06 Eylül 2010 Pazartesi

 REKLAMLARINIZ İÇİN 0 222 220 04 00

Anasayfa | Sık Kullanılanlara Ekle | Sitene Son Dakika Ekle

          

SİTE İÇİ ARAMA  

 

  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  GÜNÜN İÇİNDEN
  BÖLGE
  MİZAH
  İletişim

Seda Market
Sadi SEDA
sadiseda@hotmail.com , sadiseda@mynet.com Yazara Mesaj Yolla
49818 Kez Okundu.
Bu Yazıyı Facebook'ta Paylaş

SİZ-BİZ BEN-SEN!





Gazetecinin asli görevi eleştiridir. Fakat iktidarları veya güçlü olanları eleştirmek öyle kolay değildir. Bu yüzden herkes gazetecilik yapamaz.
Ayrıca dürüst bir gazeteci her zaman yalnızdır. Bu işe başlarken zaten, doğru söyleyenin dokuz köyden kovulacağını da bilir. Bunun için ömrü hep rahat edebileceği onuncu bir köy aramakla geçer. Bunun bir hayal olduğunu aslında en iyi kendi bilir. Ama buna rağmen yolundan dönemez. Belki de bu O'nun kaderidir. Bir gazeteci için en tezat olaylardan biri de eleştirdiği kişileri zaman zaman savunmak zorunda kalmasıdır.
Ne İsa'ya ne de Musa'ya yaranamazsınız.
Hiç kimsenin eleştiriye tahammülü yok.
Doğru yapanında yanlış yapanında.
Referanduma bugünü ve 12 Eylül gününü saymaz isek 8 gün kaldı.
Bugüne kadar referandum ile ilgili yazmış olduğumuz yazılarda bazı maddeleri eleştirdik, bazılarının da gerekli olduğunu savunduk.
Eleştirdiğimiz maddeler yüzünden iktidar partisine mensup daha doğrusu 'evet' cep-hesindeki dostlardan eleştiriler aldık.
'Doğru, değişmesi gereken maddeler' bunlar dediğimiz maddeleri savunduğumuzda da bu kez 'hayır' cephesindeki dostlar sitem ettiler.
Bizler kamuoyunun göz önünde olan insanlarız.
Köşelerimizdeki yazılar şahsi ihtiraslarımız sonucu yazılmış yazılar değildir.
Belki yılda birkaç kez ölçü kaçabiliyor ama yine de bu 'ben şu kişiye gıcık oldum. Köşemde geçireyim' anlamı taşımamakta.
Lafı fazla eveleyip-gevelemeden referanduma getireyim.
Siz - biz.
Ben - Sen.
O - Öteki. Neden bu ayrıştırma?
12 Eylül'de sandığa gideceğiz. Anayasa için Evet - Hayır diyeceğiz.
12 Eylül sonrası bu ayrışmalar, kopmalar, kutuplaşmalar bitecek mi?
Hiç sanmıyorum.
Temenni etmiyorum ama daha beteri olacak.
Hani yeni Anayasa'da çocuklar ve kadınlar tacizden korunuyordu.
Yoksa.
Erkektir yapar mantığı mı geçerli oluyor.
Yani kadın tacize de uğrasa, şikayet etmesin.
Kaderine razı olsun, mantığı mı?
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ MÜ, GÜÇLÜLERİN HUKUKU MU?
Hangisi?
Biz papatya falına devam edelim.
EVET mi?
HAYIR mı?
Hikâye Ortadoğu'da geçer.
Kendisine demokrasinin nimetlerinden bahseden Batılıya, yaşlı bedevi sorar: "Demokrasi gelince şu yüksek binaların sahibi değişecek mi?" Hayır.
Peki, şu fabrikaların? Hayır.
Peki, şu büyük arazilerin, petrol kuyularının? Hayır?
Bedevi özetle şunu sormaktadır; "Demokrasi gelince benim yaşamımda pozitif yönde bir değişim olacak mı?
Batılı 'evet' diyemez.
Nasıl desin ki, monarşilerden şekli demokrasiler, demokrasilerden de monarşi-ler, temelde ise hep oligarşiler türemiyor mu?

***
Gelelim Türkiye'ye.
Siyasal literatürün tersinden işlediği, sağcıların solcu, solcuların sağcı kabul edildiği Türkiye'de 12 Eylül'de referandum var.
Meydanlar 'evet' ya da 'hayır' sesleriyle inliyor.
Evet'çi cephe, 'Anayasa değişecek dertler bitecek' sloganları atarken, Hayır'cı cephe Anayasa değişikliklerinden çok 'iktidara hayır' diye bağırıyor.
Evet'çilere soralım;
Sandıktan 'evet' çıkarsa, ihaleler (hakika-ten) şeffaflaşacak mı?
Fırsat eşitliği sağlanacak ve haksız rekabet önlenecek mi?
Devlet kadrolarında 'liyakat' ve 'ehliyet' geçerli olup, amiyane tabirle torpil (iltimas) tarihe karışacak mı?
Muhalifler üzerindeki baskılar azalacak mı, kendilerinden olmayanların da 'fikir ve hak sahibi' olabileceği dikkate alınacak mı?
Kaynakları elde tutmak ve yönetmek bir 'hak' olmaktan çıkacak mı?
Kısacası; iktidar partisine yakın olmak bir avantaj olmaktan çıkacak mı?
Bu soruların temel muhatapları 'evet' diyor veya 'evet deyin' diye bağırıp çağırıyorsa, bence burada bir yanlışlık var!
Daha somut olalım, Anayasa Mahkemesi'ne üye seçilmesi, HSYK'nın yapılanmasında değişikliğe gidilmesi, YAŞ kararlarına yargı yolu açılması durumunda 'Vatandaş Mehmet'in hayatında ne değişecek?'
Bir de tersinden soralım; bu ülkede bugüne kadar 'toplum yararına' yapılamayanların sorumlusu 82 Anayasası mıdır?
***
Gelelim Hayır'cı cepheye.
Geçmişte zaman zaman kendilerinin de dile getirdiği Anayasa değişikliklerine bugün niye 'hayır istemezük' diye bağırıp çağırıyorlar?
Çünkü iyi biliyorlar ki, güç kimde ise bu değişiklikler en çok onun işine yarayacak, yani AK Parti'nin.
Haliyle muhalefetin (yerleşik bürokrasinin de yönlendirmesiyle) 'hayır' demesi değişikliklere değil, bizatihi AK Parti'yedir.
Bir de içeriğe 'hayır' dediklerini farz edelim ve soralım:
Sandıktan hayır çıkarsa, 'AK Parti'nin frenlenmesinden başka' ne değişecek?
Geçmişte olan bitenlerin sorumlusu olarak bugün farklı olarak ne söylüyor ve vaad ediyorsunuz?
Görünen o ki hiçbir şey.
Öyleyse 'eski' statükodan beslenenlerin dışındakiler neden 'hayır' desin.
Son söz, Evet'in de Hayır'ın da arkasında sadece siyaset var, yoksa 'Vatandaş Mehmet kimsenin umurunda değil.


milliirade@hotmail.com / Telefon: 0 222 220 04 00

© 2006-10 Milli İrade Gazetesi
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: iletisim@milliirade.com
Sitedeki bazı harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Milli İrade Gazetesi harici linklerin sorumluluğunu almaz.