MUTLULUK İNANÇLA MÜMKÜNDÜR

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Dünyalık elde ederek mutlu olma yolunda koşan insan mutluluğu yakalayamaz. Çünkü istek ve arzular nihayetsizdir. İnsan isteklerine sahip oldukça tatmin duygusu değil, tatminsizlik duygusu büyüyüp gelişir. Biz de deriz ki gerçek zenginlik ancak kanaatle elde edilir. Allaha güvenip ona tevekkül eden kişi huzuru ancak bu şekilde bulabilir. Dünyanın mihneti onu sarsamadığı gibi nimeti de onu şımartmamalıdır. Her türlü imkânı bizlere sunan çağımız, bizlere iç huzurunu, moral ve mutluluğu verememiştir. Çağımız için bir yönüyle bunalımlar çağıdır da diyebiliriz.

Maneviyatı ihmal etmenin bedeli bu dünyada huzursuz bir yaşamdır. Ahirette ise boş bir amel defteri ki bu da gerçek felaketin ta kendisidir. Çağımız insanı, tüm çabasını dünyalık için sarf ederken şimdilik Allah’a daha yakın kul olmayı hep ötelemektedir.  Ertelenen kulluğun en bariz göstergesi hacca gidenlerin çok yaşlı olmasından da anlaşılmaktadır. İbadete başlamanın dönüm noktası bazıları için hac ibadetidir ki ibadete daha sonra başlamak için haccın ertelenmesi çok dikkat çekicidir. Elden ve ayaktan düşmeden ibadete başlanılmaması bunun en bariz örneğidir. Bu düşüncede olup hacca gidemeden dolayısıyla ibadete başlayamadan ölen nice insan vardır. Şunu unutmayalım ki ölüm bizi beklemez.

Modern medeniyet, insanın dışında kurulmuştur. İnsani karaktere göre değil, nefsani zevklere göre şekillenmiştir. Modernite fıtrattan sapışın ifadesidir.  Fıtrattan sapma ECO sistemde de pek çok çöküntüler meydana getirmiştir ki onun olumsuz etkileri kişiler, aileler ve toplumlar üzerinde görülmektedir.  

Bugün hayatın daha sade, daha basit olduğu yerlerde insanların mutlu olduklarını, refah seviyesi yüksek yerlerde ise mutsuz ve iç huzurundan yoksun oldukları anlaşılmaktadır. Günlük hayatta modern aletlerin kullanımı insanlar arası ilişkileri asgari düzeye indirmektedir. Bu ise insanın yapısına aykırıdır. Bu gerçeğin güzel bir ifadesi şurada göze çarpmaktadır: İslam dünyasında insanlarla, camide yan yana namaz kıldığınız kimse ile fiziksel bir temasınız söz konusudur; yanınızdaki kimseye dokunursunuz. Birisiyle buluştuğunuz zaman el sıkışırsınız. Fakat Batı toplumunda kız arkadaş vb. dışında insanlarla fiziksel temasınız yoktur. Batı toplumu insan bağını kaybetmiştir. Batı toplumunda dinin bu anlamda yeri yoktur. Din, artık sadece pazar günleri yapılan bir ritüelden ibarettir.

 

İslam toplumu olarak bizler de tarihi yapımızı modernizmle birlikte yavaş yavaş kaybediyoruz.   Modernizmin alet ve edevatı bizleri esir almış durumdadır. Onlar bizim için bir araç olmaktan ziyade hayatın kendisi olma yolunda hızla yol alıyor. Günlük hayatımızın telaşı modern hayat biçimiyle azalacak yerde gitgide artıyor. Modernizmin çocuğu modernizmin aletlerinin hem sahibi hem de esiridir. Kumanda ile kendisine hükmettiğimizi zannettiğimiz, ama aslında kendisine esir olduğumuz televizyon ve internet ağı bizi tamamen kendisinin hükmü altına almıştır. 

Bizim de Batı yolunda olduğumuzun bir başka gerçek noktası şu ki, artık sokakta insanlarla selamlaşmıyoruz; kapı komşumuzun isminin ne olduğu dahi bizi ilgilendirmiyor; sıkıntılarımızı, dertlerimizi paylaşacağımız insanların sayısı giderek azalıyor. Bir ihtiyacımızı gidermek için en yakınlarımıza bile müracaat etmekten çekiniyoruz. Birçoğumuz dertlerimizi başkalarıyla paylaşamamanın sıkıntısını yaşıyor.

 

Modernizmin dini alandaki versiyonu olan Sekülerleşme sosyal bir süreç olduğu kadar da bir ideolojidir. Bugün batı toplumlarında sekülerleşmenin etkisiyle dinin sosyal alanındaki kontrolü kırılmış, eskiden olduğu gibi otoritesi sorgulanmadan hemen kabul edilir olmaktan çıkmış ve din tercih konusu haline getirilmiştir.  Ancak Batı toplumu üzerindeki etkisini İslam toplumu üzerinde tam olarak gösterememiştir.

Sekülerizm, Tanrı ile ahireti hesaba katmadan bir hayat sürdürmeyi ifade bağlamında bu isim kullanılmıştır.  Sekülerleşmenin bir ürünü olan sekülerizmin dini kökeni yoktur.  Sekülerleşme, doğa üzerine imanı ve onunla ilgili pratikleri zayıflatıp itibardan düşüren, müesses dinlerin sosyal etkisini azaltan bir süreçtir. (John Wilson)

Sekülerizm şimdilik bir dünya görüşü olma yolundadır.  İnsanın dini vesayetten kurtarılması, dünyayı dini anlayıştan temizleme, kutsal sembolleri yok etmedir. Hıristiyanlıkta dini hukukun olmaması sekülerleşmeyi kolaylaştırmıştır. Sekülerizm, komünizm bayrağı altında dine karşı nihai zaferine ulaştığını sanıyordu, ama hiç de öyle olmadığı anlaşılmış oldu. Din yine ayakta ve etkin bir durumdadır.  

Sonuç olarak, İslam kardeşliğin, yardımlaşmanın ve merhametin dinidir. Ötekine de hak verip saygı duyan ve farklılıkları kaynaştıran güçlü bir potansiyeli vardır. Ötekiyle yaşama geleneğinde en başarısız toplum maalesef batılılardır. Onların Bosna’sı, Makedonya’sı, Kudüs’ü, Filistin’i yoktur. Çoğulculuk ve farklı kültürlerle imtizaç Müslümanlardadır. Karikatür krizleri onlara mahsustur.   Farklılıkları kaşıyıp kangren yapma onlara has bir alışkanlıktır.   

                                                                                             

EN SON EKLENEN HABERLER

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi bir ilke daha imza atarak “Alzheimer’in Hastalık ve Sosyal Boyutu” konulu etkinliğe ev sahipl...

Tepebaşı Belediyesi Gençlik Merkezleri, yaklaşık 250 kişi ile Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, vefatının 80. yılında Anı...

AK Parti İl Başkanlığı, yerel seçimlerde partiden aday olmak için başvuranlara yönelik, teşkilat içinde temayül yoklama...

17-18 Kasım Erozyonla Mücadele Haftası kapsamında “İklim Değişikliği” konulu stant Kanatlı AVM’de açıldı.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Emine Nur Günay ilçe gezilerine Beylikova ile devam etti.

Gerçekleştirdiği çalışmalarda kadınlara pozitif ayrımcılık tanıyan Odunpazarı Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Ulu...

Eskişehir Web Tasarım