MİLLİ İRADE’YE KAVUŞAMADIK AMA…

Erdoğan KAHYA Erdoğan KAHYA

Milli İrade sözcüğü Demokrat Parti ile girdi literatürümüze. Bir ulusun ortak istemi olarak tarif edildi. Sözcük girdi girmesine; örneğin elinizde bulunan bu gazeteye isim oldu, ama bu istenç belki de hiç gerçekleşmedi, ya da yarım yamalak gerçekleşti. Milli İradeyi; siyaset kurumunun liderleri, daha doğrusu Parti Padişahları yüzünden sağlayamadık.  Sağlayamadık çünkü; en büyük kutsal kurum olan TBMM’sini bu milletin iradesi değil, hala aynen devam etmek üzere padişahlarımız seçiyorlar. İrade’yi halk değil, onlar belirliyorlar.

Demokrasimizin çok partili döneminde, bu milletin iradesi sandıklara tam olarak yansımadı, ancak bir başka Milli İrade var ki; elinizde bulunan gazetede; kamuoyunu oluşturma misyonu ile halkı doğru bilgilendirerek kendi görevini 50 yıldır yerine getiriyor. Öncelikle bu gazeteyi çıkaran rahmetli Amcam Ethem Karaca’yı (Ethem Ağa), sonra 50 yıl için emek veren herkesi kutluyorum.

Elinizde bulunan bu gazeteye Yazı İşleri Müdürü olduğumda henüz 21 yaşında, bıyıkları yeni terlemeye başlamış, üniversite öğrencisi genç bir delikanlıydım. Sıkıntılı geçen, mesleği yeni öğrenmeye başladığım 1972 yılının ortalarında şartlar beni bu göreve getirmişti.  Güçlü bir yazı kadromuz vardı. Yazı İşleri Müdürümüz İzmirli Gültekin Totu idi. O İzmir’e dönünce Mehmet Aktop bu görevi üstlendi. O’ndan çok şey öğrendim. Bir keresinde bana bir haberi tam dört kez yeniden yazdırmıştı. Her seferinde haberi yırtıp çöpe atıyordu. Önceleri kızmıştım o’na, ancak bana ne büyük bir iyilik yaptığını yıllar sonra idrak ettim. Sonra da ben bu göreve geldim. Güölü kadrodan bahsettim. Rahmetli Abdülkadir Gürol, Mehmet Aktop ve Celal Kağnıcıoğlu kentin en saygın,  güçlü kalemleriydi. Günlük makale yazarlardı. Ve kentin siyaset gündemini onlar belirlerdi. Haşmet İnöntepe Yılmaz Karaca ile birlikte Eskişehirspor’un en güçlü olduğu o yıllarda kentin nabzını tutardı.  Aynı zamanda Cumhuriyet’in muhabiriydi. Bendeniz de Mehmet Aktop’un uzun yıllar yürüttüğü TRT muhabirliğini devralmıştım. Rakiplerimiz köklü gazetelerdi. Sakarya ve İstikbal o dönemin çok okunan ve satılan gazeteleriydi. Her ikisinde de iyi gazeteciler emek veriyordu. Abdurrahman Ünügür, Ziya Sürol, İrfan Uğurluel, Hüsnü Arslan, Önder Baloğlu, Rıdvan Uysal, Emel Özlü, İsmail Alkılıçgil,  İbrahim Akkaya, Bülent Özyazıcı, Suat Topateş, Hüseyin Gözütok, Gönül Öktem, Kemal Yılmazer, Engin Bayrı 70’li yılların başlarında hatırlayabildiğim isimler.  Ölenlere rahmet diliyorum.

 

Gürol  aramızdan ayrılıyor.

Yazı İşleri Müdürlüğüm sırasında rahmetli Abdülkadir Gürol’un bir makalesini yayınlamadım. Patrona da söylememiştim bunu. Meslekte yeni olmama rağmen yazıda gazetecilik etiğine uymayan, bazı yerlerinde övgü, bir başkalarına sövgülerin yer aldığı yazıyı dizgiye vermedim. Ertesi gün gazetede kıyamet koptu. Gürol; bas-bas bağırıyor:

  • Sen kimsin ülen benim yazımı yayınlamazsın. Biz çok Akademili gördük, okulu bitirmek için gazetecilik yapan. Seni de görürüz. Oğlum biz hancıyız, hancı…

Diyerek beni eleştirdi ve Ethem Karaca’ya istifa dilekçesini verdi. Çıkıp gitti. Gidişi o gidiş. Aradan iki gün geçti, Abdülkadir Gürol Sakarya’da köşesini almıştı bile. İlk yazısının hedefi de bendim. En ilginç cümlesi, ”…….. okulu bitirdikten sonra bu mesleği bırakmazsan ben de Köprübaşı’na çıkar……”

Geç de olsa 7 yılda, 1975’de okulu bitirdikten sonra bu yazısına cevap verdim. Köprübaşı’na davet ettim. Ama o Köprübaşı’na gelmedi.

 

Yerel Gazete çıkarmak zor işti

O yıllarda Ethem Karaca’nın çektiği sıkıntıları en iyi bilenlerden biriydim. Devletin verdiği resmi ilan masrafları karşılamıyor.  Ethem Ağa maaşlerımızı ödeyebilmek için borç almak zorunda kalıyordu. Özel ilan yok. Bugünlerdeki gibi bayi satışı da. Abonelerden tahsilat çok zor yapılıyor.

Bayat Pazarı’nın giriş sokağında matbaamız. Giriş katında baskı makinesi ve mürettiphane var. Gazetede çıkan yazılar harf harf elle kumpaslarda diziliyor. Asma katta bizler oturuyoruz. Benim masamın tam üzerinde aydınlatma penceresi var. Soğuk bir kış günü, sabah geldim masamın üzeri kar dolmuş, yukarıdaki aydınlatma penceresinin camı kırılmış kar taneleri içeriye giriyor.  Parasızlık yüzünden o camı bir-kaç gün taktıramadık, o masada paltomu başıma kapatarak daktiloda haber yazmaya çalıştım.

1975 yılının Mayıs’ında Hürriyet’den teklif geldi, Ethem Karaca’nın izni ile 18 yıl devam eden Hürriyet maceram başladı. Yuvam bildiğim, her şeyi öğrendiğim, mesleğimin benim içim okulu Milli İrade’den böylece ayrıldım.

Milli İrade bugün 50 yaşına giriyor. Nice 50 yıllara… Bayrağı şimdi taşıyan Yılmaz Karaca’ya ve çocuklarına Allah kolaylık versin. Yerel gazetecilik zor iş. 50 yıl ara vermeden sağlanan bu başarıyı onların da nesilden nesile sürdüreceğine inanıyorum.

Bizim nesil Sedat Simavi’nin şu düsturu ile mesleği sürdürdü, genç gazeteci kardeşlerime de öneririm.

 

“Gazetecilik zor ve meşakkatli bir iştir. Bir o kadar da zevklidir. Kalemine daima sadık kal, sakın satma, gerekirse kır”

Sevgi ile kalın…

EN SON EKLENEN HABERLER

Eğitimlerine devam eden Eskişehir Dorlion Arama Kurtarma (DAK) gönüllüleri, hafta sonu "Doğada Hayatı İdâme" eğitimi yaptı....

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Doğançayır Mahallesi sakinleriyle bir araya geldi. Özdilek Sanat Merkezi’nde bulunan G&...

İkinci el araç ticareti yapan ETO üyesi firmalara Mesleki Yeterlilik Belgesi ve yeni mevzuatlar hakkında bilgi verildi. İkinci el otomobil...

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ile Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü arasında Eskişehir’de sığınmacı ve mevs...

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Kadın ve Gençlik Kollarını ziyaret etti.CHP Eskişehir İl Bin...

Eskişehir'de uyuşturucu madde satıcısı 2 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu ma...

YAYINLARIMIZ
Tarih:
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
PTT 1. LİG PUAN DURUMU
Eskişehir Web Tasarım