03.08.2018, 06:18

Ben bunalımdayım, sizler ne haldesiniz?

Aynen başlıkta anlatmaya çalıştığım gibi...

Özellikle şu son zamanlarda yaşadıklarımız, bazen tek-tek, kimi zaman da üçü-beşi aklıma üşüşüyor. Sonuç;

-Zor toparlıyorum kendimi!..

Yaşadığım çevrede, ülkemin genelinde olanlar… Hiç “ilgilenmem” gerekiyor olan bitenle. Muhtemelen halkımın büyük çoğunluğunun yaptığı gibi. Ne ki;

-İmkansız gibi ilgisizlik!..

Birincisi “toplumsal sorumluluk” gibi bir kavramın dayanılmaz ağırlığı yetiştirilmiş bir kuşaktansınız. İkincisi, şu yaptığım iş, ekmek kapısı…

-Bilgilenmek, ilgilenmek gerekiyor!..

Düşünüyorum da, dünün, bir hayli öncesinin çaresizliği, bungunluğu… Hani son zamanların moda deyimiyle;

-Miladı 12 Eylüldür!..

Yaşadığımız, ki çoğu olumsuzluğa yönelik  o kadar çok “Milat” var ki, yine de, apaçık “faşist” darbeyi ilk sıraya koyabiliyorum!...

Sonrasından bugüne, soframızın vazgeçilmezi..

-Ekmeklerle birlikte her şey bozuldu, öyle de devam edip gelmekte..

Kahrolsun ABD-Komünistler Moskova’ya!..

Sonuncusundan başlayalım ama, hangi birini buraya alabileceğimizi bilemiyorum. Sonuncusu, geldiği nokta itibariyle halen önümüzde, medyanın manşetlerinde duruyor. Olmaz olası “stratejik” ortak ABD ile aramızdaki;

-Ver Papazı, al Papazı krizi!..

Krizi kim çıkarttı, biz mi onlar mı?.. Hiç önemli değil. Önemsemek gerektiğimiz karşılıklı tehditler, aba altından sopa göstermeler ve nihayet, nasıl bir uluslararası “hak” iddiasıyla, Kimlikleri, kişilikleri ne olursa olsun;

-Mevcut T.C. Hükümetinin iki Bakanına tedbir uygulama kararı…

Nasıl bir amborgo ya da tedbirdir, onu tartışıyoru. Ama yanında bir başka haber başlığı ki, ürpertiyor;

-Batı Dünyası 3. Dünya Savaşı’na gidip olarak görüyor…

Öf ki Öff!.. “Alt tarafı Branson ve F. Gülen nam, iki Papaz için” tepkisi geçiyor aklımdan. Yine de dünyayı kana bulayan “Birinci Cihan Harbi” de zahiri gerekçesi geliyor aklıma;

-Bir Sırp Prensine yapılan suikast!..

***

İster istemez o kötü milat 12 Eylül ve daha öncesi yıllar geliyor akıllara. O yılların yurtsever gençliği. Nasıl da uyararak haykırıyorlardı;

-Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun Amerika!..

Şimdi kendilerine –Tedbir, ambargo- uygulanan iki Bakanın kafasında olanlar da sonunda darağaçlarına  gönderilen gençlere karşılık veriyordu;

-Komünistler Moskova’ya!..

Buhranlarımızla, bunalmaktayım!..

Tek başına bir yazıdır, tek başına bunalım ve buhran nedenidir ama Yine de diğerlerine bir bakalım.

Son 16 yıldan bu yana yereli-geneli 8-10 seçim referandum geçirdik ama, sonuncusunun üzerinden ay geçti. Baştan biliniyordu, kim kazanırsa kazansın 90 yıllık devlet örgütlenmesi (rejim) değişecekti. Değişti de;

-Cumhurbaşkanlığı devleti Hükümeti!..

Öncesi ve sonrasıyla karşılaştıklarımızı anımsar isek. Çok özetiyle;

Dolar 5 lira, enflasyon bugünkü haliyle yüzde 15!..

Darboğaza giren ekonomi. Milyar dolarla gırtlağına kadar borçlu, iflasın eşiğindeki şirketler.

Pazarlarda, marketlerde 0 yüzde 15’in de üzerinde seyreden, ekmek başta temel gıda maddeleri…

Hayatı kolaylaştıran (!) diğer ürünlerin yerinde durdurulamayan fiyatları..

***

Bunlar “hayatı zorlaştıran” ekonomiye dair birkaç kalem sadece. Yakın zamanın, geleceğe yönelik bir başka bunalım nedeni;

-Yüzbinlerce çocuğumuzun lise eğitimi kışında kalışı…

Bunun devamı olarak da;

-Tek bir soru yapamayan üniversite adayı gençlerimizin durumu?..

Notlarıma almıştım da, yukarıda değindiğim gibi, yer bulamayan diğer konular, sorunlar.

Hiç önermemem ama isterseniz diğerleriyle  siz belleğinizde bir gezintiye çıkın… Yani dostlar;

-Buhranlarımızla birlikte ben bunalımlardayım!..

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.