•               
                  
  •               
                  
  •               
                  
  •               
                  

GÖNÜL DÜNYAMIZ

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Bir Kutsi Hadiste “Ben, yerlere ve göklere sığmam, fakat inanan kulumun kalbine sığarım” buyrulur.

Böyle olunca Allah’ın tecelli ettiği en güzel mekân şüphesiz kalptir. Allah, kalplere istediği şekilde hükmeder. Huzur ve sükûnu oraya yerleştirir. Kalplerde olan her şeyi O bilir. Huzur ve sükûna kavuşan kalpler, Allah ile mutluluğa erer. Kalp ilâhi güzellikleri yansıtan bir aynadır. Nitekim İnsanoğlu’nun kalbi, taşımak için aldığı emanetin gereğini yapacak yetenektedir ve buna yaratılıştan kabiliyetlidir.

Tasavvufta Allah aşkı, kişide Allahtan başka her ne varsa hepsini unutmaktan, kendi hayatını O’nda yok etmekten ve O’nun sıfatlarını kendi sıfatlarıyla değiştirmekten ibarettir, Allah’a âşık olan ona lâyık olduğunu örnek ahlakıyla ve düzgün hayatıyla gösterir. İşte O’nu sevebilmek için O’nun güzelliğini aksettiren güzel amellere ihtiyaç vardır.

Bir ayeti kerimede görüldüğü üzere: “Ancak Allah’ı anmakla kalpler yatışır ve huzur bulur.”(Ra’d: 28) buyrulmaktadır.

Yine bir Kutsi Hadiste “Ben gizli bir hazine idim, bilinip tanınmak istedim.” buyrulur.

Öyleyse kul yaratıcıyı ve şükran borcunda olduğu yüce varlığı bilip takdir etmelidir. Kap ancak hacmine göre su alabileceği gibi kişilerde aklına ve ilmi donanımına göre rablerini tanıyıp o’na karşı şükranı nimette bulunabilirler. Her kişi aşkı ve bilgisi nispetinde Allah’ı müşahede edebilir. Bu mertebeye ulaşanlar, gerçek aşk içinde yaşarlar. Aşk, korkağı cesur, hoşgörüsü olmayanı anlayışlı, cimriyi cömert, zalimi yumuşak yapar. Onunla duyu organları temizlenir, ruh kıvanç duyar. (S.Tandoğan)

İslam’ın tevekkül anlayışında üç kademe vardır: Şikâyeti terk, hale rıza ve muhabbettir.

Şikâyeti terk, bir anlamda da sabrı ifade eder. Sabır, İslam dininin ahlakıdır. Acılara yüz ekşitmeden dayanmaktır. Hale rıza, Allah’ın takdirini hoş karşılamak ve duruma karşı isyan etmemektir. Kulluk da takdire rızadır. Muhabbet ise, başa gelenleri saygı ile karşılamaktır.

Haram ve zevklere koşan nefis, ibadetten ve kulluktan kaçar. Biz bedenimizin isteklerinden kurtulup, yüreğimizin isteği olan kulluğa yöneldikçe insan olabiliriz. Kötü işlere ve günaha karşı tavır koyamayıp bu duygumuzu geliştiremediğimizde günah batağından kurtulamayız.

Nitekim Şeytan, Yüce Allah’a karşı beni ateşten Âdemi topraktan yarattın, ben ondan üstünüm, derken maddeyi ön plana alıp asıl yaratanı ve ona itaati yani takdire rızayı terk etmiştir. Bir manada da Allah’ın taksimine itiraz edip onu küçümsemek olan bu hareket şeytanın huzurdan kovulmasına ve gözden düşmesine sebep olduğu gibi mahlûkatın en üstünü olan insanların da bu konuda dikkatleri çekilmiştir.

Hayatın ölümü unutturduğu korkunç bir çağın çocuklarıyız. Dünya ve ahiretimizi gün be gün kaybediyoruz. Oysa ölüm ve hesabın unutulmaması en güzel erdemimiz olmalıdır. Çünkü ölümü unutmayan insanlar toplum için tehlike olmaktan çıkar. Ölüm korkusu diğer yaşayan tüm varlıkların hayatlarına saygıyı artırır. Kullukta hata yapmamak, toplum içindeki çizgimizi iyi tutturmak, ibadetlerimizi ertelememek ve bu hayatı bir fırsat bilerek iyi değerlendirmek gerekir.

Bu Âdem dedikleri, El ayakla baş değil, Âdem mânâya derler, Suret ile kaş değil.. (Kaygusuz Abdal)

Beden ruhun mekânı olması nedeniyle değerlidir. Ama asıl insan denilen varlık bedenimiz değil, ruhumuzdur. İnsan ruhuyla ve gönlüyle insandır. İnsanın en üstün yönü sevgi ve hoş görüsüdür. Düşünen beyinler de aynı şekilde takdire şayandır.

Gönül yapmak, insanları sevindirmek ve kırık kalpleri onarmak demektir. Gönül Hakkın tecelli yeri olduğundan saygındır. Gönle girmek, gönül imar etmek son derece önemlidir. Gönlün en arı, duru ve temiz duygusu sevgidir. Gönül her türlü çıkardan, beklentiden kötü duygu ve düşünceden arındıktan sonra geride kalan sevgi olacaktır.

Gönlünü kötü duygu ve düşüncelerden arındıran ve gerçek imana sahip olan dini yükümlülüklerini samimiyetle yerine getiren insanların oluşturduğu bir toplumda sevgi, saygı, hoşgörü ve dostluk egemen olur.

Enes bin Malik’den gelen bir rivayete göre: “Kul güzel ahlakı sayesinde abit bir kişi olmadığı halde cennetin en üst derecesine ulaşırken; kul kötü ahlakı yüzünden abit bir kişi de olsa cehennemin en alt derecesine düşer, denilir.

İnsan anatomisi hakkındaki bilgiler, insanın olağanüstü yaratılışta olduğunu gösteriyor. İnsanın maddi boyutunun yanında manevi ve ruhi boyutunun da fevkalade mükemmel olduğu bilinmektedir. Bu da her şeyin yaratıcısı olan Allah’ın büyüklüğünü ve O’nun yüce kudretini yani esmasının ve sıfatlarının nihayetsiz olduğunu ifade eder.

Yunusun şu dizesi ile bitirelim.

Gönül Çalab'ın tahtı, Çalap gönüle baktı,

İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise, (Yunus Emre)

EN SON EKLENEN HABERLER

Ünlü şarkıcı Hasan Yılmaz, Sivrihisar'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 96'ncı yıldönümü sebebiyle ilçede bir kon...

TFF 1. Lig takımlarından Eskişehirspor'un teknik direktörü Sergen Yalçın, Ziraat Türkiye Kupası 3. turundaki Anagold 24 Erzincan...

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi bünyesinde 'Kültürel Değerlerimizin İzinde' adıyla uluslararası fotoğraf yarı...

Eskişehir Defterdar vekili Rahim Taş, kendisini ziyarete gelen Eskişehir Şairler, Yazarlar, Ozanlar Derneği (EŞYODER)'e üye şair ve ozanları, mak...

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, ESGİAD’ın Ulaş Entok başkanlığındaki yeni yönetim kuruluna hayırlı olsun ziyaretinde...

Tepebaşı Belediyesi tarafından bu yıl 11’incisi düzenlenen 'Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu’na' katılan sanatç...

YAYINLARIMIZ
Tarih:
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
PTT 1. LİG PUAN DURUMU
Eskişehir Web Tasarım