•               
                  
  •               
                  
  •               
                  
  •               
                  

RAMAZANA GİRERKEN

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Hz. Muhammed (s.a.v) “Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin (Kadir gecesinin) hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.” (Nesai) buyurur. Bilineceği gibi Ramazan bereketiyle gelir ve bu bereketini tüm topluma yansıtır. Ramazan geliyor diye bu ayın gelişini kendisine kaygı ve tasa yapan zayıf karakterli müminler yanıldıklarını Ramazan Ayının sona ermesiyle fark ederler. Keşke şu ay bitmeseydi, ne kadar sıhhatliydik, ramazan gitti, dertler geri geldi gibi sızlanmalar hep duyup dinlediğimiz şeyler cümlesindendir. Bu ay Oruç ayıdır. Müslümanlar için feyizli bir hayatın yaşandığı mükâfatlar ayıdır. Geçici lezzetlerden vazgeçip kalıcı lezzetlere ulaşmanın sırrına, ancak oruç nimeti ile kavuşulur. Allah resulünün “Oruç tutunuz sıhhat bulunuz” anlamındaki hadisi de orucun insan sağlığı üzerindeki etkisine vurgu yapmaktadır ki yıl boyu insana hizmete amade olan insan vücudunun faaliyetini bir süre rölantıda sürdürmesine hayli ihtiyacı vardır. Merhum şairimiz N. Fazıl da “Karagöz seyri değil, göz yaşı dökme ayı..” diyerek, ramazan ayının şahsı manevisine halel getirmeye matuf tüm yanlışlıklardan sakınıp, ramazanı bir kurtuluş fırsatı olarak değerlendirmeye dikkatlerimizi celp etmektedir. Karagöz – Hacivat türü eğlencelerle ramazan gecelerinin manevi füyuzatından mahrum kalmak ancak buluğa ermeyen çocukların ya da çok ruhlu insanların âdetindendir. Nitekim Allah Resulünün: “Ramazan ayına ulaşıp da onun kadrini bilememekten dolayı cennete girme fırsatını kaçıranların vay haline!” şeklindeki hadisi şerifleri de Ramazan Ayının Müslümanlar için kaçırılamayacak bir fırsat olduğunu göstermektedir. Zira Ramazan, bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! (Taberani) Oruç, hayatımız için gerekli olan ‘sabır, irâde ve nefsin arzularından uzaklaşma’ gibi hallerin de kazanılmasıyla ahlâkî durumumuzu kemâle götürür. Aynı zamanda insanın şeref ve haysiyetini de tüm kötülüklere karşı koruyan bir kalkan konumundadır. Bu vesileyle Ramazan ayı gelince, “Hayır ehlinin, hayra koşması, şer ehlinin, kötülüklerden el çekmesi temin edilir. ” (Nesai) işte bunun için bu ay içinde oruç tutmak müminlere farz kılınmıştır. Ramazan rahmet ayıdır: Bu aya Ramazan denilmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir. Kişiyi cehennem ateşinden koruyup, cennetin güzelliklerine kavuşturduğu içindir. Peygamber efendimiz: “Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur” buyurarak Ramazanın her gününün ayrı ayrı kazanımlara müsait olduğuna dikkatimizi çekmektedir. İslam’ı ana unsurları ile tarif eden Hz. Peygamber, “İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir” (Müslim) şeklinde tarif etmektedir. Bu ana unsurlar içerisinde Orucun da konumu çok başkadır: “Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir. (Taberani) Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda ibadet niyetiyle yapılan tüm hayır ve hasenata verilen sevap başka aylarda yapılan hayır ve hasenattan kat kat fazla olur. Bu ayda yapılan nafileler diğer aylarda yapılan farzlara denk olur. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolunur, Cehennemden azat olunur. Nitekim Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat edip salıverirdi. Her istenilen şeyi verir kimseyi boş olarak geri çevirmezdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapma imkânının nasip olacağı söylenir. Aynı şekilde bu kutsal ve mübarek aya saygısızlık edenin, bu ayda günah işleyenin bütün senesinin, günah işlemekle geçeceği beyan edilir. Öyleyse bu herkes ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Ramazan ayında ailenin nafakasının geniş tutulması tavsiye edilir. Bu ayda yapılan her türlü meşru harcamanın, Allah yolunda yapılan bir harcama gibi sevap getireceği bildirilir. Kur’an-ı kerim Ramazan ayında ve kadir gecesinde indiği için Kadir gecesi de bu ayın şeref misafiri konumunda görülmelidir. Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslümanın affolunup cehennemden azat olduğu bildirilmektedir. . Böyleyken açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolunur. (Nesai) Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur. (Buhari) Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır. (Deylemi) Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin! (Buhari) Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur. (Taberani) Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz buyuruldu. (Tirmizi) Oruç, bir ibâdet olduğundan, sırf bu gâye ile icrâ edilmelidir. Onun faydaları gâye hâline getirilirse, oruç, ibâdet olmaktan çıkar. Yâni oruçlarımızda mide dolgunluklarını önlemek, kilo vermek gibi dünyevi gâyeler olmamalıdır. Böyle oruçlarda rızâ-ı ilâhî düşünülemez. Bedenî hareketlerin faydasını kasdederek veya gaflet ve kasvet-i kalb ile kılınan namazlar bile bu kabîldendir. İbâdetler, yalnız rızâ-ı ilâhiyyeyi tahsîl gâyesi ile yapılır. İşte böylece Ramazan ayının Müslümanların mübarek aylarından biri olduğunu ve onu diğer aylardan ayırıp faziletli kılan pek çok şeyin o ayda mevcut olduğunu biliyoruz. Oruç, kuran hatmi, teravih, fitre, zekât ve her türlü hayır ve hasenat işlerinin bunlardan bir kısmı olduğunu zikredebiliriz. Bu vesilelerle Ramazan ayı rahmete, merhamete ve günahlardan bağışlanmaya vesiledir. Dolayısıyla bu fırsatlar ve imkânlar onun rahmetinin tecellisi olarak düşünülmelidir. Ramazan ayı, Kur’an’ın en fazla okunduğu, namazların en fazla kılındığı, ay boyu orucun tutulduğu, hayır ve hasenatın yapıldığı güzellikler ve faziletler ayı olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla ramazan ayı rahmet ve bereket ayı olarak değerlendirilebilir.

EN SON EKLENEN HABERLER

Sakarya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ünügür’ün önceki gün Muğla’da vefat eden ablası...

Yukarı Danişment köyü yakınındaki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın başladı. İhbar üzerine olay yerine ço...

Eskişehir’de yüksek kira bedelleri ile işletmelerini güçlükle yürüten esnaflar, ödedikleri kiranın yanında ...

Eskişehir'de düzenlenen operasyonda, kumar oynayanların polis baskınından kaçmak için binanın duvarını delip sokağa çıkan gi...

Tepebaşı Belediyesi’nin bu yıl 11’incisini düzenlediği Uluslararası Eskişehir Pişmiş toprak Sempozyumu’na katılan sanatç...

Anadolu Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi 2016-2017 öğretim yılı mezuniyet projeleri sergisi, Öğrenci Merkezi Fuaye Alanı...

YAYINLARIMIZ
Tarih:
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
PTT 1. LİG PUAN DURUMU
Eskişehir Web Tasarım