10.05.2017, 09:49

Egemenlik üzerine…

Milli mücadelenin başladığı yıllar…

Ülkemizin dört bir yanı düşmanlarla çevrili…

Bir fiili işgal durumu var ve düşman çizmeleri her yerde kol geziyor…

Ülke bölünmüş, parçalanmış, adeta lime lime edilmiş…

Bu durum, insanlara da doğal olarak yansımış…

Halkın arasında ne ararsan var…

Teslimiyetçileri mi sorarsın… Mandacıları mı ararsın… İngilizcileri mi, Amerikancıları mı, Fransızcıları mı dersin… Yoksa; ‘Adam sen de, bizi kim yönetirse yönetsin’ diyen vurdumduymazcılardan mı dem vurursun…

Açıkçası; ne ararsan var…

Oysa; halkın büyük çoğunluğunun içinde;

Silkinip kendine gelmek gibi, ateşlenmeye hazır bir milli mücadele ruhu yatıyor…

Bütün mesele; o ruhu yakalayıp, topyekün direnişi başlatacak bir kıvılcımın yakılmasında…

İşte o anlamlı işlevi Mustafa Kemal Atatürk yerine getiriyor…

Samsun’a çıkışla başlayan direniş süreci, Erzurum ve Sivas kongreleri ile tüm yurda yayılıyor…

Ve Ankara’da, 23 Nisan 1920’de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile de bugünkü cumhuriyetin temelleri atılıyor…

Bir milletin yeniden doğuşunun startını veren Atatürk’ün sözleri, o günden bugüne TBMM’de bir mihenk taşı gibi asılı…

-Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir…

Henüz kurtuluş savaşı yeni başlamış… Atatürk başarıdan o kadar emin ki;

Savaş sonrasında kurulacak devletin, halk iradesine dayalı bir cumhuriyet olacağının müjdesini, daha yıllar öncesinden kayıtlara geçiriyor…

Diyor ki; -Türkiye devleti bir cumhuriyettir ve egemenlik de kayıtsız şartsız milletindir…

Sevgili okurlar…

TBMM’nin kuruluşu, aslında bu ülke için çok önemli bir milattır

Demokrasinin temellerinin atıldığı, cumhuriyetin yönetim ilkelerinin belirlendiği ve bir ulusun, varlığını tüm dünyaya yeniden haykırdığı bir tarihtir 23 Nisan 1920…

Elbette ki;

Bu tarihin çocuklarımıza armağan edilmesinin de bir büyük anlamı var…

Çocuklarımız geleceğimizdir

O halde; elbette ki, egemenliğimiz de gelecek nesillerimize emanet edilmelidir…

Böylesine ince bir değerlendirme yapılmış ve milli egemenlik ruhunun, bu ülkenin geleceği olan çocuklarımıza, mutlaka küçük yaşlarda aşılanması gerektiği anlatılmak istenmiştir…

Muhtemelen, çocuklarımız, yine şeklen belli makamlara oturtulacaklar…

Belki, o klasik görüntüleri yine yaşayacağız…

Ama aslında asıl yaşamamız gereken; Milli mücadelenin başladığı o yıllara dönmek ve bu ülkenin nasıl ve ne tür badirelerden geçerek bugünlere geldiğini, bir daha/bir daha hatırlamaktır…

Belki o zaman; iç çatışmaların, sen-ben kavgalarının, basit siyasi çekişmelerin

Ne kadar da gereksiz olduğunu çok daha iyi anlayabiliriz…

Egemenliğimizin daha bir yürekten, daha bir gönülden ve daha bir bilinçle kutlanacağı nice 23 Nisan’lar diliyoruz…

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.