•               
                  
  •               
                  
  •               
                  
  •               
                  

BİRLİĞE VE DİRLİĞE DOĞRU

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

İki gözümüz var ama tek görüyoruz. Bu söz bana Tevhidi çağrıştırdı. Tevhit, Allahtan başka bir ilahın olmamasının ve tek olan ilahın yalnız Allah olduğunun ifadesidir. Tevhit tek olanda birleşmeyi ifade eder. Dinimiz tevhidin merkezidir. Tevhit Yüce Allah’ın vahdaniyet sıfatının ta kendisidir. Yani Allah vardır ve tekdir. Bizler var ve tek olan Allah’ın kullarıyız.

Birbirinin dilinden anlamayan dört kişinin hikâyesi tam da insanların inanç durumları için anlatılabilir.

Adamın biri dört kişiye bir miktar para verdi: “Bunu alın bir şeyler satın alıp karnınızı doyurun”, dedi. Adamlar parayı aldılar. İçlerinden biri İranlı idi: “Ben bununla ‘engur’ alacağım” dedi. Diğeri Arap’tı. “Hayır, dedi. Ben “ınep” isterim.” Üçüncüsü Türk idi: “Ben onlardan hiçbirini istemem, ben ‘üzüm’ isterim” dedi. Dördüncü kişi Rum’du: “Bırakın siz onları! Ben ‘istafil’ isterim”, dedi. Derken önce seslerini yükselttiler, sonra bağırıp çağırdılar, sonunda kavga başladı. Kıyasıya vuruşuyorlardı. Hâlbuki hepsi de aynı şeyi istiyorlardı.

Nihayet hepsinin dilini bilen akıllı bir adam bu kavgayı görerek yanlarına geldi, onları durdurdu. Her birini tek tek dinledi sonra ellerinden tutarak bir manavın önüne götürdü, onlara üzümü gösterdi. Her birine ayrı ayrı sordu: “Sen bunu mu istiyorsun?” Hepsi de ayrı ayrı “evet” dediler. Hepsinin maksadı hasıl olunca kavga sona ermiş oldu.

Zaman zaman hikâyedekine benzer sıkıntılar her yerde yaşanır. Genelde de cehaletten dolayı, insanlar arasında bu şekil anlaşmazlık çıktığı görülür. Bunun için her şeyden önce bilgi ve kapsamlı düşünebilme yeteneğine sâhip olmak gerekir. Zaten bu nitelikte olan insanlar farklı istek ve çıkarları bir noktada birleştirerek, toplulukları bir arada tutabilirler. Görünüşe yani zâhire takılıp kalanlar, çokluğun arkasındaki birliği fark edemezler. Dostluğa giden yola değil hep düşmanlığa giden yola girip oradan hedeflerine devam etmek isterler.

Onlara her dilden anlayan bir Süleyman gerekir. Zamanın süleymanı gelirse değil meşrep ve meslekler dinler arasındaki kavga bile biter. Dinlerin de amacı Allah’ı tanıyıp ona kul olmak değil midir? Düzen ve nizamın sağlanması değil midir? Dinlerin ana gayesi toplum için hayırlı olanı o topluma sunmak değil midir? Ama toplum içindeki insanların sanki maksatları üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir. Ne istediklerinin farkında bile değillerdir.

Kimisi ar’ar der ona kimisi elif, Hep gönüller birdir amma rivâyetler muhtelif.

Örneğin adalet suçu ve suçluyu aramak değil, masumiyeti aramak ve onu korumak olmalıdır. Aranan yanlış şey olunca da adalet gecikir. İşler de hep kör topal kalır maalesef. Zaten geciken adalet adaletsizliktir. Eğriyi eğer hor görseydi Mevla, onu hiç yaratmazdı. Eğri de bir gün doğrulur elbet. Hatta doğru da eğrilebilir. Hele görelim ne eğriler doğrulur, ne doğrular da eğrilir. ‘Neylerse güzel eyler yaradan’ diyelim biz de İbrahim Hakkı Hazretleri gibi.

İş cemaatlere geliyor kendiliğinden. Cemaatler genelde kapalı devre çalışıyor. Yani etraflarına ördükleri duvarlar sebebiyle onlara sesinizi duyuramıyorsunuz. Onların kendi doğruları vardır senin doğruna ihtiyaç duymadıkları için kendinden olmayanlara karşı kulakları hep tıkalıdır maalesef. Sadece aldıklarını papağanca anlatmaya şartlanmışlar asla almayı yani dinlemeyi bilmezler.

Genelleme doğru olmasa da ki mutlaka gök kubbe altında iyileri olacaktır. Genelde başlarındaki açıkgözler Allahtan yetki devşirerek kendilerini farklı şekillerde empoze etme gayretinde olurlar. Gizemli ve esrarengiz bir anlayışla Müslümanlığı anlatarak kendi oyunlarına kılıf hazırlarlar. Bu yol onları devleti ele geçirmeye kadar götürmekten geri kalmaz. Bu acı tecrübe yaşandı ülkemizde ve ne canlar yandı maalesef. Devletler varlığını korumak için bunlara karşı bir program geliştirmeli, böylece devlet hem kendini hem de vatandaşlarını korumalıdır.

İnsanların sevip hoşlanacağı şeyleri din diye anlatarak bambaşka bir din algısı oluşturarak kötü emellerine zemin arayanlar Kurandan yani onun apaçık ayetlerinden kendilerine vaziyet çıkarmaya mı çalışıyorlar? Allah’ın dini ve Onun kitabı açıktır, yani anlaşılır bir kitaptır. Herkes Onu okuyup anlamalıdır. Ben anlamam deyip ondan uzak kalanlar kötü niyetlilere imkân vermektedirler. İslam’da aracılara ihtiyaç yoktur. Kuranı aracılar istismar etmektedirler. Peygamberin hayatı da gizemli ve esrarengiz değil aksine pırıl pırıl açık ve net bir hayattır. Aslında sorun kitap ve sünnetin bilinme veya bilinmemesinde değil; dine uygun yaşamak ve hayatımızı kuranın yoluna uyarlamaktadır.

Aslında Kuranın ayetlerini en çok olayların akışı izah eder. Peygamberin hayatı ve o dönemin olaylarının ışığında ayetler daha iyi anlaşılır. 14 asırdır kavgası yapılmayan ayetler maalesef bugün kavganın ve daha doğrusu ayrışmanın sebebi olmaktadır. İnsanlar kendi düşüncelerini Kurana söyletme yarışına girince ayrılıklar kendine zemin bulmaktadır. Biz Kuranın istediği gibi olalım yeter, kuranı kendi anlayışımıza uygun hale getirmeyelim. Bütün sorunun cevabı buradadır. Bir olalım diri olalım. Allah’ın inayeti bizimle olsun. 

EN SON EKLENEN HABERLER

Sakarya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ünügür’ün önceki gün Muğla’da vefat eden ablası...

Yukarı Danişment köyü yakınındaki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın başladı. İhbar üzerine olay yerine ço...

Eskişehir’de yüksek kira bedelleri ile işletmelerini güçlükle yürüten esnaflar, ödedikleri kiranın yanında ...

Eskişehir'de düzenlenen operasyonda, kumar oynayanların polis baskınından kaçmak için binanın duvarını delip sokağa çıkan gi...

Tepebaşı Belediyesi’nin bu yıl 11’incisini düzenlediği Uluslararası Eskişehir Pişmiş toprak Sempozyumu’na katılan sanatç...

Anadolu Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi 2016-2017 öğretim yılı mezuniyet projeleri sergisi, Öğrenci Merkezi Fuaye Alanı...

YAYINLARIMIZ
Tarih:
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
PTT 1. LİG PUAN DURUMU
Eskişehir Web Tasarım