•               
                  
  •               
                  
  •               
                  
  •               
                  

YENİLİKÇİLİK DENİLEN MODERNİTE

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Toplumsal değerler sistemini ve organizasyonunu içeren modernite, genel anlamda geleneğe karşıtlığı ve ondan kopuşu; bireysel, toplumsal ve politik yaşam alanlarındaki değişimi ifade eder. Bugün modernite, toplumsal ve bireysel hayatın her alanına girmiş ve onu değiştirmiştir.

Modernizm, Rönesans ve sanayi devrimiyle başlayan dönemdir. Modern kurumları oluşturan modernizm, metafizikten ve manevi değerlerden kopuşun da miadı olmuştur.
Modernizm, aklı ve insanı merkez olarak belirler, toplumsal yaşamı rasyonalize eder, dini toplumsal yaşamda arka plana iter ve laikliği ilke olarak benimser. Karl Marx, Emile Durkheim ve Max Weber modernitenin sosyoloji alanında üç önemli savunucularındandır. Marx, modernitenin kurumsal değişiminin nedeni olarak kapitalizmi verirken, Durkheim sanayileşme sürecini ön plana çıkarır. Weber ise teknoloji ve rasyonelleşmenin modernitenin etkilerinden en önemlileri olduğunu ileri sürer.
Modernizmin, Bireyselleşme, Sekülerleşme ve Kentleşme gibi üçayağı vardır. Toplum bireyselliğe kaydırılırken dinin kurumsallaşmaktan uzaklaştırılması onu özel alana kaydırarak toplumdan soyutlamış olur.
Modernizm, dünya cennetidir. Toplumu cennete götürme kabiliyeti olmayınca onu dünyaya taşımıştır. Modernizmde kendimize ve arzularımıza endeksli bir özgürlük alanı vardır. Gelenek özünde kültürel ağırlıklı pek çok şeyler barındırdığı için gelenek ile modernite arasında geliş gidişler çok olur.
Teknoloji ile din arasında varmış gibi gösterilen bir ayrışma bilinçli olarak tetikleniyor. Teknolojisi gelişmiş ülkeler dinden kopuyor, bir süre sonra da toplum içinde bunalımlar başlayınca bunu önleyebilmek için İdareciler insanları dine yönlendiriyorlar. Bireyselleşme sebebiyle ülkenin yaşlıları konuşacak insana hasret kalıyor. İnsanlar içini dökecek komşu bulamadıkları için psikologlara gitmek durumunda kalıyorlar. Bugünkü samimiyetsizlik ve menfaatçılık tamamen modernizmin ve sekülerizmin getirisidir. Dinin merkez alınmamasının bir sonucudur.
İnsan hayatı statik değil dinamik; durağan değil değişen bir yapıya sahiptir. İnsanların yapacak ve yıkacak bir şeyleri yoksa canları sıkılır. Daima aktif olan insan kendi seyrinde bile bırakılsa belli bir mesafe kazanmaya müsaittir. Bilinçli müdahaleler onu ya daha ileri taşır ya da tökezlemesine sebep olur. Milleti ve milletin inançlarını hesaba katmayan hiç bir hareket sağlıklı yürüyemez. Türk milleti bin yıldan beri Müslümandır. Bu sosyal bir gerçektir. Bizim tarihimize bin yıldan beri istikamet veren de din olmuştur. Bunun ıskalanması millet olarak büyük bir felaketin sebebidir.
Ancak bugüne geldiğimizde dünyada bizim kadar kendi manevi kaynaklarına yabancı kalan bir millet sanırım ki gösterilemez. Bunun ana sebebi modernite olduğu kadar geçmişte manevi değerlere yapılan karalama kampanyalarıdır. İslamiyet Hristiyanlık gibi mistik ve pasif bir din değil; sosyal ve aktif bir dindir. Çoğulcu modernlik tecrübesi bizde hâkim olmuştur. Modernite hayatın her alanında etkili olmuştur. Din ve ahlaka kadar etkisi büyüktür. Müslüman kalarak modernleşme ve çağdaşlaşma da olabilirdi ancak bizde ki öyle gelişmemiştir. Sonuçta garpçı, milliyetçi ve İslamcı gibi grupların ayrışmasına ve bunların kör döğüşüne sebep olunmuştur.
İslam akıl ve düşünme yönüyle öne çıkan aktif ve sosyal bir dindir. Dinler insanları özgürleştirmek ister. Ancak Allaha bağlı kalınarak özgürleşmeyi önerir. Ray trenin özgürlük alanıdır. Raydan çıkarsa özgürlüğü ve hareket alanı biter. Bizim terbiyemizde düşünme konuşmadan daha etkindir. Denilir ki: Konuşma durmadan aktığı için düşünceyi uyandıramaz. Düşünmek için durmak lazımdır. İnsan ancak sabit bir şey üzerinde durarak düşünür. Bir eşya veya sembol karşısında düşünebilir.
İslam dünyasında genelde görülen akıl ile naklin vahiy ile düşüncenin kavgası hep olagelmiştir. Akılcılık yani insanın aklını Allah’ın aklının önüne alması ki, insanın yeterli olduğuna ve Allaha ihtiyacının olmadığına sevk eder. İnsanın hayattan beklediği ancak huzurdur. Huzur temin eden akıl değil vahiydir. Bu anlaşılınca dine dönüş başlamıştır. Kapitalizm sömürücülüğün sonucu olarak doğmuştur. İslam bir hayat nizamıdır ve her türlü ideolojilerin reaksiyonudur.
İslam dünyasında fikir hareketlerinin öncüleri dini nasları akılla tevil ve tefsire çalışan İslam inançlarını rasyonel bir temele oturtmak isteyen kelamcılardır. Bu noktada da bugünün deyimiyle yenilikçiler ve gelenekçiler gibi bir ayırım oluşmuştur. İki tarafta uçlardan geriye bakamadıkları için orta alanda makul ölçülerde buluşma henüz mümkün olamamıştır. Bizim gibi düşünmeyenler küfürdedir ithamlarına bile gidebilmeleri cehaletin, ta kendisidir.
Eskiyi kutsayarak korumaya çalışan ve bilmemek bilmekten iyidir dercesine düşünmeden yaşayalım düşüncesini benimseyenler de vardır şüphesiz. Bunlar için hayatta yeni bir başlangıç yapmak zordur. Çünkü bilinen yol zahmetsiz, kolaycıl ve risksiz bir yoldur. İnsanların çoğunun yeniliklere karşı gelmesi de bu sebeptendir. İster ki başı ağrımasın, sahip olduğu mirası bozulmasın. Yani Sorgulamak her zaman zordur. En kestirme yol en iyi bildiğin yoldur denir.

EN SON EKLENEN HABERLER

Restoratif Dişhekimliği Bilim Dalı’ndaki güncel gelişmelerin dinamik bir ortamda tartışılacağı ve bilgi alışverişinde bulunulacak kongre Es...

Tepebaşı Belediyesi’nin destekleri ile “Bir ilkeli insanın anısına” sloganı ile düzenlenen etkinlikte, Rüştü Bozkurt&...

Odunpazarı Belediyesi, “Kadınları ve Çocukları ile Mutlu Bir Odunpazarı” için çalışmalarına devam ediyor.

Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak, 24 Kasım Öğretmenler Günü sebebiyle bir mesaj yayınladı.

Avrupa Havacılık Kümelerinin Türkiye’deki ortağı olan Eskişehir Sanayi Odası (ESO), Avrupa Birliği tarafından finanse edilen EACP ABRO...

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’in Savunma Sanayii ve Havacılık sektörü açısından önemli ...

YAYINLARIMIZ
Tarih:
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
PTT 1. LİG PUAN DURUMU
Eskişehir Web Tasarım