BİDAT VE HURAFELER

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Bid'at; dinin aslından olmayan, şer'î delillere istinat etmeyen ve sünnete aykırı olarak icat edilen şeylerdir. Hz. Muhammed'in sünnetine, Kur'ân'ın açık hükümlerine, ashap, tabiin ve müçtehitlerin genel görüşlerine tamamen aykırı olarak ortaya çıkan hal, davranış ve işler demektir.

Hurafe; akla ve gerçeğe aykırı, aldatıcı sözlerdir. Genel olarak gerçek dışı kabul edildiği halde hoşa giden nakil ve rivayetler de hurafe olarak değerlendirilebilir. Ayrıca hiçbir mantıki izahatı bulunmayan, din adına ileri sürülüp benimsenen batıl inanç ve davranışlar da hurafe kapsamına girmektedir.

Bidat ve Hurafelerin birçok çıkış sebebi vardır. Bunlardan en önemlileri şunlardır:

1.Önceki dinlere ait kültürlerden bazı unsurların İslam Dinine taşınması.

2.Cehalet, yani dini temel kaynaklarından öğrenmek yerine çevreden duyumlara kulak vermek.

3.Özellikle bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimize dayandırılan uydurma hadisler.

  1. Bid'atlar, bilinçli olarak üretilirken, hurafeler kültürel etkileşimle oluşur.
  2. Bidatlarda, çok sevap kazanmak veya dinî vecibeleri fazlasıyla ifa etmek düşüncesi de etkindir.

            Çağımızda en yaygın bidat ve hurafenin başında Türbe ziyaretlerinde yapılan yanlışlıklar gelmektedir. İslam, insanın dirisine önem verdiği gibi ölüsüne de önem vermiştir. Ölüm hadisesi gerçekleştikten sonra ölüler temizlenip güzelce kefenlenir ve kabirlere konulur. Kabirlerin ziyaret edilmesinde orada yatan insanlar için hayır duada bulunulmasında hiçbir sakınca yoktur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmaktadır. “Size kabir ziyaretlerini yasaklamıştım. Artık, kabirleri ziyaret edebilirsiniz.” (Müslim, Cenaiz, 106) “Kabirleri ziyaret ediniz, Çünkü bu size ahireti hatırlatır.” (İbn Mace, Cenaiz; 47)

Evliyalar da denilen, Allah Dostu olarak kabul edilmiş kişilerin yattığı yerler halk nezdinde “Türbe” olarak adlandırılmıştır. Sonuç itibariyle türbeler de bir kabirdir ve ziyaret edilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Yalnız, bu ziyaretlerde İslam’ın koymuş olduğu ölçülere riayet edilmelidir. Türbelerde konulan bu ölçülere ters ve çok yanlış olan davranışları ise şöyle sıralayabiliriz:

1.Türbelerde yatanlar beşer üstü varlık olarak görmek ve Allah ile kendi arasında aracı olarak kabul etmek.

  1. Türbe ziyaretlerini sanki dini bir vecibeymiş gibi telakki etmek.

3.Çaput, bez bağlamak ve mum yakmak.

4.Türbelerde yatanlara adak adamak.

5.Türbelerde yatanlar adına kurbanlar kesmek.

6.Kabrin etrafında bulunan duvar, demir vb. şeyleri öpmek.

7.Türbelere eğilerek girmek.

8.Türbelerde yatıp şifayı orda yatanlardan beklemek.

9.Türbe kapılarına sahip olmak istediği şeyin resmini çizmek.

Yukarıda saymış olduğumuz davranışlar Müslüman’a yakışan hareketler değildir. Her gün 5 vakit namazımızda Fatiha süresinde bulunan “Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden Yardım dileriz” (Fatiha, 5) manasında ayeti okuduğumuz halde dediğimize muhalif olarak yardımı başka kapılarda aramak çelişki değil midir? İhtiyaçların karşılanmasını ölüden ummak kişiyi şirke sürükleyebilir. Şirk ise Allah’ın bağışlamayacağı en büyük günahlardandır.

Günümüzde üzülerek görmekteyiz ki; Kabirler, insanlara yaratılmış olan her şeyin bir gün ölümü tadacağını hatırlatmalıyken, dünyevi işlerin cevabının arandığı ve istismara zemin olan yerler haline getirilmiştir. Türbe, yatır ve evliya kabristanlarını ziyaret edenler, ahireti hatırlamalı, orada yatanların da daha önce aynı hayatta yaşadıklarını şimdi se toprak olduklarını anlamalı, kendisinin de bir gün kabre gireceğinin farkında olmalıdırlar. Kur’an okuyarak sevabını onların ruhuna bağışlamalı, isteklerini ise Allahtan istemelidirler. İsteklerini türbe ve kabirlere arz ederek oralardan imdat bekleyenler fayda yerine zarar göreceklerini unutmamalıdırlar.

Günümüzde halkımız arasında birçok şeye, uğur ya da uğursuzluk isnadı yapılmaktadır. Kimileri ayların, kimileri günlerin veya gecelerin, kimileri hayvanların, kimileri ise bazı eşyaların uğursuzluğuna veya uğurlu olduklarına inanmaktadırlar.

Bidat ve Hurafeler sosyal yaşantıda sıkıntılara sebep olmaktadır. İnanç yanlışlıklarından dolayı Dini yaşantıda sektelere sebep olmaktadır. Bidat ve Hurafelerden kaçınılmaz ise zaman içerisinde insanlar tarafından Dinin aslından sayılacak, böylece terk etmek günahmış gibi telakki edilebilecektir. Günümüzde bu durumu üzülerek görmekteyiz. İnandığı gibi yaşamayan kardeşlerimiz yaşamlarını inançları haline getirmişler ve yanlış şeylerin ardına takılıp gitmişlerdir.

Ehl-i sünnet âlimlerinden bir kısmı, sihir diye ortaya konan işlemlerin büyük bölümünün gerçekte hünerli bazı kimselerin sergilediği el çabukluğu, algı yanıltması, halkın bilgisizliğinden yararlanarak bazı fizik kanunlarını istismar etme, esrar, morfin vb. uyuşturucu veya sarhoş edici maddeler veya ilaçlar içirerek bir kısım insanları etkileme, umulmadık yöntemlere başvurarak insanları birbirine düşürme gibi gerçekte normal olan bir olayın olağan üstü bir yanı varmış gibi gösterilmesinden ibaret olduğunu belirtmişlerdir. 

Sihirin maddi etkisinin de bulunduğunu, ancak bunu sihirbazın değil -onun sebepleri yerine getirmesi sonucunda- Allah'ın yarattığını kabul ve ifade edenler varsa da; bize göre sihrin, maddi değil, ancak vehim ve hayal boyutunda bir etkisi olabileceği görüşü daha isabetlidir.

Allah Teâlâ'nın peygamberine, vahyi tebliğ etmesini emrettikten sonra "Allah seni insanlardan koruyacaktır" (Mâide: 5/67) buyurmuş olması da, başkalarına etkisi olsa bile ona sihrin tesir etmesine izin vermeyeceğini göstermektedir. Şu halde sihirin etkisi konusunda vahye dayalı olup tartışma götürmez bir delil yoktur. Bilim de sihirbazların iddialarını ispat için kullandıkları delilleri -bilim alanında, bilim yöntemleri ölçütünde- geçerli bulmamıştır. 

Kuran ve sünnete uymak bizim en temel vazifelerimiz arasındadır. Dinimizi Kur’an ve sünnetten öğrenmeliyiz. Hayatımızda karşılaşmış olduğumuz birçok şeyin Kur’an ve Sünnette olup olmadığını bilir isek hatalara düşmekten o kadar çok korunabiliriz.

                                                                                                                      Ali Osman ORUM

                                                                                                                           Müftü Yard.

 

 

EN SON EKLENEN HABERLER

Odunpazarı Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü başta olmak üzere; Park ve Bahçeler, Sosyal Yardım İşleri, K&...

Eskişehir’de bir vatandaşın onarım sonrası kendisine teslim edilen cep telefonunu şarja takıldıktan bir süre sonra adeta bomba gibi patlark...

Eskişehir'de yaşayan hidrosefali hastası 2 yaşındaki minik Azra’nın ameliyat olabilmesi için gereken paranın, sanatçı Haluk Levent...

Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Cenksu Üçer&...

Tepebaşı Belediyesi’nin her yaştan bireyi matematiğin gerçek dünyasıyla tanıştırmayı amaçlayarak hizmete sunduğu Matematik Ev...

Eskişehir Emniyet Müdürlüğü tarafından uyuşturucuyla mücadele kapsamında gerçekleştirilen operasyonda 6 şüpheli y...

Eskişehir Web Tasarım