli.
Bir de işin dini boyutuyla hareket ettiğine inanan bir kesim de vardır ki, Hz. Peygamberin “Velisiz ve iki adil şahitsiz nikâh olmaz” şeklindeki hadislerini delil alarak, kızını evliliğe zorlamayı, hatta istemediği bir erkek bile olsa zorla evlendirme hakkının olduğuna inanan aile büyükleri ve onların gençlerle uyuşmayan tavırları.
Ayrıca sağlıklı bir evliliğin kurulmasında “denklik”, vardır ki, evlenen erkeğin dini, sosyal ve iktisadi açıdan kadınla aynı seviyede veya daha üst bir seviyede bulunmasını gerektirir. Evleneceği kadının ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda bulunmamasını da gerekli kılar. Kadının erkeğe değil, erkeğin kadına denkliği esastır. Evlilikte denklik şartı İslam hukukçularının çoğunluğu tarafından nikah akdine dâhil edilmiş hukuki şart niteliğinde bir unsurdur. Denkliğin gözetilmesi gerektiğine dair ileri sürülen sahih hadisler hukuki bir şarttan ziyade eşler arasında istikrarlı mutlu bir aile hayatı için tavsiye niteliğinde rivayetlerdir.
Kızın velisinden izinsiz evlenmesi ise şöyle değerlendirilir: Akitlerde tarafların rızası esas olup, taraflardan birinin rızasının olmaması durumunda akit ya yok hükmündedir, ya da fasit olarak değerlendirilir ve fesat sebebi ortadan kalkmadığında akdin fasit olarak devamı söz konusudur.
Hatta dul kadınların evliliği hususunda ise velilerin herhangi bir söz haklarının olmadığı, bekâr kızların evlendirilmelerinde ise velisinin kızdan izin alarak kızının evliliğini gerçekleştirmesi ile ilgili hadis farklı yorumlara kurban edilmiştir. Hizam binti Hansa isimli kıza Hz. Peygamber; “Şayet mutlu değilsen nikâhını feshederek evliliğe son vereyim” demesi aslında bekârın iznine en güzel delildir.
Dinimizde kadınlar kendileri taraf olarak akit yapmaya yetkilidirler. Yani kendilerini evlendirebilirler. Nitekim bilindiği gibi “Velisiz nikâh olmaz” hadisinin anlamı nikâh esnasında velinin bulunmasının ya da onun rızasının alınmasının zorunlu olduğu değil de, velinin bulunmasının uygun olacağı anlaşıldığı halde, başka da sebeplerle aile büyüklerinin gençler üzerindeki sahiplik anlayışı nedeniyle evlatlarını kendi istedikleriyle evlendirmesi ve gençlere söz hakkı vermemesi onların da kaçarak ve izinsiz olarak evlilik yapması toplumumuz içerisindeki büyük sorunlardan birisi olarak görülmektedir.
Oysa Kuran-ı Kerimdeki bir ayeti Celile: “Boşanmış kadınlar kocalarıyla anlaşmak istediklerinde onların geri dönmelerine, eski kocalarıyla tekrar nikâhlanmalarına engel olmayın.” delil getirilerek kadınların da kendilerini evlendirme özgürlüklerinin bulunduğu şeklindeki anlayış burada zikredilebilir.
Bu vesileyle evliliklerde taraf olarak gençlerin de izninin alınmasına ve kesinlikle istemedikleri bir evliliği onlara dayatmamaya özen gösterilmelidir. Aksi halde kaçarak ve izinsiz yapılan evlilikler sebebiyle aile dramları başımızdan eksik olmayacaktır. Şöyle ki: Mutlu bir günde yanı başında olması gereken ailesinin olmaması sebebiyle mutsuz başlayan ve gelin olmanın tadını çıkaramayan genç bir kızın evlilik hayatı bu toplumun sancılarından biridir.
Daha sonraki hayat serüveninde aile içi sorunlarda kendi ailesinin desteğini göremeyen bir anne.. Hatta kaçarak evlenenlerin genelde maruz kaldıkları hakaretamiz sözlerin meydana getirdiği ezilmiş bir kadın ve ezik bir anne.. Böyle ezilmiş bitik bir annenin evlatları… Böyle bir toplum modeli ve bu toplumun geleceği..

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@