•               
                  
  •               
                  
  •               
                  
  •               
                  

SORUMLULUK BİLİNCİ ÜZERİNE

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Kuran-ı Kerimde Yüce Allah’ın: “Sizi boş yere yarattığımızı ve sizin huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Müminun, 115) Allah’ın bu ikazı sorumluluk bilincinin en kestirme ifadesidir. Kişinin sorumlu olması onun mükemmelliğinin de kanıtıdır. Ahiret âlemini yaşayarak ölümsüzlüğü görecek tek varlık yine insandır. Büyük emanetin insana tevdi edilmesi de bunun içindir.

            Kuran-ı Kerimde: “Şüphesiz Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik onlar, onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.” Ahzap, 72 buyrulur.

                Allah’ın yeryüzüne, göklere ve dağlara emaneti teklif ettiğini, onların bundan çekinerek almak istemediklerini, sonra Allah’ın emaneti insana teklif ettiğini, insanın ise tabiatı gereği bilgisiz ve zalim olması sebebiyle emaneti yüklendiğini bu temsili anlatımdan anlamış oluyoruz. Anlatılmak istenen bu emanetin çok büyük bir yük olduğu ve bunu da işin vahametini henüz kavrayamamış olan insanın yüklendiğidir. Deniliyor ki, insan bu hususta çok bilgisizdir; özellikle de din ve ahlak konusunda. Nitekim insanın kötülüklerinin iyiliklerinden çok olması münasebetiyle zalim olduğuna, cahilliğine ve aceleciliğine vurgu yapılmaktadır.  

İnsanın yüklendiği emanet, akıl, irade ve bu iradeyi serbestçe kullanma sorumluluğudur. Ayetin son cümlesi ile bu sorumluluk vurgulanmakta ve onun hayır ve şer arasındaki seçimini olumlu yönde yapmadığı takdirde, kendisi ve çevresi için, bir zulüm işlemiş olacağı da hatırlatılmaktadır. Bunun yanında insanın tüm varlıklar nezdinde üstünlüğü de bilinmektedir. Şüphe yok ki insan, bu üstünlüğünü, kendi çabasıyla elde etmiş değildir. Onun nesi varsa, hepsi Allah vergisidir. Dolayısıyla insan, sorumluluğunun bilinciyle yaşamalıdır.

Yine Kuran-ı Kerimde: “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” (Bakara, 168–169) buyrulur.

            Mükemmel hasletlerle donatılan insan Yüce yaratıcının ifadesiyle kerim yani şerefli kılınmıştır. Bunun içindir ki akıl gibi üstün bir yeteneği yanında Peygamberler ve kitaplar ile de hakikat kendisine sunulmuştur. Ayrıca da düşmanı kendisine tanıtılmıştır. Bu da onun sorumluluğunu gerekli kılmıştır. Bu vesileyle iman ve amel ehli olması gerekmektedir. Çünkü kurtuluşunun tek reçetesi budur.    

            Kuran-ı Kerimde: “İşte sizin Rabbiniz Allah. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. O her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)’dir. Gözler onu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder. O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” (Enam, 102–103)

“Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası namına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” (Lokman, 33)

“Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?
Allah'a itaat edin, Rasüle de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının. Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Rasülümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir.” 
(Maide, 91–92) buyrulur.

Sorumluluk helal ve haram bilgisiyle başlar. Helaller itaati gerekli kılarken haramlar sakınılması gereken hassas noktaları gösterir. Haramlar şeytanının kulu ile rabbi arasına rahatlıkla girdiği noktalardır. Mutlak kaçınılması gereken alanlardır. Hayatın mayınlı alanları vardır. Haramlar mayınlar mesabesindedir. Haram işlemek mayına basmak gibidir.   

Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Akıllı kimse, kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için kendini hazırlayan kimsedir. Aciz kimse de, nefsinin isteklerine tabi olan ve Allah’tan gereksiz şeyler isteyen kimsedir.” (Tirmizi, Kıyame 25)

Ölümü ve Allah’a verilecek hesabı çokça hatırlayarak; yani yaptıklarımız tüm amellerin amel defterine yazılacağı bilinciyle amellerimizi tartacak bir terazinin var olduğu şuuruyla hareket ederek yaşamalıyız. Buna göre hata yaptığımızda hemen hatamızdan dönüp tüm gücümüzle bir daha o hataya dönmemeye azmetmeliyiz. Geçerli olan tövbenin tek şartı yanlışlarımızdan dolayı pişmanlık duymak ve bir daha o yapılan hataya asla geri dönmemektir.

 “Hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” (Tirmizi, Kıyamet 1) Öyleyse, Peygamber efendimizin “Ölmeden evvel ölünüz” (Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:29) fermanına dikkat etmeliyiz.                                           

EN SON EKLENEN HABERLER

Odunpazarı Belediyesi, yaklaşan kış mevsiminde kar yağışı ve soğuk hava sonucu oluşacak buzlanmaya karşı önlemlerini aldı.  

Türk Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi delegeleri düzenlenen kahvaltıda bir araya geldiler.

Anadolu Üniversitesi’nin başvuru sahibi olduğu ‘İleri Prototipleme İstasyonu Projesi’, Avrupa Birliğinden 2 milyon 998 bin 882 ...

Eskişehir Şairler, Yazarlar, Ozanlar Derneği (EŞYODER)' e üye şairler ve ozanlar, 'Çocuk Hakları Günü' dolayısı ile 'Şiir ve T&u...

Eskişehir’de bir ilki gerçekleştirerek vizyondaki popüler filmlerin Eskişehir galalarını gerçekleştiren Özdilek AVM Cine...

Tepebaşı Belediyesi Mavi Bayrak uygulaması kapsamında işletmelere yönelik eğitim çalışmalarına devam ediyor. Çevre Koruma ve Kontro...

YAYINLARIMIZ
Tarih:
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
PTT 1. LİG PUAN DURUMU
Eskişehir Web Tasarım