15.08.2018, 06:13

Biz yine de yereli yazalım, Eskişehir’in su sorununu…

İçte-dışta, önemleri zamanına bağlı  ve de görece onlarca sorun ile karşı karşıyayız. Ancak şu son 10 gündür biri var ki, sorunların anası.

İster dış ticarette kullandığımız kurlarda öngörülemez artış diyen de var, tersinden okuyarak para birimimizin inanılmaz “değer yitirdiğini” söyleyen de var. Sonuç o kadar sarsıcı ki, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle;

-Ekonomik saldırı, dolayısı ile seferberlik halindeyiz!..

Son seçim öncesinde de sıkça seslendirildiği gibi, özellikle cari açık ve yapıyı üretimden çok tüketime endeslemiş olmamızdan;

-Kırılgan ekonomimiz saldırı karşısında çatırdıyor…

Saldırgan ise, yeri geldiğinde “stratejik ortağımız” tanımıyla böbürlendiğimiz çok da “güvendiğimiz” ABD ve onun “dengesizliği” dünyaca tescillenmiş başkanı Trump!..

İster bir yönüyle kendi hatamız, ister ABD’nin yargımızın elindeki bir Papazın iadesi gerekçesiyle gerçekleştirdiği “saldırı” sonucu olsun, bu haldeyiz;

-Çırpınıyoruz, ama batmayacağız!..

Porsuk Barajında seviye düştükçe…

Başlıktaki konuya sadık kalmak üzere, “hal-i pür melalimize” de şöyle bir dokunalım istedim. Dokunmalıyım ki, okur “millet can derdinde, yazar su derdinde” eleştirisi getirmesin!.. Daha içten ifadesiyle;

-Uzmanı olmasak da, herkes kadar ekonomiden de çakarız!..

Aynen “su sorunundan” anladığımız, önemsediğimiz kadar. Bir önceki yazımızda Merkez Belediye Başkanlarımızın gündeme getirdiği konuyu, Porsuk Barajı ve Barajdan, Polatlı çiftçisinin tarımsal sulaması için ölçüsüzce bırakılan su açısından irdelemiştik. Başkanların açıklamasında birkaç satırla “Ilıca Göleti” projesine getirilen engellemelere de değinilmişti.

Ilıca’nın önemine değinmeden önce açıklamadaki şu satırları hatırlatmakta da yarar var;

“Porsuk Baraj gölünün doluluk oranı düştükçe, yıllardır hunharca kirletilen baraj gölünün tabanına daha da yaklaşılacak, burada yıllarca biriken ağır metaller de önemli bir problem olarak ortaya çıkacaktır.”

Sözü edilen önemli problem, ESKİ’nin arıtma tesislerinde kalite adına daha çok işletme gideri demek..”

Ilıca Barajının önemi budur!..

İlgilenenler biliyordur. Sorun Eskişehir’in değil, ülkenin hatta dünnyanın sorunu. Eskişehir özeline batığımızda günümüzde ortaya çıkan bir konu da değil. Yine hatırlayanlar olacaktır. Halkımızın gündemine geldiği süreç, bir 30 yılı aşkın öncelerine dayanır.

İlk Büyükşehir seçimlerinin yapıldığı 1994 yılı Mart’ına. Partilerin başkan adaylarının hepsinin “sağlıklı su” vaatleri çeşitlidir. Gerekçeleri de;

-Eskişehir halkına nitrat riski olan su içirtmemek, kullandırmamak!..

Kimisi Muttalıp ovasında açılacak derin kuyu yöntemini, bazıları da Çifteler Sakarya Başını “Çözüm” olarak sundu seçmene. O zamandır, arıtma tesislerinin teknolojik olanakları takviye edilerek görece karşılandı ihtiyaç.

O süreçte Büyükşehir Belediyesi, geleceğe yönelik bir proje geliştirdi. Kent merkezinin Güneybatısında;

-Ilıca köyleri alanında bir rezerv su alanı tesis etmek!..

***

Literatürümüze yerleşen adıyla Ilıca Barajı ya da göleti. Ne kadar rezerv su havzası oluşturulacağı projede bellidir de şu anda bir fikrim yok. Bildiğim, toplanacak su kalitesinin Porsuk Baraj suyuna göre 10 kez daha nitelikli olduğudur.

Dolayısıyla da işletme giderlerinin de aynı oranda düşük olması.

Nedense, önce kamu yararına bedeli karşılığı tarım alanları bedeli karşılığı istimlak edilen Ilıca halkından geldi itiraz. Biraz da “her şeye rağmen muhalif” kesimlerin de kaşımasıyla uzun süre durdu yapım işleri..

Yeniden devam edileceği söyleniyor. Konu özetle budur. İki yazıda sorunun önemini anlatmaya çalıştık. Sanırım anlatabildim. Gölet yapımı devam edeceğine göre biz devam etmeyelim.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.