Hafta içi Bahçeşehir Koleji’nin Avrupa Şampiyonu olması ve Bursaspor’un bir başka Avrupa Kupası’nda yarı finale kalması hepimizi gururlandırdı.

Şimdi geçmişe dönecek olursak şehrimizin basketbolda tek temsilcisi Eskişehir Basket’in bir gecede kapatılması bütün kentte şok etkisi yaratmıştı. Yöneticisinin bile Avrupa Kupası grup maçları kura çekimi ardından, dönüş yolculuğunda uçaktan indiğinde aldığı bu haber herkeste şaşkınlık yaratmıştı. Bu vahim durum Bahçeşehir Koleji’ni dolaylı olarak etkiledi ve Eskişehir Basket yerine Süper Lig’de yer aldılar.

Gelinen noktada şimdi onlar Avrupa Şampiyonu oldu, biz tarihin tozlu sayfalarına karıştık. Futbolda Eskişehirspor gibi ekonomik zorluklar çeken Bursaspor ise, basketbol şubesini tamamen ayırarak doğru yapılanma ve sponsorla Avrupa yarı finalindeler. Bizim yapamadığımız elma ile armudu ayırarak bunu başardılar.

Televizyondan arka arkaya izlediğim iki maç sonrası çok gurur duydum ama bir o kadar da üzüntü yaşadım. Aynı başarıları Eskişehir Basket’in kazanmasına ramak kalmıştı çünkü. Basketbol kültürünü, seyircisini 3 yılda büyük, küçük herkese aşılamışken, Üniversite Spor Salonu’na kimse gitmez derken, çoğu maçın full seyirci ile oynanması, herkesin ağzına bir parmak bal çalıp öyle bıraktı işte Es Basket.

Ben bizden olanın başarısına daha çok seviniyorum. Mesela henüz 16 yaşında atletizm de Dünya Şampiyon’u olan Ayça Fidanoğlu’nun başarısı gibi. Eskişehir bunu çok istiyor ve çok hak ediyor.