•               
                  
  •               
                  
  •               
                  
  •               
                  

GIYBET, KOĞUCULUK VE İFTİRA

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

İslam dini; sosyal ilişkilere, kişilik haklarına, güven, huzur ve barış ortamının sağlanmasına, kavga, tartışma ve dargınlıklara sebep olacak davranışlardan kaçınılmasına büyük önem vermiştir. Bu sebeple sosyal ilişkileri zedeleyen, temel hakları ihlal eden ve ahlaki zafiyete sebebiyet veren gıybet, iftira, yalan, nifak, fesat, tecessüs, haset, hiciv ve benzeri söz, fiil ve davranışları yasaklamıştır. 1-”Gıybet”; bir insanı gıyabında eleştirmek, çekiştirmek ve hoşlanmayacağı sözler söylemektir. Halk arasında buna “dedi-kodu” da denir. Kişinin bedeni, nesebi, ahlâkı, işi, dini, v.s. gibi şeyler dedikodu konusu olabilir. Peygamberimiz (a.s.) ashabına; “Kardeşini onun hoşlanmadığı bir nitelik ile anmandır” diye tarif etmiştir. Kendisine, “Kardeşimde dediğim nitelik varsa ne buyurursunuz? Denilmesi üzerine, “Eğer dediğin sıfat kardeşinde varsa işte o zaman gıybet olur. Yoksa ona bühtan ve iftira etmiş olursun” buyurmuştur.” Kuranı-ı Kerimde: “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir” (Hucurat, 12) Bu âyet-i kerîme’de “kötü zanda bulunmak”, “insanların gizli hallerini araştırmak” ve “gıybet etmek” yeriliyor. Her üçü, kişilik haklarını ihlal eden, toplumun huzur ve güvenini sarsan davranışlardır. Özellikle gıybet, ölen bir insanın etini yemeye benzetilmiştir. Gıybeti yapılan kimse hakkını helal etmedikçe kişi gıybetin günahından kurtulamaz. Çünkü gıybet etmek kul hakkı yüklenmektir. Kul hakkını ise Allah bağışlamaz. Bunun içindir ki, yanında gıybet yapılan kimsenin hiçbir şey söylemeden gıybeti dinlemesi ahlaki bir davranış değildir. Bunu iki şekilde önleyebilir: a) Yapılan gıybete sözlü olarak müdahale eder, bunun doğru olmadığını, inancımıza göre haram ve büyük günah olduğunu söyler. Bu, müminin iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma görevidir. Yüce Allah, “Sizden kim bir kötülüğü görürse onu eliyle değiştirsin, eliyle değiştirmeye gücü yetmiyorsa onu diliyle değiştirsin, dili ile değiştirmeye gücü yetmiyorsa kalbiyle (fikriyle) onu tasvip etmesin, (protesto etsin). Bu imanın(ın gerektirdiği amellerin) en zayıf olanıdır” buyurmaktadır. b) Sözlü olarak gıybetin yapılmasına engel olamayacaksa hiç olmazsa yapılan gıybete ortak olmamalı, bunun için de yapılan gıybeti dinlememelidir. 2- “Koğuculuk” insanlar arasında söz taşımaktır. Bu, İslam’ın yasak ettiği ve büyük günah olarak saydığı ahlak dışı kötü davranışlardan biridir. Koğuculuk yapan kimseler, Peygamber efendimizin hadislerinde “nemmâm” ve “kattât” olarak isimlendirilmiş ve bu kimselerin (cezalarını) çekmeden cennete giremeyecekleri bildirilmiştir: Hadislerde: “Nemmâm cennete girmeyecektir”; “Kattât cennete giremez” buyrulmuştur. Hadiste geçen “kattât” ve “nemam” kişiler arasında söz taşıyıcısı demektir. Nemmam ve kattat; bir kimsenin işlediği olumsuzluğu bir başkasına fesada sebep olacak bir tarzda, rızası olmadan nakleden kişilere denir. Nemime; fertler arasındaki iyi ilişkileri bozan, toplumun huzurunu kaçıran, kardeşlik, birlik ve beraberliği olumsuz yönde etkileyen gayr-i ahlâkî bir davranıştır. 3- İftira: Bir kimsenin işlemediği bir suçu yapmış gibi anlatmak, onda bulunmayan bir kötülüğü varmış gibi göstermek iftiradır. Özellikle ahlaklı erkek ve kadınlar hakkında namuslarıyla ilgili konularda iftirada bulunmak büyük günahtır. Peygamberimiz (a.s.) “Helâk edici yedi büyük günahtan sakının” buyurmuş ve büyük günahlar arasında iffetli ve namuslu kadınlara iftirada bulunmayı da saymıştır. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Mü’min erkeklere ve Mü’min kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir” (Ahzab 33/58). Kişinin sorumluluğunu unutarak isteklerine ulaşmak amacıyla insanlara iftira etmek bir hastalıktır. İftiranın gayesi; insanları işinden ve şerefinden etmek, şerefli ve dürüst insanları yıpratmaktır. Bu bakımdan her söze, her habere inanmamak, onu iyice araştırmak gerekir. Özellikle ırz ve namus konularında hemen görüş belirtmemek, sonucu itibariyle son derece isabetli bir tutum olur. Nitekim Yüce Allah: “Ey iman edenler! Size fâsık birisi bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için haberin doğruluğunu araştırın” (Hucurat, 6) buyurmaktadır Yine bir ayette: “İnsan, (iyi veya kötü) her hangi bir söz söylemez ki, yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve tespit eden) hazır bir melek bulunmasın” (Kaf, 18) buyrulur. Sonuçta toplumu oluşturan bireyler olarak bize düşen görev insanların hayrına olan işlerde çok aktif davranırken insanların hoşlanmayacağı ve gizli hallerinin ifşa edilmemesi adına daha duyarlı olmalıyız. İşimiz ayıp ve kusur aramak değil toplumun ıslahı adına güzel işlere vesile olabilmektir. Örnek nesil olmaya namzet bireyler olarak örnek toplum olmaya çalışalım.

EN SON EKLENEN HABERLER

Restoratif Dişhekimliği Bilim Dalı’ndaki güncel gelişmelerin dinamik bir ortamda tartışılacağı ve bilgi alışverişinde bulunulacak kongre Es...

Tepebaşı Belediyesi’nin destekleri ile “Bir ilkeli insanın anısına” sloganı ile düzenlenen etkinlikte, Rüştü Bozkurt&...

Odunpazarı Belediyesi, “Kadınları ve Çocukları ile Mutlu Bir Odunpazarı” için çalışmalarına devam ediyor.

Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak, 24 Kasım Öğretmenler Günü sebebiyle bir mesaj yayınladı.

Avrupa Havacılık Kümelerinin Türkiye’deki ortağı olan Eskişehir Sanayi Odası (ESO), Avrupa Birliği tarafından finanse edilen EACP ABRO...

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’in Savunma Sanayii ve Havacılık sektörü açısından önemli ...

YAYINLARIMIZ
Tarih:
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
PTT 1. LİG PUAN DURUMU
Eskişehir Web Tasarım