06.08.2018, 06:25

ÇKE’ye, Eskişehir’e onur kazandıran 2 kimlik/kişilik…

Kadim okurlarım dahi yazının başlığındaki “anlamsızlığın” açılımını, anlamını çıkaramamışlardır.

Haklıdırlar, zira bence de daha “anlamlısını” bulamadığımdan  “anlamsızlık” adına yazmak “zorunda” kaldığım bir sözcük sıralaması… Buradan şunu da çıkarabilirsiniz;

-Yazının içeriği de zorlu bir çizgi izleyecek!..

Açılım, dedik ÇKE’yi açalım;

-Çifteler Köy Enstitüsü!..

Türk Eğitim Sisteminin unutulmaz uygulaması dilden-dile dolaşsa da, satırlar arasında yerini bulsa da..

Eski-yeni kuşak Eskişehirliler arasında bileni çoktur o eğitim kurumunu.

Ya ÇEK ile bağlantı kurmaya çalıştığım başlıktaki o iki isim? Enstitüden çıkışlı binlercesi arasında “parıldayan yıldızlardan” sadece ikisi;

-İlyas Küçükcan ve Osman Öztuna!..

Bendeniz ise; o iki ismi de çok yakından, biraz uzaktan tanıma onuruna erişmiş, o ışık ocağından yetişmiş öğretmenlerin döşediği altyapıyla;

-Yarım asırdır kalem oynatan bir basın emekçisi!...

Önce İlyas Küçükcan

Köy Enstitüleri üzerine, daha çok anılarla olsa da, işlevlerini, gelmişi ve geçmişi irdeleyen…

Açılışlarına önderlik eden genç Cumhuriyetin çağdaş kafalı eğitimcilerine şükranlarını sunan…

Kapatılışlarına ön ayak olmaktan öte, bilinçle büyük çaba harcayanların ruhlarına, en hafif anlatımıyla “teessüflerini” gönderen…

O iki ismi de yazılarının satır aralarından eksik etmeyen…

-Onlarca yazıya imza atan bir köy çocuğu..

***

Aslında, sevgili-saygılı İlyas Küçükcan öğretmenimizi, çoktan hakkedilmiş bir “büyük onuru” vesile ederek anmak üzereyken…

-Sevgili Osman Öztuna Öğretmenimizin bizlere veda ettiği haberi gelmez mi…

Sanırım anlaşılmış olmalı o “anlamsız”  başlığın anlamsızlığı!..

Aynı zamanda, yazının da neden “bozuk bir insicam” içinde seyretmekte olduğu!...

-İlyas Küçükcan Kimdir?..

Bu satırları okuyan çoğu kişi adına  anlamsız bir soru olsa da, kitabındaki birkaç satırla kendisi anlatsın;

“-1933 Seyitgazi-Büyükdere köyü doğumludur. İlköğrenimini takiben öğrencisi olduğu Çifteler Köy Enstitüsünden 1948-1949 öğretim yılında mezun olmuştur.”

Siz hesaplama zahmetine girmeyin. 85 yaşındaki İlyas öğretmenimizin “Köy Enstitülü” damgalı kariyeri, çıkışından sonraki 70 yıla esaslı bir damga vurduğunun da onur belgesidir…

-Köy Öğretmenliği, Gazi Eğitimin iki bölümünden birden aldığı uzmanlık şahadetnameleri… Kısaca eğitmen ve yönetmen olarak Devlet ve eğitim hizmetinde dolu-dolu, verimli 35 yıl…

Sonrası, araştırmalar, yazı-çizi işleri, makaleler, kitaplar, pek çok sempozyumda sunulan bildiriler…

Ve de bu türden üretimlerle, biraz da siyaset ilgisiyle kent kültürüne yaptığı katkılar..

Cumhuriyet değerlerine Cumhuriyet’ten ödül!..

Geldik, İlyas Küçükcan öğretmenimize “biraz geç kalmış” yorumuyla söz ettiğimiz “Büyük Onur” ödülüne…

Anlamı daha bir başka benim için, çoğu kişi ve elbet kendisi için…

Cumhuriyet Gazetesi’nin dört ana dalda verilen geleneksel “Yunus Nadi” ödüllerinden biri;

-Sosyal Bilimler ve Araştırma Ödülü…

Tahmin edilebileceği gibi Araştırmanın konusu da, eğitimin nurlu ışığı Köy Enstitüleri ve onlardan ilki sayılanı;

-Öncesi ve Sonrasıyla Çifteler Köy Enstitüsü!..

Sevgili Küçükcan’ın daha önce mezun olduğu bu okulla ilgili kitaplaştırılmış bir çalışması zaten vardı. Özellikle eğitim camiasında ses getiren bu çalışma üzerine, “Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği”ni yönetenler istekte bulunurlar;

“-Hocam bu çalışmanızı, özellikle köy enstitülerini öncesi ve sonrasıyla ele alarak genişletirseniz, önemli bir katkıda bulunursunuz..”

Hiç sorun değildir İlyas Öğretmen için. Zaten Osmanlıdan başlayarak Cumhuriyet dönemi eğitim sistemi üzerine araştırmaları, çalışmaları, makaleleri hazırdır. O eklemelerle;

-Köy Enstitülerini daha da anlamlandıran bir emek çıkar ortaya..  Dernek de eseri Yunus Nadi Ödülleri Jürisine gönderir. Geçtiğimiz günlerde açıklanan sonuçla Küçükcan o büyük onura layık görülür…

Ödül töreni yarın gerçekleştirilecek.

-Buradan, bugünden kutluyorum İlyas Hocamı…

Size özel Osman Hocam…

Yazının başlarında anlatmış, aynı “Aydınlık Ocağından” yetişen, binlerce öğrenci yetiştirirken “kalıcı eserler” veren;

-Sevgili Osman Öztuna öğretmenim…

Görüyorsunuz, sizi anlatmaya yerle birlikte, anlam da kalmadı… Kusuruma bakmayın emi.

Size ayrı bir köşe açacak, orada anacağım aziz hatıranızı.. Belki de İlyas Hoca’nın da katkılarıyla…

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.