•               
                  
  •               
                  
  •               
                  
  •               
                  

İSLAM VE YILBAŞI

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Bizde genelde yılbaşı, özellikle yılbaşı gecesi ve eğlencesiyle hatırlanıyor. Bu konuda zihnimizde canlanan ise Batılılara benzeyerek onlar gibi eğlenme duygusu oluyor. Hz. Peygamber’in şu hadisi şerifi bu anlayışın yanlışlığını bizlere hatırlatıyor: "Kim bir kavme benzemeye çalışırsa onlardan sayılır". (Ebû Davut, Libas: 4)  Tabi ki bu benzeme anlık ve süreli olduğundan ciddiye alınmıyor gibi olsa da şekli benzemenin sonuçta itikadi benzemeye götüreceğini anlamak da güç olmamalı. İbn Haldun da Mağlup olanların galipleri taklit etme psikolojisi yaşadıklarından bahseder ki bu yapılanlar tamamen aşağılık kompleksinin bir yansımasıdır.

Dini açıdan bakıldığında İslâm Dini yepyeni bir nizamla ortaya çıkıp, önceki dinlerin her türlü yeniliklerini bütünüyle yürürlükten kaldırmıştır. Bu dinin gecesi de gündüzü kadar aydınlıktır. Müslüman anasından bağımlı olarak değil; hür ve bağımsız olarak doğar. Yani o her yönüyle örnek olacak kapasiteye sahiptir. Müslüman, kimselere asla özenmemelidir. Çünkü dini ona yeterince malzeme sunmuş ve hiçbir din ve ekole muhtaç durumda bırakmamıştır.

Şu bir gerçektir ki, İslam her şeyin üzerindedir, hiçbir kurum ve onun kültürü İslam’ın değerlerinin üstünde değildir. Onun içindir ki, bir müslümanın başka milletlerin örf ve âdetlerine uyması düşünülemez, bu büyük günahlardandır. Kuran-ı Kerimde de: "Kim, izzet ve şeref istiyorsa, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah'ındır. Güzel sözler, yalnızca O'na çıkar ve sâlih amel O'na yükselir. Kötülükleri işlemek için tuzak kuranlara çetin bir azap vardır ve onların tuzağı mutlaka bozulacaktır." Fatır,10 buyrulur.

Noel Baba, Yılbaşı, Christmas bayramı gibi Hıristiyanlığın inanç ve geleneklerini temsil ve sembolize eden değerlere, itibar ederek kutlamak ve kutlamalara katılmak ne dinen ne de siyaseten doğru görülemez. Bir Müslümanın onlara özenerek bu gibi şeyleri helâl kabul etmemek şartıyla yapması bile doğru değildir. Eğlence türlerinin tamamı pespaye şeyler ve bizce merdüt ameliyelerdir. Yapılanları kişi helal sayacak olursa, Allah korusun küfre de girebilir.

Yılbaşı, takvim, tarih, tatil, eğlence, şenlik ve bunlarla ilgili âdetler bir milletin kültürüdür. Kültür din ve ideolojinin bedenleşmesi, ete kemiğe bürünmesidir. Bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Eğer birileri din ile kültürü birbirinden ayırmaya, aralarındaki bağı koparmaya kalkışırsa kültür ile beraber dini de tahrip etmiş olurlar. Bedenini parça parça kaybeden din gider onun yerine yeni kültürün din anlayışı gelir. Kültür ile din arasında böyle bir bağ bulunduğuna göre; kültürün değişmesi dini yakından ilgilendirir.

İslâm'ın beş temel amacından biri dini korumaktır. İslâm Dininin korunmasını olumsuz etkileyen bir davranış, bir kültür değişimi, bir kültür taklidi haramdır, bazen bununla da kalmaz dinden çıkma sonucunu doğurur. Ömürlerinden bir seneyi daha tüketerek varacakları sona bir adım daha yaklaşan biz Ahiret yolcuları! Yaklaştığımız bu yerde ‘hesaba çekilmeden önce burada kendimizi hesaba çekmeliyiz’. “Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm sizi mutlaka bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma Suresi, ayet 8)

Yılbaşı gecesinin gerçek anlamı, sayılı ömür senelerinin birinin daha bitmesi, ölüm denen kesin âkıbete biraz daha yaklaşılması, gençlik günlerinin tükenip, ihtiyarlık demlerinin gelmesi, demektir. Nitekim her yılbaşında siyah saçlara biraz daha aklar düşer, akların sayısı da biraz daha çoğalır. Öyle ise, böyle gecelerde sefalete ve sefahate düşmek yerine; daha çok inanç değerlerine ve ahirete meylederek öteki dünyamız için yepyeni bir hayat inşa etmemiz gerekir. Zira yeni bir yılbaşı bizim için ölüme bir sene daha yakınlaşmayı ifade eden yeni bir habercidir. 

Yılbaşını, 'vur patlasın çal oynasın' düşüncesizliğine dönüştürenler, sanki ömürlerinden bir yıl daha gitmemiş, aksine yeni bir yıl kazanmış gibi sevinç çığlıkları atarak işi çocuklaştırmaya götürüyorlar. Köksüz olanlar baş aşağı dikilen ağaçlara benzerler; hiç yeşermezler; oldukları gibi kalırlar! Köksüzler mutlaka parazit olurlar. Köksüzler mutlaka hülyacı olurlar. Köksüzleri köklendirmek için tek çare, havada kalan köklerini toprağa sokmaktır. (İ. Hakkı Baltacıoğlu)

“..Bir kere bu yapılanlar Batılılaşma değildir. İkincisi Batı bizim sandığımız gibi değildir, üçüncüsü Batı’nın ulaştığı yer özenilecek bir yer değildir. “Uşaklaşmayı uygarlaşmak sanmak” bir gaflet alametidir. (Attila İlhan)

Bizdeki batıcı geçinip Avrupai takılanların çoğu hastadır. Gerçek toplumdan kopan her insan gibi, onlar da hastadır… Artık onları kurtarmak gerekir. Onları hasta eden halktan kopmaları yabancı kültüre aşılanmaları, kendi kültürünü yetici ve üstün görmemeleridir.. Bir millet ancak kendini bularak ve kendine benzeyerek ve kendi seyrine tabi olarak yaşayabilir. Alyuvarsız kan olur mu? Kansızlaşan gövde sağ kalır mı? Nüfussuz Ulus yaşar mı?

Peygamberimiz (s.a.v.) Medine'ye göçünce, burada öteden beri iki bayramın bulunduğunu ve bu bayramlarda kutlama yapıldığını öğrendi. Bayramlar, dinîn etkilenmesi bakımından önemli kültür unsurları olduğu için bunları değiştirdi ve yerlerine Ramazan ile Kurban bayramlarını tesis etti.

Burası imtihan dünyasıdır. Yol iki yöne de açıktır. İsteyen oraya, dileyen de buraya yönelir. Kimi yılbaşında şuurunu iptal eder. Kimi de şuuruna yepyeni bir hayat verir. Biz şükrederiz dindarlığımıza, hamd ederiz bizi böyle düşündürüp, amel ettiren Rabbimize. 

Bizler şu harcadığımız geçmiş yılın sonunda, harcayacağımız yeni bir yılın başında kendimizi hesaba çeksek mi? En azından hesabını veremeyeceğimiz yanlışlarımız olduysa, tövbe ve istiğfarla onları terk etme kararı alsak mı? Yapamadığımız ibadetlerimizi, hizmetlerimizi yapma azmine girsek mi? Yoksa ömrümüzden bir sene daha gittiği halde, sanki bir sene daha kazanmış düşüncesizliğine düşenlere biz de katılarak malum tekerlemeyi biz de mi tekrar etsek? Ayağını sıcak tut başını serin, hayatını yaşa düşünme derin derin!.. Fakat unutmamak gerek ki, hayatını düşünmeden yaşayanların sonunda duydukları pişmanlık çok derin oluyor; ama bu derin pişmanlığın hiçbir faydası olmuyor. Öyle ise gelin biz yeni yıla girerken hayatımızı düşünerek, hesabını yaparak yaşama kararı alalım. Hesabını verebileceğimiz nice yeni yıllar dileğimizle mutlu yıllara diyelim..

EN SON EKLENEN HABERLER

İstanbulspor karşısında futbol adına dibe çakılan oyuncu ve teknik adam performansı kırmızı alarm verdirdi. Şimdi herkesin dilinde aynı şey var...

Eskişehir Ticaret Odası’nın şehir turizmine destek olmak için başlattığı kampanyaya bir destek de sevilen komedyen Beyazıt Öztü...

11 kişinin hayatını kaybettiği ve 44 kişinin yaralandığı otobüs kazası sebebiyle tur şirketi sosyal medya hesabından yazılı açıklama geldi...

Eskişehir'de, tur otobüsünün yol kenarındaki ağaçlara çarpması sonucu 11 kişinin öldüğü, 44 kişinin yarala...

CHP İl Başkanlığı tarafından CHP Eskişehir milletvekilleri ve belediye başkanlarının katılımıyla bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi....

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Küçük Sanayi Sitesi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi ile ilgili açıkl...

YAYINLARIMIZ
Tarih:
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
PTT 1. LİG PUAN DURUMU
Eskişehir Web Tasarım