İLAHİ ADALET

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Adalet zulmün karşıtıdır. Adalet ve zulmün tanımı karşıtlarıyla tanımlanır. Zulüm, “bir şeyi yerli yerince yapmamak ve onu asıl yeri dışında başka bir yere koymaktır”, Adalet ise, “bir şeyi asıl yerine koymak ve onu yerli yerince yapmaktır”. Adaletin olmadığı bir iş ve yönetim anlayışının başarılı olması ve yapılan zulmün ilelebet devam etmesi mümkün değildir. ‘Her kemalin bir zevali vardır’ sözü tam da bunun içindir. Şayet bir yerde insan, bilgi, beceri ve kabiliyetine göre, yaptığı işin karşılığını alamıyorsa orada da zulüm vardır, hukuk ve adalet orada yok demektir.

Kur’an bağlamında baktığımızda, varlığın genel düzeni açısından ilahî adaletin olduğu, her şeyin belli bir ölçü ve denge üzerine yaratıldığı bilinmektedir. “Göğü Allah yükseltti ve [her şeyde] mizanı (dengeyi) O koydu.” (Rahman, 55/7.); “Biz her şeyi belli bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer, 54/49.)

İnsanın sorumluluğunun ve fiillerinin değerlendirilmesi açısından ise, Allah’ın hiç kimseye asla en ufak bir zulüm ve haksızlıkta bulunmayacağı bilinmelidir. “O gün, herkes gelip kendi canını kurtarmak için uğraşır ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir, onlara asla zulmedilmez.” (Nahl, 16/11 ayeti buna işaret eder.  Rousseau (ö. 1782), ilahî adalet ile beşerî adalet arasındaki farkı veciz bir şekilde şöyle ifade etmektedir: “İnsan adaleti, herkese ait olanı vermekten, Tanrı adaleti ise herkese vermiş olduğunun hesabını sormaktan ibarettir.”

İnkârcı ile inanan arasındaki fark, inananın Allah’a yüklediği sıfatları, inkârcının tabiata yüklemesidir. Çünkü ezelî ve ebedî olan, varlığında hiçbir şeye muhtaç olmayan, dolayısıyla kendiliğinden var olan sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir yaratıcının varlığını inkâr eden kimse, evrenin, ezelî ve ebedî olduğunu, onun varlığında hiçbir şeye muhtaç olmadığını kabul ediyor demektir. Ezelî ve ebedî olan ise, doğal olarak tüm eylemlerin bilgisine ve onu yaratma kudretine sahip demektir.

Ahiret inancı olmadığında gelen felaketlerin sebebini yani kötülük problemini çözmek imkânsızdır. Hiçbir akıl, insaf ve vicdan sahibi, Allah’tan daha adil ve merhametli olamayacağına göre, bu ve benzeri durumları Allah’ın adaletine ve rahmetine havale etmek gerekir. Yeryüzündeki bizi üzen, acıtan ve ürküten kötülüklerin hepsine, insanoğlunun ilahî rahmetin bir tezahürü olarak ortaya çıkan toplum yararı açısından bakmak gerekir.

Allah bize onların zararlı sonuçlarından korunmak için akıl ve tecrübe gibi imkânlar da vermiştir. İnsanoğlunun bu tür imkânları kullanarak onların zararlarını en aza indirmesi de mümkündür. Bunların hepsinden daha önemlisi, insanlar için, söz konusu zararlı sonuçlarla, sadece Allah’ın rızasını gözeterek sabır, tahammül ve tevekkülle mücadele ettikleri takdirde, sonsuz ahiret hayatında, hiçbir surette dünya hayatındakilerle kıyaslanamayacak güzellikte olan nimetleri elde etme fırsatı vardır. 

Yüce Rabbimiz, “Zulüm yapanlara az da olsa meyletmeyin ki size ateş dokunur. Allah'tan başka velileriniz de yoktur. Sonra yardım olunmazsınız” (Hud, 11/113) buyurur.

Allah’ın, ‘Sizin şer gördüklerinizde hayır vardır’, beyanı bize yeni bir umut bahşetsin isterim. Son günlerde Kudüs adına oynanan oyunlar ehli İslam’ı derinden incitmektedir. Tam bir asır evvel aynı tarihte Müslümanları Kudüs’ten çıkmak zorunda bırakmaları ve bugün aynı tarihi yeni trajedilerle Müslümanları karşı karşıya bırakmaları Başta Amerika olmak üzere tüm Batı dünyasının İsrail’e arka çıkması yanında İslam’a ve Müslümanlara tahammülsüzlüklerini de göstermektedir. Dualarımız Filistin ve Kudüs adına ki zaten elimizden başkaca bir şey gelmiyor. Asırlık ihmaller bizi ve tüm âlemi İslam’ı aciz bir konuma getirdi ne yazık ki. Sesimiz cılız kalıyor ve duyulmadığı için etki de etmiyor maalesef. Yine de sesimizi duyurmak adına ne gerekiyorsa meşru zeminler üzerinden giderek duyuralım sesimizi. Allah’ın da bir hesabı vardır diyorum. Karşıda ki Amerika da olsa Allah’ın tokadı karşısında durulmaz şüphesiz. İnşallah o tokat gelsin artık ve yakındır umarım. Çünkü bu âlemin gerçek sahibi Allah’tır. Kendini Onun konumunda görenlerin akıbeti hüsrandır. ‘Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Eden bulur dünyasıdır burası. Edenler de bulacaktır yakın zamanda.     

Adaletin getirilerinden tüm toplumun yararlanması, zulmün zararlarından da toplumun korunması için adaletin mülkün temeli yapılması ve bu anlayışın herkes tarafından benimsenmesi gerekir. İyilikler bu yolla yaşatılır, zulmün önüne böyle geçilir. Adaletin engin ışığı tüm karanlıkları böylece aydınlatır.

İlahî kanunun etkisiyle kişileri kuşatan “âhiret” inancı suçların önüne dikilen en büyük kalkan’dır.

İlahi adalet, işlenen suçların cezasını vermekte gecikmeyecektir. Hz. Musa (a.s) Rabbine ilahî adaletin nasıl gerçekleştiğini sormuştu.  Allah (c.c) Musa'ya bir misâl ile ilahî adaleti gösterdi..

Musa (a.s) bir yerden hadiseleri gözleyecekti.. Bir çeşme vardı ve oraya su içmek için bir süvari geldi.. Kendi ve atı su içtiler. Süvari burada para kesesini düşürdü, farkına varmadı gitti.

Daha sonra çeşmenin başına bir çocuk geldi ve su içerken keseyi görüp aldı ve gitti..

Bu sırada süvari düşürdüğü keseyi fark edip çeşme başına döndü.. O sırada çeşmeden bir âmâ şahıs su içmekte idi..

Süvari bu adama kesesini sordu.. Adam bilmediğini söylediği halde süvari inanmadı ve adamı öldürdü..

Musa (a.s) şaşkındı ve olayların iç yüzünü her şeyi bilen Allah'a sordu.. Cevap ilahî adaleti anlatıyordu:

Süvarinin babasını kendisi henüz küçük bir çocuk iken bu âmâ şahıs öldürmüştü.. Süvarinin kaybettiği kesenin içindeki miktar ise süvarinin (keseyi alan) çocuğun babasına olan borcu kadardı tamı tamına..

Zalim şunu bilmeli ki, ilâhi adalet er geç yerini bulacaktır. Kendisine değilse bile; çok sevdiği bir yakınına suçun faturası mutlaka çıkacaktır. Hayat, bunun örnekleriyle doludur. Bir şairin de ifadesiyle: ‘Kendi çekmezse ceza, miras kalır evlâdına’. Yine, merhum M. Raif beyin:

 'Sen ah deyip de geçme öyle - Bir âh’tadır celâlı zâti.          

  Bir âh semayı, arşı sarsar - Bir ah yıkar bu kâinatı'  Sözleri, yine, Yaratanın değirmeni çok yavaş döner, ama ince öğütür” darb-ı meseli şu gerçeği ifade eder; adaletin ölçülerini koyan Allah, zalimleri cezalandırmakla adaleti gerçekleştirecektir. Şeyh Sadi’nin 'Mazlumun kurumuş dudağına söyleyin,  gülsün, çünkü: zalimin dişi nasıl olsa sökülecektir."  Sözü de ilahi adalet dediğimiz ‘etme bulma dünyası’na dikkat çekmektedir.

EN SON EKLENEN HABERLER

Moskova'da düzenlenen Urfodu Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması'na katılan Bahçeşehir Koleji Eskişehir Anadolu Lisesi öğren...

Sözcü Gazetesi’nde köşe yazıları ve röportajları ile tanınan gazeteci, yazar ve iletişim uzmanı Özlem Gürses, B&uu...

Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen 9. Uluslararası Sanat Çalıştayı’nda sona yaklaşıldı. Çalıştay bugün saat 18.00...

Hayvancılıktan, cilt sağlığına kadar birçok alanda kullanılabilen ve oluşumunu milyonlarca senede tamamlayan ‘Leonardit’ madeninin ...

Eskişehir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Zeydan, beraberindeki heyet ile birlikte TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nu...

Eskişehir’in de yer alacağı "Kız Kardeşim" projesi, İstanbul’da gerçekleşen ve Coca-Cola Yönetim Kurulu Başkanı Muhtar Kent&rs...

YAYINLARIMIZ
Tarih:
EKLERİMİZ
VİDEO GALERİ
PTT 1. LİG PUAN DURUMU
Eskişehir Web Tasarım