GÜNAH, İNSAN VE TEVBE

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Günah: 

            Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan ve Ahirette cezayı gerektiren fiil ve davranışlar günah olarak tanımlanır. Buna göre dinî emirlerin yerine getirilmemesi veya yasakların çiğnenmesiyle meydana gelen dinî, ahlakî ve vicdanî açıdan sorumluluk gerektiren tüm kötü işler günah olarak değerlendirilir. Bilineceği üzere, dünyevî kanun ve kuralların çiğnenmesi suç olarak adlandırılırken, dinî alandaki her türlü yanlışlıklar da günah olarak adlandırılmaktadır.  

Günah, eşyanın tabiatına uymayı reddetmektir. Günah, hayat kanunlarına isteyerek veya istemeyerek saldırmaktır. Günahın varlığını ve yanlışlığını bilmemezlikten gelmek çok saçmadır. Günah gerçekten çok zararlıdır. İşlenilen tüm günahlar, bireysel ve sosyal düzensizliklere sebep olur ki; bu düzensizliklerin onarılması çok defa imkânsızdır.

İnsan:

İnsan, iyilik ve hayır işler yapmaya müsait yaratıldığı gibi, kendini günah işlemeye sevk eden arzu ve isteklerle de yaratılmıştır. Meselâ insanda açlık ve cinsellik dürtüleri vardır. Açlık dürtüsü insanda aç gözlülüğe, cinsellik dürtüsü de şehvete dönüşebilir. Ancak insan, bunları kendisi için yüz kızartacak bir noktaya getirmeme kabiliyetine de sahiptir. Esasen insanı hayvandan ayıran en önemli özellik de budur. Bu vesileyle kâmil insan, kendini yasak ve ayıplı işlerden korumayı başarabilen insandır. 

Psikologlar, insanı harekete geçiren motivasyonları, dürtülerden veya ideallerden kaynaklanmaları açısından güçlü veya zayıf olmak üzere ikiye ayırırlar. Buna göre dürtülerden kaynaklananlar güçlü, akıl ve şuurdan kaynaklananlar ise zayıf kabul edilmiştir (Selbie, s. 229). Kuvvetli dürtülere karşı koymak zordur; hatta düşünerek yapılan davranışlarda bile şuuraltından gelen bu dürtü ve çağrışımların etkisinde kalınabilir. Bunlara karşı koymak kişilikte psikolojik çatışmalara yol açabilir. Bu da sonuçta iç sıkıntısı ve depresyona sebep olur.

Sıradan işlenen günahla marazî bir hal alan ahlâksızlık arasında ayırım yapılmaktadır. Buna göre günah yanlış bir duygunun sonucu iken marazî ahlâksızlık, kontrol edilemeyen dürtüleri oluşturan şuuraltı komplekslerinden kaynaklanır. Günah kendisiyle beraber suçluluk duygusunu da getirir. Bunun gerçekleşebilmesi için kişinin neyin doğru, neyin yanlış olduğuna dair dinî veya ahlâkî bir bilgisi olmalıdır. Değer yargıları oluşturmak ve sorumluluğun farkına varmak insan benliğinin tabii bir gelişimidir. Ancak bunlar, insanın hem mizacına hem de eğitimine bağlı olarak gelişir.

Günahkâr İnsan:

Allah insanı mükerrem yani şerefli kılmıştır. İnsanın yaptıkları yaratılışıyla bağdaşmalıdır. İnsan, kendine şah damarından yakın olan Rabbinden sakınmalıdır. Hadiseler insanı zaman zaman uyarırken insan yine de gaflet eder. Sevaba değil de dünya malına tamah eder. Nefsinin hevasında koşturur, servetiyle gururlanır, mezarın karanlığını unutur oradaki gazabı hatıra getirmez.

Fazla hırs din ile bağdaşmaz.  Heva ve hevese uymak kişinin başına felaket getirir. Tedbir kişiyi selamete ulaştırır. Edep dairesinden dışarı çıkmak Allaha yakınlığa manidir. Leke getirecek yerlerden kaçınmak Allah katında ki dereceleri yükseltir. Haysiyet ve şerefin artması tehlikelere katlanmakladır.  

Fransız filozofu Malebranche der ki: ilk insanın günahı, ruhumuzun tanrıyla birleşmesini öyle zayıflatmıştır ki,  bu birleşme yalnız arınmış kimselere kendini hissettirir. Denilir ki bu günah bizi tutkularımıza karşı bağımlı bir duruma getirdi. İnsanların daima tenle ilgili olan şeylerle uğraştıkları ve kendi ruhlarının yetkinliğine zorunlu olan şeylerle hiç de uğraşmadıkları görülmektedir. İnsanlar zavallı ve yoksul bir yaşamı ellerinden kaçırmamak için sıkıntılara katlanarak sürdürürler. Tene düşkünlük onların her gün ki işleri ve güçleridir.

Günahlardan Arınma

Her insan, günah işler ve hata eder. Ancak iman sahibi mü’min, işlediği günah veya yaptığı hatadan, pişmanlık duyarak hemen Yüce Rabbine sığınır ve O’ndan af dileyerek tövbeyle arınmaya çalışır.  O günah ve hatada, bile bile ısrar etmez. Tövbeleri kabul edenin Allah olduğunu bilir ve O’na yönelir. İslâm’ın insanlardan beklediği; yüce Allah'a yönelmek, bu yönelişte gerçekten samimî olmak, Allah’ın yasakladığı büyük günahlardan uzak durarak O'na itaat etmek ve hoşnutluğunu kazanmaktır.

Zaaflara hoşgörü ile yaklaşan, yetersizlikleri anlayışla karşılayan, tövbeleri kabul eden, kusurlara göz yuman, günahları bağışlayan, kötülükten dönenlerin yüzüne kapıyı açık tutan, pişmanlıkları lütufla karşılayan ilâhi rahmet mutlaka imdada yetişir.

Bu itibarla Allah’a kul olmanın manevi zevkine ererek hata ve kusurlarını itiraf eden, işledikleri günahların farkına vararak tövbe ve istiğfarda bulunanlar ilahi rahmete nail olurlar. Çünkü şefkat ve merhametini, rahmeti ve bağışlamasını kelimelerle ifade edemeyeceğimiz Yüce Rabbimiz, kendisine samimiyetle yönelen gönülleri, açılan elleri, çevrilen yüzleri boş çevirmez. Günahtan kaçınmanın başta gelen şartı güçlü bir iradeye sahip olmaktır.

Bu iradeyle birlikte imanı devamlı zinde tutmak gerekir. Günah işlerken, kişiyi hiç kimse görmeyebilir, ama Allah görmektedir. Allah’ın mülkünde günah işlemek, O’nun koyduğu yasakları hiçe saymak ne büyük bir cehalet, ne hazin bir cesarettir. Kişi, böyle bir düşünce ve iman zindeliği ile günaha karşı tavır almalıdır.

“De ki: Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”(Zümer, 53)

Hz. Muhammed (a.s.m.) da şöyle buyurur:  “Eğer her zaman benim yanımda bulunduğunuz üzere olsanız, melekler sizinle musafaha eder ve sizi evlerinizde ziyarete gelirlerdi. Eğer siz günah işlemeseydiniz Allah, bağışlayabilmek için günah işleyecek bir kavim yaratırdı.” (İmam Ahmet, Tirmizî)  

“Bütün insanlar hata yapar, hata yapanların en hayırlısı ise hatasından dönendir. ” (İbn Mace Zühd, II, 1420).   

 “Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâla’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zaman ki sevincinden çok daha fazladır.” (Buhâri, Daavât, VII, 146)

“Allah Teâla gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini açar. Geceleyin günah işleyenin tövbesini kabul etmek için de gündüzün elini açar. Güneş battığı yerden doğuncaya kadar böyle devam edip gider.” (Müslim, Tevbe, III, 2113)

EN SON EKLENEN HABERLER

Eskişehir’de tombala oynatıldığı tespit edilen yerlere polis ekipleri tarafından operasyon yapıldı.

Özdilek Eskişehir AVM’ de bulunan ve bir Özdilek markası olan Qualitasspa Sağlıklı Yaşam Merkezi, trend sporlardan biri olan Spinning ...

Eskişehir'de, dolandırıcılık yaptıkları ve tombala oynattıkları iddiasıyla 7 kişi gözaltına alındı.

Demokrasi İçin Dayanışma Platformu üyeleri Yenikent Pazarı’nda Türkiye’nin ekonomik gidişatı üzerine bir basın a&cce...

Danıştay’ın Öğrenci Andı kararını sendikalar yaptıkları açıklamalarla desteklerken, Türkiye Gençlik Birliği üyeleri...

Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsan ve yönetim kurulu üyeleri TÜLOMSAŞ Genel Müdürü Hayr...

Eskişehir Web Tasarım