10.05.2017, 10:30

AĞIRLANAN MİSAFİR

Misafirperverliğimizden olacak ki dost-düşman ayrımı yapmadan en küçük yabancı heyetten en büyük diplomata kadar ülkemize her geleni muhteşem ağarlıyoruz! Geçtiğimiz hafta ABD’nin ikinci adamı Joe Biden’i de öyle ağırladık. Ta ki ceketler çıkarıldı, haritalar öne kondu ve Suriye’de, Irak’ta Türk varlığı nasıl sona erdirilir bunun planları yapıldı. Ankara’ya gelme lutfunda bile bulunmayan İkinci Adam’ın iktidar, muhalefet ve hdp yetkilileriyle görüşme isteği, İstanbul’da ayağına gidilerek gerçekleştirildi. Ülkenin iç meselelerinin yabancıların başkanlığında, onların isteğiyle oluşan masalarda konuşulmasının ne derece doğru olduğu düşünülmeden verilen cevaplar ve katılımlar elbette sorgulanmalıdır. İşte bu noktada böylesine bir görüşme isteğine hayır cevabı bir tek MHP’den geldi. Yapılan açıklama ise gayet netti; “Bir yuvarlak masada Türkiye’nin iç meselesinin, yapısı ve zihniyeti belli temsilcilerle konuşulması, duruşumuza uygun değildir”. Terörle mücadelenin yürütüldüğü, 2 ayı bulan sokağa çıkma yasaklarının olduğu, üstelik terör örgütünün elinden ABD menşeli insansız hava araçlarının ele geçirildiği bir dönemde iktidardan böyle bir cevap beklenirdi. Ama nerede? Ayarı yapılmış kurmalı saatlerden Leyla Zana, Cumhurbaşkanından randevu talep etti verilen cevap görüşebiliriz oldu. Biden gelmeden önce böyle bir talep neden olmadı ve olsaydı Cumhurbaşkanı bildiğimiz tepkisini koyar mıydı sorularını sormak gerekir. Öncesinde Suriye’de barışın sağlanması konusunda Cenevre’de yapılacak görüşmelere PYD’ nin katılmasına karşı çıkılırken şimdi katılabilir ve katılmalıdır cevabı verildi. Irak’taki Türk askeri varlığının uluslararası güce dönüşmesi kararı çıktı. Ne kazanımlar elde ettik de 180 derece dönüş yapıldı anlamak zor. Bildiğimiz tek şey patron istedi ve oldu. Şöyle Joe Biden’in kim olduğunu araştırdığımızda bu adamın Türkiye lehine olacak hiçbir girişiminin olmadığını ve ülkemize hiç de iyi bakmadığını görürüz. ABD’nin Suriye’de Rusya ile anlaşması, İran’a uygulanan ambargonun kaldırılması, PYD’nin Suriye sınırımıza yerleşmesi, Türkmen katliamlarının ortakça yürütülmesi düşünüldüğünde nasıl bir kuşatma ile karşı karşıya olduğumuz ortadayken, içeride verilen mücadeleye sekte vuracak girişimlere karşı da uyanık olmak, kesin sonuça odaklanmaktan başka bir seçeneğin olmadığını açılım,çözüm, barış gibi söylemlerin de birer tuzak olduğunu artık anlamış olmamız gerekmez mi? Adam sanki ev sahibi, misafir konumuna düşenler utansın!.

Yorumlar
Yükleniyor...
0
.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@